Yerleştirme işlemleri tamamlanan öğrenciler, kayıtların da başlaması ile yeni bir hayata adım atacakları illere gitmeye ve barınma sorunlarını çözmeye çalışırken, ''kıdemli'' olan eski öğrenciler ise ''çömez'' diye adlandırdıkları yeni arkadaşlarına yapacakları şakaları planlamaya başladı.

Yurtlarda öğrenciler arasında yıllardan beri süre gelen ''çömez şakaları'' her yıl yeni gelen öğrencilere yapılıyor, bu sayede şakalara her geçen yıl yenileri eklenerek, adeta üst sınıflardan altlarına miras bırakılıyor. Evlerinden çıkarak hiç bilmedikleri yeni bir ortama giren öğrencilere ''hoş geldin'' diyerek, öğrencilik anılarının başlangıcına tatlı bir katkıda bulunmak isteyen üst sınıflar ise bu şakaları büyük bir koordine içinde uyguluyor. Öğrencinin kalacağı odasındaki tüm arkadaşlarının ortak hareket ederek uyguladıkları şakaların en bilineni ise artık gelenek haline gelen ''nevresim damgalatma'' şakası. Odaya yeni gelen arkadaşlarına yatacağı yatağı gösteren kıdemli öğrenciler, ''çömez öğrenci''ye o yatakta yatması için nevresimleri müdüriyetten mühürletmesi gerektiğini söylüyor. Yatağın nevresimlerini sökerek, müdüriyete giden öğrenciyi yurt koridorlarında görenler gülmemek için kendini zor tutarken, şakalanan kişi gerçeği öğrenince bir sonraki yıl gelecek alt dönenimini sabırsızlıkla beklemeye başlıyor.

''RAHMETLİNİN FOTOĞRAFI'' İLE UYUYOR
Yurtlarda en çok yapılan şakalardan bir diğeri ise yeni gelen öğrencinin yatağına odadaki başka bir öğrencinin fotoğrafını asarak yapılıyor. Yatağında başka birine ait fotoğraf görünce ''Bu kimin fotoğrafı?'' sorusunu soran öğrenci, ''Burada kalan arkadaş trafik kazasında öldü. Onun anısına bu fotoğraf yıllardır burada durur'' cevabıyla karşılaşıyor. Şaka sırasında başka bir odada durarak hiç görünmeyen fotoğraftaki kişi ise gece herkes uyuduğunda ''çömez öğrenci''yi uyandırarak, ''Ne işin var benim yatağımda?'' dediğinde şaka tamamlanmış oluyor. Kız veya erkek yurdu ayrımı olmaksızın yurtların eğitim yılı başlangıcının en önemli eğlencesini oluşturan bu şakaların bir diğerinde de odada sohbet edilirken, yeni öğrenciden yurtta bulundurulması yasak olan su ısıtıcıyla su ısıtması isteniyor. Suyu elektrik prizi bulunan bir yerde ısıttıktan sonra elindeki ısıtıcıyla odaya giren öğrencinin hemen arkasından odaya gelen kıdemli öğrenci de kendini yurt idarecisi olarak tanıtıyor, su ısıtıcısı bulundurmanın yurttan atılma sebebi olduğunu söylüyor. Kıdemli öğrenci elindeki dosyadan çıkış işlemlerini yaparken, odadaki diğer arkadaşları da ''idareciyi'' ikna etmeye çalışıyor.

ELEKTRİK VE SU FATURASI ÖDETME
Yurtta ilk gününü geçiren öğrenciye akşam olduğunda da ''elektrik ve su faturası ödetme'' şakası yapılıyor. Kaldıkları odanın elektrik ve su masraflarının her gün başka bir öğrenci tarafından ödendiği söylenen öğrenci, şakalandığını ise ödeme yapmak için yanına gittiği idareciden öğreniyor. Banyo yapmak isteyen yeni öğrenciyi ise bu sefer de ''banyo fişi'' şakası bekliyor. Öğrenci, duşların bulunduğu bölüme gitmek için hazırlık yaparken, odadaki arkadaşları ise kendi aralarında ''Banyo fişim kalmamış. Ben bugün banyo yapamayacağım'' şeklinde konuşuyor. Duş alabilmek için fiş alınması gerektiğini sanan öğrenci ise fişleri nereden alabileceğini soruyor. Kıdemli öğrenciler bu durumda da ''haftada bir dağıtılan fişlerden alabilmesi için bir hafta beklemesi gerektiğini'' söylüyor.

ŞAKALAR OKULDA DA DEVAM EDİYOR
Yurtta ağabey veya ablalarının şakalarıyla karşılaşan öğrencileri, fakültelerinde de üst sınıflarının hazırladıkları şakalar bekliyor. Bu şakalar ise bireysel olmak yerine, tüm birinci sınıflara yapılması nedeniyle biraz daha kapsamlı gerçekleşiyor. Amfide öğretim görevlisinin gelmesini bekleyen öğrencilere, dersi alttan aldığını belirten üst sınıflar ders hakkında ''ders çok zor, hocası da çok aksi biri'' şeklinde bilgi veriyor. Bu sırada elindeki kitaplarla içeri giren öğretim görevlisi rolü yapan üst sınıf öğrenicisi de dersle ilgili sorular soruyor, bilemeyenleri azarlıyor, sözlü notunu düşük vereceğini söylüyor. Üst sınıflarla yapılan sohbetler sırasında anlatılan ''ders o kadar zor ki kalan o kadar çok olunca sınav üniversitenin stadyumunda yapılıyor'' hikayesi birinci sınıfların ''gözünün korkmasına'' neden oluyor.