SUAT KAVUKLUOĞLU'NUN ÖNCEKİ YAZILARI

Geçtiğimiz hafta girizgahı yapmıştık. Türk müzik sektöründe bir kısır döngü yaşandığını, birçok sanatçının hala eskilerden medet umup "geçmiş"in limanına demirlediğini yazmıştım. Geçmiş zaman"lı konsept albümlerde öne çıkan alaturka ve arabesk akımı incelemiştim. 

Türkçe müzikte umudumuz yarınlarda değil yine geçmişte yazısını buradan okuyabilirsiniz.

Yazının sonunda bir notum daha vardı. Pop müzik semalarında bir süredir caz ve latin rüzgarları estiğinden söz etmiştim. Gelin o akımı birlikte inceleyelim. 

KENAN DOĞULU'NUN CAZ ALBÜMÜ "İHTİMALLER" PEK YAKINDA 

Kenan Doğulu, Türk pop müziğin en üretken isimlerinden oldu hep. Bir yandan popüler şarkılar yazıp "hit" kalırken, bir yandan da farklı seslerin, müzik türlerinin yanında, arayışında, hep peşinde oldu. Şarkılarına farklı düzenlemeler, remix'ler yaptırdı. Genç müzisyenleri destekledi. Dolayısıyla ondan yıllar sonra gelen caz albümü şaşırtıcı değil. Elbette birgün müzikteki bu arayışları onu caz müziğin kıyılarına getirecekti.

Doğulu'nun "İhtimaller" adını verdiği caz albümü haziran sonunda yayınlanacak. Albümde sanatçının 14 yaşında yazdığı ilk şarkılarından, "Aşk Oyunu"ndan başlayarak "Yazmışsa Bozmak Olmaz"a, "Baş Harfi Ben"den "Can Bebeğim"e, "Ex Aşkım"dan "Sımsıkı Sıkı Sıkı"ya 10 klasikleşmiş şarkısının caz versiyonlarıyla "İhtimal" adlı yeni bir şarkısı yer alacak.

CAZ SOSLU POP DEĞİL TAM CAZ

Doğulu bu albümün ilk konserini geçtiğimiz ay İş Sanat'ta verdi. O konserde şarkıların bir kısmını dinleyebilme şansım oldu. Albüm yayınlanınca daha detaylı yazacağım ama şu kadarını söyleyebilirim. Bu albüm öyle caz dokunuşlu, caz soslu bir pop albümü değil, olabilecek en iyi şekilde hazırlanmış bir "caz" albümü. Bütün şarkıların alt yapıları Ercüment Orkut, Can Çatkaya ve Bulut Gülen tarafından caz müzik formlarında düzenlenmiş. Doğulu'ya albümde Türk caz müziğin en önemli müzisyenleri eşlik ediyor. Tamamen canlı kaydedilen albümde piyanoda Ercüment Orkut ve Can Çankaya, kontrabasta Ozan Musluoğlu, davulda Mehmet İkiz ve Ferit Odman, trompette Şenova Ülker, trombonda Bulut Gülen, saksofonda Engin Recepoğulları ve vokallerde Sibel Gürsoy ile Tuğba Önal’ı görüyoruz. Bu rüya ekibin İş Sanat'taki uyumu da muhteşemdi. Albümün, Doğulu'nun 25 Haziran'daki Harbiye Açıkhava konserine yetişmesi planlanıyor. Kutlama gibi bu konser kaçmaz. 

MÜJDE: SEZEN AKSU'NUN CAZ VE LATİN HALİ BULUNDU!

Bugüne kadar Sezen Aksu şarkıları ona yakın duran veya çok uzağında kalan birçok yorumcu tarafından yorumlandı. Ağırlıklı olarak pop müzisyenleri tarafından söylendi ama alaturkadan arabeske, rock müzikten rap müzisyenlerine birçok farklı tarzı icra eden yorumcuların da yolu birgün bir şekilde Sezen Aksu kıyılarından geçti. Hatta bazı şarkıları İngilizce, İtalyanca başta olmak üzere farklı dillere de çevrildi. Bu sayede minik serçemiz başka ülkelerin göklerine de tatlı izler bırakabildi. Son olarak geçtiğimiz yıl İngiliz Kraliyet Orkestrası sayesinde "Senfonik Aksu"yu da dinleyebilme şansımız oldu.

Sezen Aksu, The Royal Philharmonic Orchestra ile özel bir konserde buluştu. “Hayat Sana Teşekkür Ederim” şarkısını yorumladı. Bu konser 2015’e veda ederken NTV’de ekrana geldi. 2016’nın ilk günlerinde konserin CD ve DVD’si yayınlandı.

ŞARKILARINDA BU COĞRAFYANIN BÜTÜN RENKLERİNİ BULUŞTURDU

Bütün bu projeler bize Aksu şarkılarının, hem doğduğu toprakların her rengini içinde barındırdığını, bazen fark edilmeyen o renklerin yeri geldiğinde doğru bir buluşmada nasıl da gökkuşağı gibi açabileceğini gösterdi; hem de bu şarkıların evrensel müzik formlarına nasıl da güzel uyum sağlayabileceğinin kanıtı oldu. Bugünlerde ise maddenin üç haline inat, Sezen Aksu'nun iki yeni haline daha tanıklık etmenin heyecanını yaşıyoruz. Ey müzikseverler, müjde! Aksu'nun caz ve latin halleri de bulundu. Bu arada unutmadan, sonbahara da Aksu’nun alaturka ve damar hali geliyor. Efsane Muazzez Abacı farkıyla. Heyecanla o albümü de bekliyorum.

AYKUT GÜREL VE BERGÜZAR KOREL'DEN SEZEN AKSU'YA CAZ DOKUNUŞU

Albümde "Kaybolan Yıllar", "Güllerim Soldu", "Aldatıldık" , "Küçüğüm", "El Gibi" başta olmak üzere 12 şarkı var. "Hayat Sana Teşekkür Ederim" şarkısı Bergüzar Korel'in özel isteğiyle yer almış.
Albümde "Kaybolan Yıllar", "Güllerim Soldu", "Aldatıldık" , "Küçüğüm", "El Gibi" başta olmak üzere 12 şarkı var. "Hayat Sana Teşekkür Ederim" şarkısı Bergüzar Korel'in özel isteğiyle yer almış.

Aykut Gürel 90'lardan bugüne hep iyi müzik için emek vermiş, arşivlik projelere imza atmış, benim de çok sevdiğim bir müzik adamı olarak sektörün bu zor zamanlarında inatla cesur ve farklı işler yapmaya devam ediyor. Sahibi olduğu Irem Records, bugüne dek müzik dünyasına Keremcem'den Gökhan Türkmen'e birçok yeni isim kazandırdı. Yayınladığı her projenin müzikalitesi hep yüksek oldu. Aslında Gürel, geçtiğimiz günlerde müzikseverlerle buluşturduğu Sezen Aksu şarkılarına Bergüzar Korel'li caz dokunuşunun ilk sinyallerini yıllar önce vermişti.

YILLAR ÖNCE İLK SİNYALLERİNİ VERDİ

Seden Gürel, Keremcem, Evrim Özkaynak albümlerinde bazı şarkılarda ve özellikle 2011'de prodüktörlüğünü üstlendiği Selami Şahin'in "best of" albümü "Mahzen"de pop ve caz müziğin ilk flört anlarına tanık olmuştuk. Yıllar sonra gelen "Aykut Gürel Presents Bergüzar Korel" albümü artık bu flörtün tatlı bir aşka dön��ştüğünü gösteriyor. Ne pop ne caz, ikisinin arasında, tam kıvamında bir kokteyl gibi olan albümde rüya gibi bir müzisyen kadrosu bir arada. Ediz Hafızoğlu, Cem Tuncer, Ercüment Orkut, Siney Yılmaz, Volkan Topakoğlu ile birlikte Gürel, Sezen Aksu'nun unutulmaz 12 şarkısına yepyeni caz elbiseler giydirmeyi başarmış.

BU ALBÜM KALBİNİZİ FETHEDECEK

Gürel'in tarifiyle "smoothjazz", "easy listening" bir albüm bu. Rahatlatan, huzur veren, dinlendiren, hafif melankolik hissettiren ama genel olarak hep umut ve enerji veren... Hayatın her anına, her türlü ruh haline, günün ve gecenin her saatine eşlik edebilecek, kalbinizi kolayca fethedip ruhunuzu sarıp sarmalayacak alt yapılardan ve bir o kadar da tatlı, sıcak ve sade bir yorumcudan söz ediyoruz. Bergüzar Korel ilk şarkıcılık denemesinin altından başarıyla kalkıyor. Sezen Aksu'nun albümü dinledikten sonra yaptığı yorum gibi "o kadar duru ve saf söylemiş ki, kendi şarkıcılığını durulukla kanıtlamış." Yani iddiasını, iddiasızlığıyla... Korel'in ses rengi de naif yorumu da insana iyi geliyor. 

Albümün ilk video klibi Neslihan Yeşilyurt yönetmenliğinde "Kaç Yıl Geçti Aradan" şarkısına çekildi.

BU ALBÜME İKİ ELEŞTİRİM VAR

Albümde şarkıların alt yapılarına genel olarak diyecek söz yok. Her biri özenle, büyük bir ustalıkla nakış gibi işlenmiş. Ortaya bütünlüklü bir sound çıkmış. Eleştirim bazı Aksu şarkılarının yeni halleri ve yorumlarıyla ilgili. Albümün eğlenceli ve renkli kıyılarını oluşturan "Kaç Yıl Geçti Aradan", "İzmir'in Kızları", "Seni Gidi Vurdumduymaz", "Kaçın Kurası", "Aldatıldık" ve "Şarkı Söylemek Lazım" Gürel'in bu farklı ve tempolu müzikal elbiselerini rahatlıkla üzerine geçirebilmiş. Bu şarkılarda Korel'in yorumu da son derece tatmin edici. Albümün "El Gibi" dışındaki hüzünlü ve sert yamaçlarında ise şöyle bir sorun var. Mesela "Kaybolan Yıllar"ı ele alalım. Yeni halini, "söz"lerinin derinliği ve acısıyla düşündüğümde çok hareketli buldum. Eğer bu şarkının "aşkın en güzel zamanları"nı anlatan "mutlu" sözleri olsaydı (ki olabilirdi, melodisi gayet uygundur) o zaman bu düzenleme çok da tatlı olurdu. Birçok şarkıda benzer bir tezatlık vardır bizde. Sözler çok hüzünlü, ama beste bir o kadar ritmik, dans ettirmeye müsaittir. (Gülerken ağlayan, en hareketli şarkılarına acı soslu sözler yazan böyle tatlı bir milletiz, tabiatımız böyle.)

HÜZÜNLÜ ŞARKILARA HIZLI RİTİM

Ben "Kaybolan Yıllar"ın sözlerini hiç bilmeyen yabancı biri olsaydım, bu halini dinlediğimde ayağa kalkar tatlı tatlı salınmaya, dans etmeye başlardım. Ama o şarkı "Dönüşü yok beraberce karar verdik ayrılmaya" diye ağır bir veda cümlesiyle başlayıp "Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler / Şimdi bana seninle bir ömür vaat etseler / Şimdi bana yeniden ister misin deseler / Tek bir söz bile söylemeye hakkım yok" diye son darbeyi vuruyorsa o zaman böyle bir düzenleme bu "acı" sözlerin hatırasına biraz fazla geliyor. "Güllerim Soldu"da da benzer bir sorun var. O şarkı da melodik olarak böyle hızlı bir versiyona çok açık dururken, sözleriyle düşündüğünüzde ne yazık ki o kapıları kapatıveriyor. Elbette burada Bergüzar Korel’in yorumculuktaki tecrübesizliği de etkili olmuş. Bu şarkıların hikayesine, duygusuna biraz daha çalışmalıydı diye düşünüyorum. Daha iyi ve tecrübeli bir yorumcu o hızlı akışa rağmen bu sözlerin gücünü sesindeki hüzünle, vurguyla hissettirebilirdi.

BAZI ŞARKILAR SEZEN’E ÖZEL KALMALI

Sezen Aksu’nun ne kadar gönlü bol biri olduğunu biliyoruz. Kendisine yıllardır yöneltilen “Neden şarkılarınızı herkese veriyorsunuz?” eleştirisine bir televizyon programında şöyle yanıt vermişti Aksu: “Ben Tanrı’nın terazisi değilim. Bence herkes şarkı söylemeli. Çünkü şarkı söylemek insana iyi geliyor. Ben kimseye şarkı söyleme diyemem. Eğer ortada özel bir yorum varsa, onu zaten müzikseverler başka bir yere koyar.

Hayatı boyunca söylediği gibi de yaptı Aksu. Şarkılarını herkese açtı. Fakat Aksu’nun bazı şarkıları var ki, onlar çok kişisel ve ona özel kalmalı diye düşünüyorum. Mesela bu albümde yer alan “Küçüğüm” ve “Hayat Sana Teşekkür Ederim”… İki şarkıda da öyle derin yaşanmışlıklar, hayattan alınan ağır darbeler, büyük vurgunlar sonrası gelinen noktada öyle yorgun, öyle hüzünlü bir kadın var ki, o kadın Sezen Aksu işte. Bir tek Sezen Aksu yorumlayınca o şarkının nasıl bir hayatın karşılığı olduğunu, hayatta neye karşılık geldiğini hissedebiliyorsunuz. Bu iki notum dışında on numara, beş yıldız bir albüm. Böyle müziğimize artı değer katan projelerin devamını heyecanla bekliyorum.

“Ercüment Vural Sunar” albümünde 10 Sezen Aksu şarkısı yer alıyor.
“Ercüment Vural Sunar” albümünde 10 Sezen Aksu şarkısı yer alıyor.

ERCÜMENT VURAL'LA "LATİN" SEZEN AKSU

Aykut Gürel’le Ercüment Vural’ın Sezen Aksu projelerinin aynı dönemde yayınlanması, her iki albümde de ortak şarkılar olması (Kaybolan Yıllar, Şarkı Söylemek Lazım, Aldatıldık, Kaçın Kurası) ilginç bir tesadüf olmuş. Gerçi aldığım bilgilere göre her iki taraf da projelerine birbirinden habersiz başlamış, çalışmalar sürerken haberdar olmuş, birbirlerini destekleyerek projelerini tamamlamış.

Gelelim “Gemiler”, “Rüyalar” “Son Sigara”, “Hiç Keyfim Yok” gibi unutulmaz şarkılara imza atmış Türkiye’nin önemli söz yazarı, besteci müzisyen ve yorumcularından Ercüment Vural’ın latin ateşiyle yeniden alevlendirdiği Sezen Aksu şarkılarına.

Albümün ilk video klibi “Vay” şarkısına çekildi.

BAZI ŞARKILARDA YİNE BENZER PROBLEM VAR

Albümde tüm düzenlemelere de imzasını atan Vural, hem iyi müzisyenliği hem de iyi yorumculuğuyla albüm genelinde bu şarkıların “latin ateşi”nde kavrulmasına izin vermemiş. Albümde yer alan 10 Aksu hitini tatlı tatlı o latin ateşiyle dans ettirmeyi başarmış. Fakat Vural’ın albümünde de bazı slow şarkılarda, Bergüzar Korel projesinde bahsettiğim “şarkıları orjinalinden fazla ritmik bir hale getirme” “sözlerin derinliğinin bu yeni hale pek uygun olmaması” problemi var. Latin versiyonun şarkının özündeki duygu haliyle tam örtüşememesi hali de diyebiliriz.

“Kaybolan Yıllar” bu albümde de “latin” rüzgarına kurban olmuş biraz. Evet şarkının melodisi caza yakıştığı kadar latin tonlara da yakışmış ama “derin” sözleri Vural’ın daha duygulu okumasına rağmen gerçek duygusunu verememiş. “Herkes Yaralı” gibi Aksu’nun en koyu, en arabesk sularda yüzdüğü bir şarkıya da keşke hiç dokunulmasaymış. Ama genel olarak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Her ne kadar bu saydığım şarkıların kimyası “latin” müzikle diğerlerine göre daha az tutmuş olsa da Ercüment Vural çok tecrübeli ve iyi bir yorumcu olduğu için bu şarkıları haliyle Bergüzar Korel’den çok daha iyi ve doğru biçimde sırtlanabilmiş. Vural’ın sesinde Aksu şarkılarının her noktasına sinen acıyı, hüznü, pişmanlıkları hissedebiliyorsunuz. Her şeyden öte Vural yaşamış, hayatını bir noktaya getirmiş bir yorumcu. Ama ben Bergüzar Korel’in de müziğe devam edip emek harcarsa ileride çok daha iyi bir yorumcu olacağını hissediyorum.

ALBÜMÜN EN İYİLERİ VE ESAS SÜRPRİZİ

Bu albümde en sevdiğim versiyonlar “Vay”, “Unuttun mu Beni”, “Gidemem”le birlikte elbette latin müziğe de pek uygun bir yapıya sahip olan “Şarkı Söylemek Lazım”, “Kaçın Kurası” ve “Aldatıldık” oldu. Özellikle albümün çıkış şarkısı olarak seçilen “Vay” ile onun peşine gelen “Unuttun mu Beni” çok etkileyici. Benim için albümün en büyük sürprizi İzel’in “Bir Dilek Tut Benim İçin” albümünde yorumladığı, benim bile kısa bir an için kimin söylediğini unuttuğum “Güle Güle” oldu. İşte böyle sürprizleri çok seviyorum.

Bu şarkıya kendi ruhunu öyle coşkuyla katmış ki Vural, kendi şarkısı haline getirmiş. İzel kadar, belki İzel’den daha fazla Ercüment Vural’la özdeşleşecek bu şarkı bundan sonra. Keşke Ercüment Vural, çok bilinen Aksu şarkıları yerine daha çok kıyıda köşede kalmış böyle şarkıları seçip yorumlasaydı. Popüler şarkılara elbette albümü tanıtmak, daha büyük kalabalıklara ulaştırmak adına ihtiyaç oluyor ama böyle zamanında hak ettiği yeri bulamamış şarkılar da biz müzik aşıklarına yeni bir mücevher keşfetmişiz hissi veriyor. Özetle birkaç küçük eleştirim dışında Bergüzar Korel albümü gibi şiddetle tavsiye edebileceğim, arşivlerinizde mutlaka olması gereken bir albüm. Vural, böyle farklı projeler yapmaya devam etmeli. Bizi hem iyi müzisyenliğinden hem de özel yorumculuğundan mahrum bırakmamalı.

Nükhet Duru, 14 – 21- 28 Haziran, 26 Temmuz ve 2 Ağustos’ta Müzedechanga’da.
Nükhet Duru, 14 – 21- 28 Haziran, 26 Temmuz ve 2 Ağustos’ta Müzedechanga’da.

SAZ, CAZ, TAM GAZ NÜKHET DURU

Nükhet Duru şüphesiz Türkiye’nin en büyük yorumcularından biri. Konservatuvarlarda “yorumculuk” dersi olarak okutulmalı. Söylediği en sıradan şarkıyı bile kanatlandırabiliyor, anlamlandırıp duygusunu çoğaltabiliyor. Bundan bir buçuk ay önce Günay’da Soner Olgun’la yeni projeleri için bir araya gelmiştik. Eski dostu Olgun’la sazlı, sözlü gecelerin müjdesini vermişti bize. Küçük bir tadımlık eşliğinde. Elbette ikisi de yine harikaydı ve bir parça balla kendimizden geçmiştik. O proje özel konserlerle devam edecek. Fakat Nükhet Duru bu, tek bir proje onu keser mi, kesmez tabi.

Her zaman ilk günkü heyecanı, enerjisi ve iştahıyla hergün karşımıza yeni bir projeyle çıkabiliyor. Birdenbire, durup dururken bir bakıyoruz Nükhet Duru yeni bir oluşumla huzurlarımıza gelivermiş.

Sazın sözün üzerinden kısa bir zaman geçmişti ki telefonuma bir davet geldi. Duru zamanıyla sıranın şimdi de “caz” müziğe geldiğini müjdeliyordu bu afiş. Çok sevdiğim dostlarım Tarık Bayazıt ve Savaş Ertunç’un füzyon mutfağında harikalar yarattığı, dünyada gurur kaynağımız olan Müzedechanga'sında şimdi saatler “Nükhet Duru Sadece Jazz”ı vuruyordu. İlk gecesine heyecanla gittim.

BİR YAZ GECESİNDE ELMAS GİBİ PARLIYORDU

Sabancı Müzesi’nin içinde yer alan mekanın büyülü atmosferinde genç müzisyenlerden kurulu “jazz band”iyle Nükhet Duru, tatlı bir yaz gecesinde elmas gibi parlıyordu. Yaz boyu sürecek bu konserler serisi için detaylı bir repertuvar çalışması yapmış, uzun prova saatleri geçirmişti. İhtiyacı var mı diyebilirsiniz. Ben de size cevaben derim ki “Nükhet Duru özeni” böyle bir şeydir. Büyük yorumcu kalabilmek işte böylesi bir disiplin ve müziğe saygı ister. Önce dünya caz klasikleriyle başladı programına Duru. Sonra bu toprakların ilk kadın caz müzisyeni, cazın anası olarak hasretle andığımız Sevinç Tevs’ten şarkılar söyledi. Bu şarkıları Tevs’in kızı, Türk pop müziğin en önemli söz ve müzik yazarlarından Şehrazat’la paylaşmak ise benim tarafımda çok kıymetli bir hatıra olarak kalbime kaydedildi.

“AJDA’YI DİNLEDİĞİMDE İLKOKUL 5. SINIFTAYDIM, AMA ONA LİSEDEYDİM DİYECEĞİM”

Ajda Pekkan’dan Ayten Alpman’a birçok önemli yorumcunun caza yakın şarkılarıyla devam etti gece. Hayatına kattıkları için önce teşekkür ettiği Pekkan’ın şarkısını söylerken ona takılmayı da ihmal etmedi. “Ajda’nın bu şarkısını dinlediğimde ilkokul beşinci sınıftaydım. Ama eğer o bu programımı dinlemeye gelirse, ona 'Lisedeydim' diyeceğim, sakın çaktırmayın.”

Elbette finale doğru “Bu şarkıları söylemezsem bana eksik program yaptınız diyen dinleyicilerime ithaf ediyorum” diyerek “Beni Benimle Bırak", "Ben Sana Vurgunum" ve "Melankoli" patlattı Boğaz’ın soğuk sularına karşı. Duru’yu ilk gecesinde Güler Sabancı ve dostları da yalnız bırakmadı. Güler Hanım, gece boyunca şarkılara coşkuyla eşlik etti. Duru’nun “Burası Muştur” türküsüne getirdiği caz yorumu da gecenin en unutulmaz anlarından biri olarak tarihe geçti. Bu performanslar ileride Duru’dan bir caz albümüne dönüşür mü bilemem, öyle bir albüm yapmasını elbette çok arzu ederim ama siz isterseniz Müzedechanga’daki sınırlı sayıdaki performanslar bitmeden onu cazlı-canlı dinleyin.