Çiçek hastalığının sona erdilişinin 40.yıldönümü

Geçmişte milyonlarca insanın canını alan çiçek hastalığının kökü aşı sayesinde kazındı. Dünya Sağlık Örgütü “Çiçek Hastalığının bitişinin” 40'ıncı yıl dönümünü kutladı. Bu hastalığın yenilmesinde Osmanlı topraklarında uygulanan bir yöntemin batılı bilim insanlarına ilham kaynağı olduğunu unutmamak gerekiyor.

ntv.com.tr 08.05.2020 - 16:34 |

ÇİÇEK AŞISINDA TÜRKLERİN KATKISI

“Bilimde övgü dünyayı ikna edene gider, fikri ilk bulana değil...”

Bu sözün Çiçek Aşısıyla ilgili tarafı; doğrusu Türkleri  yakından ilgilendiriyor..

Osmanlı topraklarında Çiçek hastalığına karşı asırlar boyunca uygulanan varilasyon, yani bir tür aşılama yöntemi 1721 yılında İngiltere’nin İstanbul Büyükelçisinin eşi tarafından gözlemleniyor...

Lady Mary Montagu ülkesine yazdığı bir mektupta İstanbul’da çiçek hastalığına karşı “aşı denilen bir şey” yapıldığını hayretle anlatıyor. Bu mektup, Osmanlı’da aşı yapımına ilişkin ulaşılmış en eski belge...

İnsanlık tarihinin en korkunç salgınlarına isim olmuş Çiçek Hastalığı 18nci yüzyıldan başlayarak, kitlesel ölümlerin birinci sebepleri arasında yer aldı.

İrinli kabarcıklar dökerek özellikle yüzde izler bırakan, ateşli, ağır ve bulaşıcı bir hastalık olan Çiçek, enfekte kişilerin 10’da 3’ünü ölüme götürüyor, geri kalanında ağır sağlık sorunları ve ciltte onarılamayacak hasar meydana getiriyordu.

İLK BİYOLOJİK SİLAH KIZILDERİLİLER KARŞI KULLANILDI

18'nci yüzyılda Kuzey Amerika’yı sömürgeleştiren kolonistler bu çaresiz hastalığı kızılderilere karşı biyolojik silah olarak kullanmıştı. Hastalığın kurbanlarına ait battaniyeler kızılderili kabilelerine verilmiş ve hastalık “nüfusu azaltılmak istenen bu topluluklara” bilinçli olarak bulaştırılmıştı.

Batı toplumlarında “Benekli Canavar” olarak da bilinen Çiçek, aslında Doğuda ilkel aşı yöntemleriyle kısmen tedavi edilebiliyordu. En azından, büyük ölçüde, hastaların ölmesi engelleniyordu.

Aşıcı genelde çiçek hastalığı geçiren birinin olgun püstülünden alınmış taze bir madde ile ıslatılmış bir neşter kullanırdı... Bu madde daha sonra bağışıklığı olmayan kişinin kollarına veya bacağına deri altından verilirdi.

OSMANLIYA TANITAN ÇERKEZ TÜCCARLARDI

Bazı kaynaklara göre bu yöntem 1670 yılında Çerkez tüccarlar tarafından Osmanlı İmparatorluğu’na tanıtıldı...

Kullanımı yaygınlaşan yöntem, İngiliz Büyükelçisinin eşi tarafından görülüp kendi çocukları üzerinde uygulanınca, Batı, Çiçekle savaşında ilk defa mevzi kazanmış oldu.

MOZART’I “TÜRK YÖNTEMİ” KURTARDI

Hatta bu yöntemle Batıda çiçek hastalığından kurtulan çok sayıda çocuk arasında belki de en ünlüsü, besteci Wolfgang Amadeus Mozart’tı.

Günümüzde uygulanan modern aşı ise, idealist bir İngiliz köy doktoru Edward Jenner’ın 20 yıllık gözlem ve emeğinin sonucu.

RİSKLİ BİR KARAR VE MODERN AŞI

Jenner, ineklerin memelerinde oluşan kabartılar ile kendini gösterip kısa sürede geçen “İnek Çiçeği” hastalığının insan vücudunda belirli bir direnç sağladığını gözlemlemişti.

Bu fikirden hareketle, “İnek Çiçeği” hastalığına yakalanan bir kadının derisinden alınan irini bir çocuğa enjekte etti.

Jenner, 1796 yılında “İnek Çiçeği” virüsünden elde ettiği aşıyla birlikte, sağlıklı bir insanı, hafif şekilde hasta ederek çiçek virüsüne karşı bağışıklık kazanmasını sağladı.

Modern tıp literatürüne göre tarihteki ilk aşı, çiçek aşısıdır. Hatta, batı dillerinde aşı anlamındaki vaccine, “vacca” kelimesinden gelir. Vacca’nın, Latince’deki anlamıysa “inek”tir. 

Günümüzde, aşı sayesinde çiçek hastalığının kökü tamamen kazınmış durumda... Uygulanan teknik de bir çok hastalığa çare olacak aşıların üretimini sağladı.

ÇİÇEK BİTTİ AMA TEHLİKESİ GEÇMEDİ

Yüzyıl ve 20. yüzyıl boyunca sürdürülen aşı araştırmaları ve kampanyaları sayesinde, durmak bilmez Çiçek Hastalığı 1979'un Aralık ayında tamamen yok edildi... Öyle başarılı bir aşılama kampanyası yürütüldü ki, insanlık tarihinde %100 oranla silinen tek hastalık, çiçek hastalığı oldu. Bir diğer deyişle, adeta virüsün soyunu yok ettik, aktive olabileceği alan bırakmadık.

Dünya Sağlık Örgütü “Çiçek aşısını” zorunlu aşı listesinden çıkarttı. Bu yüzden 1980 sonrasında doğan hiç kimsenin Çiçeğe neden olan Variola virüsüne karşı bağışıklığı bulunmuyor. İşte bu nedenle

Çiçek virüsü, nükleer savaştan daha tehlikeli, dünyanın en güçlü potansiyel biyolojik silahı, olarak tanımlanıyor.

YAZARA AİT DİĞER MAKALELER