Zekalarınızla tanıştınız mı?

Hayatınızda ters giden şeylerin sebebi, zekanızın bazı türlerini doğru kullanmamanız olabilir. Ancak çoklu zeka kuramının babası Prof. Gardner’a göre, biraz çalışarak kendi zekanıza meydan okumak mümkün.

21.05.2009 - 18:49

“Çoklu zeka” teorisinin kurucusu Prof. Dr. Howard Gardner, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’ndeki “Uluslararası Yaşayan Kuramcılar” konferansına katılmak üzere Türkiye’ye geldi.

Howard, insanın ölçülebilen tek bir zekâsı olduğu fikrine ve IQ gibi ölçümlere karşı çıkıyor. 1983 yılında, ortaya koyduğu çoklu zeka kuramında Howard, bireyin birbirinden farklı pekçok zekâsının olduğunu ve bunların her birinin kendilerine özgü bir biçimde çalıştığını söylüyor.

Gardner'a göre, sekiz zeka türü var: Sözel zeka, matematiksel zeka, bedensel zeka, görsel zeka, müziksel zeka, sosyal zeka, içsel zeka ve doğacı zeka. Bunlara son olarak varoluşsal zekayı eklemek için çalışmalar yapılıyor. Varoluşsal zeka, “nereden geliyoruz, öldükten sonra nereye gideceğiz” gibi soruları kapsıyor.

Gardner’a göre, hangi zekanızın kuvvetli olduğu özellikle çocukların eğitimi açısından çok önemli. Ancak herkes kendi zekasının kuvvetli olduğu alana göre bir iş seçmek zorunda değil. Sadece çalışarak güçsüz olduğumuz alanlarda, başarıya ulaşmak mümkün.

Harvard Üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Gardner ntvmsnbc’nin sorularını yanıtladı.

Hayatımızda ters giden bir şeyler varsa, mesela işyerinde sorunlar varsa, bunun sebebi daha pasif olan zeka türlerimiz mi?
Eğer işyerindeki veya aşk hayatındaki sorunlar gibi, hayata dair alanlara bakacaksak, sanırım kullanışlı olacak bilgi şu: Eğer işinizde memnun değilseniz, belki de sizin zekanızla örtüşen bir iş değildir. Veya bir ilişkiniz vardır ve o kişinin daha başarılı olduğu zekasıyla, sizinki örtüşmüyordur. Bu anlamda sorunuza cevabım, evet. Ancak iki şey var... Birincisi, eğer işten bahsediyorsak, kendinizi o alanda geliştirebilirsiniz. İkincisi eğer aşktan bahsediyorsak, neden iki kişi tam olarak aynı zekalara sahip olmak zorunda olsun ki? Neden aynen öbür insana benzeyesin? Ben iki kere evlendim ve benim müzikal zekam kuvvetlidir. Eşlerimden hiçbirisinin müzikal zekası kuvvetli değildi.

EĞER HAYAT KISA OLMASAYDI, BÜTÜN ZEKALARIMIZI HARİKA KULLANABİLİRDİK
Neden bazı zeka türlerimizi verimli kullanamıyoruz?
Aslında hepsini verimli kullanabiliriz. Tabii eğer hayat bu kadar kısa olmasaydı. Zekalarından birini geliştirmeye karar verip, onun üstüne gidebilirsin. Bu dilsel zeka olabilir, müzikal zeka olabilir veya bedensel zeka olabilir. Bu seçtiğin zeka üzerine biraz zaman harcayabilirsin. Aynı bir alanda uzman olmaya karar vermek gibi. Yani bu kararı sen verebilirsin.

Prof. Dr. Howard Gardner ve Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi öğretim üyeleri Yrd. Doç Dr. Fatma Çelik Kayapınar (solda) ve Yrd. Doç Dr. Sibel Karakelle. Prof. Dr. Howard Gardner ve Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi öğretim üyeleri Yrd. Doç Dr. Fatma Çelik Kayapınar (solda) ve Yrd. Doç Dr. Sibel Karakelle.

Nasıl geliştireceğim peki?
Bu büyük bir soru. Muhtemelen kendini zor durumlara sokarak geliştirmelisin. Diyelim ki ilk girdiğiniz ortamlarda biraz çekingensiniz. Ben, “Şöyle bir Beyaz Saray’a gidip, başkanla biraz laflayın” demiyorum. Ama arkadaşlar arasında birşey ayarlayıp, biraz daha lider rollere soyunmaya çalışabilirsiniz. Benim sınıflarımda da utangaç olan bazı insanlar vardır. Ben ilk derste herkesi konuştururum, bu biraz buzların kırılmasına yarar.

Bunu her yaşta yapabilir miyim?
Yaş maalesef önemli. Herşey de olduğu gibi, burada da erken davranmak daha iyi.

ÖĞRETMENLER BİRÇOK FARKLI YOLDAN ANLATMALI
Erken davranmak önemliyse, çocukların eğitiminde çoklu zekayı dikkate almak gerekir. Eğitimde bu kavramı nasıl kullanacağız?
Ben bu teoriyi yazarken, bilimsel bir bakış açısı ile yola çıkmıştım. Eğitimci olarak değil. Ama şu an birçok ülkede bu sistem eğitimde kullanılıyor. 25 yıl sonunda vurgulamak istediğimi iki nokta var. Birincisi eğitimin bireyselleşmesi, her öğrencinin üzerinde ayrı ayrı yoğunlaşılması. Bu tabii ancak küçük gruplarda olabilir. İkincisi, öğretmenlerin birşeyi birçok farklı yoldan anlatması. Öğretmenler bir konuya farklı açılardan da yaklaşmalılar ki daha çok çoucuğa ulaşsınlar. Bir uzman bir konu hakkında birçok farklı türde düşünebilen insandır. İyi öğretmen olmak da bir şeyi sadece tek yoldan anlatmak değildir.

ZEKANI NASIL KULLANDIĞIN YAŞADIĞIN KÜLTÜRE BAĞLI
“Kültür de zekayı etkiler” demişsiniz. O zaman Türkiye’de zekamızı, yabancı insanlara göre daha farklı mı kullanıyoruz?
Aslında herkes, hangi kültürden olursa olsun, aynı zekaya sahip. Fakat bunu nasıl kullandığın, yaşadığın kültüre bağlı. İki farklı ülkede yaşayıp, aynı şeyi istiyor olabilirsin, ama bunlara farklı yerlerden ulaşmak zorundasındır. Yani kültür zekanın kendini değil, ama onu nasıl kullandığını etkiliyor. Mesela Bali’de yaşayanların, dans etmek ve şarkı söylemek yeteneği daha çok gelişmiştir muhtemelen; çünkü orada bu yetenekler gerekli. Ama kuşkusuz hepimiz de dans edip, şarkı söyleyebiliriz. Sadece bizim belki biraz daha uzmanlaşmamız, biraz daha çaba sarfetmemiz gerekir belki. Ama bir kültürün bazı zekalara sahip olup, diğerlerinin olmadığı fikrini hiç sevmiyorum. Fazla da mantıklı bulmuyorum.



Küçükken hangi alanda daha başarılı olduğunu fark eden, hangi zekasının daha aktif olduğunu anlayan ve o alana yönelen daha mı başarılı olur?
Aslında hangi alanda zeki olduğunu biliyorsan bile, o alanda bir kariyer yapmak zorunda değilsin. Benim eşim bir görsel sanatçı ama psikolog oldu. Ben de bir müzisyendim ama psikolog oldum. Yaptığın işte başarılı olman için, o işe uygun zekada güçlü olmana gerek yok. Sadece senin için biraz daha zor olacağını bilmen, bu zorlukla yüzleşmen gerekli. Ve belki de daha fazla çalışman gerekli.

Herkes bu zeka türlerinden birinde iyi olmak zorunda mı?
Maalesef herkesin belirli bir alanda çok da güçlü olduğunu söylememeyiz. Hayat adil değil, her insan bir alanda iyi olmak zorunda değil. Aslında her bir zeka, genetik bileşenlere de sahip. Yani bir çocuğun ebeveynlerini biliyorsanız, çocuğun da potansiyellerini biliyorsunuz. Başkasından hangi alanda daha zeki olduğunuzu anlamaya çalışmayın, Hangi alanda daha zeki olduğunuzu fark edip, o alanda çalışın.

Peki benim hangi alanda yetenekli olduğuma kim karar verecek?
Pekçok kişi, farklı zekalar için testler geliştirdi. Kişisel zeka için karar vereceksem, “iki kişi kavga ederken onların uzlaşmasına yardımcı olabiliyor muyum?” sorusunun cevabına bakabilirim. Ya da kaybolunca yolunuzu bulabiliyor musunuz? Böyle şeylere bakarak, kendiniz kuvvetli olduğunuz alanları tahmin edebilirsiniz.

Bir çocuğa doğru eğitimleri vererek, onun zekasının mükemmel şekilde işler hale getirmek mümkün mü?
Ben Çin’e gitmiştim 2004’te. Orada çoklu zeka kavramı çok tutuluyor. “Neden bu kadar popüler?” diye şaşırdım. Bana dediler ki, “ABD’de bu teoriyi duyduklarında ‘Benim çocuğum şu alanda iyi, ona yoğunlaşmalı’ derler. Ama Çin’de, “Madem sekiz-dokuz tane alan var, çocuğum hepsinde iyi olsun bari” diyorlar. Ama ben buna katılmıyorum.

Şimdi dokuzuncu zeka türü olan varoluşsal zeka üstüne çalışıyorsunuz. Bu şekilde yeni türler çıkmaya devam edecek mi?
Bu genetik birşey değil. Beyinde yeni yerler, daha önce kullanıldığını fark etmediğimiz bölgeler keşfetmiyorum. Biyoloji, psikoloji, antropoloji gibi birçok disiplinden faydalanarak başka zekaların da var olabileceğini düşünüyorum. Eğer hepsi bir noktaya doğru işaret ediyorsa, o zaman farklı ve yeni bir zeka olabileceği sonucuna varırım. Ve bütün bunların ardından en önemlisi beynin hangi bölgesinde bu bilgilerin işleme konduğu. Yani farklı disiplinlerden gelen bazı kriterlerim var ve onlara bakarak yeni bir zekanın olup olamayacağına karar veriyorum. Ancak bu sonsuz bir süreç değil, bundan sonra belki bir iki zeka türü daha bulabiliriz o kadar.

Prof. Gardner 23-24 Mayıs tarihleri arasında Burdur’da Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nde olacak. 21 Mayıs Perşembe günü, saat 15.15’te ise Yakın Plan programına katılacak.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...