Bir internet sitesinde bu küçük haberi görünce çok heyecanlandım. Bir Sezen Aksu aşığı olarak elbette bu haber beni kesmedi. Acilen daha fazlasını öğrenmem gerekiyordu. Hemen yakın dostum Sibel Algan'ı aradım. Sezen Aksu'nun tabiriyle onun "halkla ilişkiler müdiresi"ni... Sibel bana Sedef Aygün'ün telefonunu iletti. Heyecanla telefona sarıldım.

Sedef Hanım, Berlin'de Französische Straße'de yeni şubesi açılan Titanic Otel'ler zincirinin sahiplerinden Ahmet Aygün'ün eşi. Avrupa'daki otellerin pazarlama ve kurumsal iletişimden sorumlu. Karşımda benim gibi koyu bir Sezen Aksu aşığı buldum.

Berlin'in en işlek caddelerinden birinde yer alan, yüzde 85 müşterisinin yabancı olduğu 5 yıldızlı Titanic Gendarmenmarkt Otel’de böylesi özel bir projeyi hayata geçirmek de başka türlü mümkün olamazdı zaten. Ancak aşkla yapılabilirdi. "Bu bizim Sezen hanımın şahsına gösterdiğimiz tezahürattır. Onun eserlerine, kimliğine, duruşuna ve sıkı sıkı sarıldığı değerlerine saygı duruşumuz, gönülden sevgi gösterimizdir" diyerek söze başladı Sedef Hanım ve bu özel hikayeyi anlatmaya başladı.

SEZEN AKSU ALMANYA'DAKİ SON KONSERİ SONRASINDA BU OTELDE KONAKLADI

Ocak ayında İstanbul'da verdiği konserlerde sahnelere veda ettiğini açıklayan Aksu, hepimizi çok üzmüştü. Bu son İstanbul konserlerine ben de şahit olmuş, çok duygulanmıştım. Sonrasında Aksu, daha önceden sözünü verdiği birkaç konseri daha tamamlayıp kendi kıyılarına çekildi. O konserlerden birini de ilkbaharda Berlin'de verdi. 

O konserden sonra Aksu ve ekibi, Aygün ailesinin Titanic Oteli'nde konaklamış. Kendisine presidental suit açılmış. Aksu'nun geleceğini duyunca "Aile ve işletme olarak çok mutlu olduk" diyor Aygün. "En büyük mutluluğumuz da Sezen Hanım'ın kaldığı odadan duyduğu memnuniyet oldu. Dekorasyona hakim renkler, onun da evinde kullandığı renklermiş. Kendisini evinde gibi hissetmiş.”

"SEZEN AKSU GİBİ ÖNEMLİ BİR DEĞERİMİZİ ONORE ETMEK İSTEDİK"

Sezen Aksu otelden ayrılınca Aygün'ü bir hüzün kaplamış, "O gidince biz odayla baş başa kaldık. Hem çok mutlu hem de hüzünlüydük. O anda karar verdik. Onun bu odadaki güzel hatıralarını yaşatmalıyız, dedik. Dünya olarak zor zamanlardan geçiyoruz. Sahip olduğumuz böyle özel değerlerin kıymetini ne yazık ki onlar yaşarken bilmiyoruz. Sezen Aksu gibi bir değeri, yaşarken onore etmek istedik. İznini almak üzere Sezen Hanım'ı aradık. Çok duygulandı. Bu sizin kararınız, ben ne diyebilirim. Sizin güzel gönlünüz nasıl isterse" dedi.

SUİT, AKSU'NUN KİŞİSEL EŞYALARI, FOTOĞRAFLARI VE ALBÜMLERİYLE SÜSLENDİ

Aksu, bu jest sonrasında suite kişisel eşyalarını bağışlamış. Sezen Aksu'nun NTV'de de yayınlanan Royal Filarmoni Orkestrası konserinde giydiği siyah elbise odanın baş köşesinde duruyor.

Elbiseyle birlikte Aksu’nun albümleri, imzalı şiir kitapları, az bilinen fotoğrafları, sevdiği yiyecekler (mesela sevdiği çikolata) suitin içine estetik bir biçimde yerleştirilmiş. "Yakında Sezen Hanım'dan başka eşyalar da istemeyi düşünüyoruz" diyor Sedef Aygün, "Ben bu suitin mini bir Sezen Aksu müzesi gibi olmasını arzu ediyorum. Aslında eksiklerimizi tamamladıktan sonra hizmete açmak istiyorduk ama Berlin Fashion Week'e yetişmesini istedim. Moda haftasına dünyanın en ünlü modelleri ve yıldızları geldi. Birçoğu da bizim otelimizde konakladı. Amacım bir an önce onlara bu 'Sezen Aksu Suiti'ni’ göstermekti.”

Sezen Aksu'un Royal Filarmoni Orkestrası konserinde ve Avrupa'daki son konserlerinde giydiği siyah elbise de suitte sergileniyor.
Sezen Aksu'un Royal Filarmoni Orkestrası konserinde ve Avrupa'daki son konserlerinde giydiği siyah elbise de suitte sergileniyor.

"'LEGENDARY TURKISH DIVA' DİYE GÖĞSÜMÜ GERE GERE BAŞLIYORUM SÖZE"

Sedef Aygün, suitte konaklayan misafirlerin Aksu'yu merak edip sormasını çok arzuladığını söylüyor.

"İstedim ki, o suitte kalan dünya yıldızları bana gelip sorsunlar 'kimdir bu kadın' diye. Ben de onlara göğsümü gere gere anlatayım Sezen Aksu'yu. 'Legendary Turkish Diva' diye başlayayım söze şöyle gururla..." 

Sezen Aksu suitinin ilk konuğu olan Hollywood yıldızı Milla Jovovich, Aksu’nun eşyalarının fotoğrafını çekti.
Sezen Aksu suitinin ilk konuğu olan Hollywood yıldızı Milla Jovovich, Aksu’nun eşyalarının fotoğrafını çekti.

SUİTİN İLK KONUĞU MILLA JOVOVICH OLDU

Aynen tahmin ettiği gibi de olmuş Sedef Hanım'ın. Moda haftası sürerken suitin ilk konuğu Hollywood yıldızı Milla Jovovich olmuş. Elbette böyle müze gibi bir odaya gelince şaşırmış Jovovich. Sedef Aygün, ona Aksu'yu uzun uzun anlatmış. Ünlü yıldız Aksu’nun eşyalarının fotoğrafını çekmiş "Oda çok ilginç geldi Jovovich'e. Çok etkilendi fikirden. Giderken Aksu'nun Royal Filarmoni'yle kaydettiği son CD'sini hediye ettim. Çok mutlu oldu" diyor Aygün ve hemen ikinci bombayı patlatıyor.

ABD'li oyuncu Mischa Barton da Sezen Aksu suitinin ikinci konuğuydu. 
ABD'li oyuncu Mischa Barton da Sezen Aksu suitinin ikinci konuğuydu. 

SUİTİN İKİNCİ KONUĞU ABD'Lİ OYUNCU MISCHA BARTON

"Jovovich’in ayrıldığı gün Amerikalı oyuncu Mischa Barton suite giriş yaptı, o da çok etkilendi. Ona da anlattım Sezen'imizi. Dikkatle, merakla dinledi. O bizzat odada kendi fotoğrafları olsun istedi. Aksu resimleri önünde onun CD'siyle poz verdi. Ona da Sezen'in CD'lerini hediye ettik. Otelimizin yüzde 85 müşterisi yabancı. Bu yüzden de bu oda için özel bir kitapçık hazırlatıyoruz. Almanca, İngilizce başta olmak üzere farklı dillerde hazırlanıyor. Gelen misafirler o kitapla Aksu'yu daha detaylı tanıma şansı bulacak. Bir yandan da odada her kalan Sezen'in albümlerini sormaya başladı. Albüm siparişi verdik. Odada konaklayanlara Royal Filarmoni ile yaptığı albümü hediye edeceğiz."

Gazeteci ve yazar Ece Temelkuran da Sezen Aksu suitinin konukları arasında yer aldı. 
Gazeteci ve yazar Ece Temelkuran da Sezen Aksu suitinin konukları arasında yer aldı. 

ODADA SÜREKLİ SEZEN AKSU ÇALIYOR

Bu arada suitte sürekli Sezen Aksu'nun Royal Filarmoni CD'sinin çaldığını da heyecanla müjdeliyor Aygün "Yakında başka sürprizlerimiz de olacak. Eksiklerimiz var hala" diyor.

“BİZİM İÇİN MANEVİ DEĞERİ ÇOK YÜKSEK”

Suitin fiyatını da soruyorum. "Bizim için maddi değil, manevi değeri çok önemli. Bir sanatçının hatırasını ölümsüzleştirmiş olmak bizim en büyük mutluluğumuz" diyor. Ben de böyle düşünsem de yine de merak edenlere, rezervasyon yaptırmak isteyenlere bir fiyat aralığı verelim. Yüksek sezonda 1000- 1600 Euro arası değişiyormuş. Ben, sonsuza kalacak bu özel ve kıymetli hatıra için başta Sedef Aygün olmak üzere emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Ve yeri gelmişken Sezen Aksu'ya da duygularımı, özlemimi bir mektupla ifade etmek istiyorum. Başta Sezen Aksu olmak üzere hepimizin bayramını da kutluyorum.

"BİLMİYORUM NASIL GEÇER, GERİ KALAN...."

Çok özledik sizi Sezen Aksu...

Biliyorum, yorgunsunuz. Dinlenmek istiyorsunuz.

Hepimizin böyle hissettiği zamanlar olur, mutlaka olmuştur...

Her şeyi bırakıp gitmek isteriz.

Sizin bir şarkınızda içinizi döktüğünüz gibi:

"Basıp gitmek isteriz buralardan, kendimizi doldurup trenlere, bir daha hiç basmadan frenlere, gördüğümüz bütün duraklarda inmek, ağrıyıp ağrıyıp dinmek, isteriz..."

"Bu fotoğraf geçen yıl Harbiye Açıkhava’da 'Sezen’li Yıllar' konseri sonrasında çekildi. Ben o konserin, son konserlerden biri olduğunu henüz bilmiyordum."
"Bu fotoğraf geçen yıl Harbiye Açıkhava’da 'Sezen’li Yıllar' konseri sonrasında çekildi. Ben o konserin, son konserlerden biri olduğunu henüz bilmiyordum."

"Tarifsiz, tarihsiz, tanımsız, adsız, fil gibi ölmeye yatmak..." ve sonra "çırılçıplak uyanmak" isteriz.. Ve "tekrar tekrar hatırlamak, kundaklanmamış o ilk anı.."

Biliyoruz "yoksunuz, kabuklarınızı kırana kadar... Kimbilir kaç yıl oldu kendinizi dinlemeyeli..."

Belki de bir deniz kıyısındasınızdır şimdi.

Denize sıfır öylece bakıyorsunuzdur uzaklara.

Sadece susuyor, uzun uzun seyrediyorsunuzdur denizin hırçın dalgalarını...

Öyle ümit ederim ki onlar dövdükçe sahili, ruhunuza yeniden yaşam doluyordur. Yeniden güç ve umutla yıkanıyorsunuzdur.

Bebeğin anne sesine, duasına sığınması gibi dalga seslerine sığındınız siz de belki de...

Hepimiz gibi huzur bulmak için sarıldınız o mavi denizlere.

Ama bilin ki biz de sizi çok özledik ve eksikliğinizi her gün daha da derinden yaşıyoruz. 

Biz hep size sarıldık, sığındık bugüne kadar.

Siz sadece şarkı söylemiyordunuz bize konserlerinizde.

Sizin konserleriniz dert paylaşma, hal hatır sorma, birbirimize sarılma, iç dökme, arınma buluşmaları gibi oluyordu.

Sanki bizi evinizin bahçesinde ağırlıyordunuz her yaz...

SUAT KAVUKLUOĞLU'NUN ÖNCEKİ YAZILARI

"Anlatın bakalım çocuklar, neler oldu, nasıl geçti bir yıl, neler yaşadınız, bakın benim başıma bunlar geldi, işte atlattık çok şükür, sizden ne haber, siz iyi misiniz, hayatta mıyız, güçlü müyüz hala" diye candan sarılıyordunuz her birimize. Öpüp kokluyor, başımızı okşuyor, omzumuza dokunuyordunuz.

Karşılıklı bir dökülme yaşıyorduk.

Önce böğürüp ağlıyor, sonra bütün zehri akıtıp rahatlıyorduk.

"Biz birlikte hallederiz yine be çocuklar, ah çok yaralandık ama hadi bakalım tutalım ellerimizden birlikte ayağa kalkarız yine evelallah" diyerek bize güç veriyordunuz. Bizi aşkla, umutla doldurup yolluyordunuz evlerimize.

Evet, bir süredir sahneleri bırakmak istediğinizi söylüyordunuz.

Ama biz hiç inanmamıştık bizi bırakıp gidebileceğinize. Yine devam ederiz sanıyorduk hep birlikte ama bu kez kararlıydınız.

O son konserlerde çok yorgun, çok hüzünlü ve yaralıydınız.

"Tanrının Gözyaşları"nı okurken o bakışınız vardı ya, bize el sallayışınız....

Orada durdu zaman.

Bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmadı.

Aslında size bana çok dokunan bir sözünüzle seslenmek istiyorum. Kafiyenizin eşsiz uyumuna dokunmak istemediğimden, hem de bize o sıcaklığı siz verdiğinizden, müsade ederseniz dilbilgisi olarak ikinci tekil; ama kalbimi gönlümü en çoğaltan şahıs ekiyle, bir kez daha hayatıma kattıklarınız için sonsuz sevgi, saygı ve teşekkürlerimle... 

"Bilmiyorum nasıl geçer geri kalan

Aslında kafidir bana müthiş hatıran...."

Ama siz yine de temelli gitmeyin olur mu? Siz, yine gelin, ne olur gelin, bizi unutmayın, yine kalp kalbe, göz göze olalım. Yine zor zamanlarda şarkılara sığınalım...