'Dilimlenmiş elma' ile Apple'a meydan okuyan Çin kafası!... (Bu savaşın kazananı olamaz)

Mobil ve tablet cihazlarda işletim sistemlerinde ikiye bölünmüş bir dünyayla karşı karşıyayız. Üçüncü bir oyuncu kendine yer edinebilir mi? Şu anda yanıt bekleyen büyük sorulardan bir tanesi bu. Bir diğeri de teknoloji şirketlerinin öznede yer aldığı bu mücadelede kim ne kadar zarar görecek, kim avantaj sağlayacak?

DEVLETLERİN GİRDİĞİ REKABET VE ARADA KALAN TEKNOLOJİ ŞİRKETLERİ

ABD ile Çin arasında yaşanan -teknolojinin de arada durduğu- ticaret mücadelesinde ABD’yi temsilen Google (Alphabet) ve Çin’i temsilen Huawei başrolde yer alan firmalar. Her gün en az iki, üç manşetlik haber yazılıyor, detaylar gelmeye devam ediyor. Bu arada bugün yan rollerde olan Apple, Microsoft, Amazon, Intel, Broadcom, Qualcomm gibi devler ve daha birçok firma da dönem dönem başrolü devralacak. Çünkü her biri ABD’nin uyguladığı “Kara Liste”ye giren firmalara dokunan ve iş ortaklığı yapan teknoloji üreticileri.

ABD: “ULUSAL GÜVENLİK” – ÇİN: “HAZIRLIKLIYIZ”

ABD, -temelde- Çinli firmanın hem kendi pazarında hem de işaret ettiği pazarlarda kullanılmamasını istiyor. Bunun gerçekleşmesi için de her türlü taktiği uyguluyor. “Kara Liste” çıkartarak Huawei ürünlerinin ve bu ürünlerde ABD’li üreticilerin teknolojilerinin yer almasının önüne geçmeye çalışıyor.

İlk adım: Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, ulusal güvenlik riski oluşturduğu iddia ettikleri yabancı “iletişim” şirketlerinin Amerikalı firmaların teknolojilerini kullanmasını yasaklayan bir karara imza attı. “Kara Liste” oluşturuldu. Bu listeye Huawei dahil birçok firma eklendi. Bu kararın ardından Google, Android işletim sistemi kullanan Huawei ile anlaşmasını sınırlandırdı. Google’ın bu kararını Huawei’nin diğer teknoloji ortakları da takip etti. Firmalar bu kararları alırken, imzalanan kararnameyi uyguladıklarını ifade etti. Örneğin, çip üreticileri bir sonraki karara kadar teslimatları durduklarını ekiplerine iletmeye başladı, Microsoft’a ait işletim sistemi Windows’u kullanan Huawei dizüstü bilgisayar ürünleri Microsoft’un sitesinden kaldırıldı. Bu da yeni bir konuyu daha gündeme getirdi, “Huawei’nin mobil işletim sistemi dışında bir de bilgisayar işletim sistemine ihtiyacı olacak mı?

İkinci adım: ABD Ticaret Bakanlığı, “Kara Liste”ye alınan Huawei şirketine uygulanan ticari kısıtlamaların bir kısmını 90 günlüğüne askıya aldığını açıkladı. Bu süreçte Huawei’nin global operasyonlarının etkilenmemesi ve tüketicilerin mağduriyetinin engellenmesi ve aynı zamanda Huawei’nin yeni tedarikçilerle anlaşabilmesi için zaman tanınmış oldu.

Bu adımlar sırasında Çin’den ve Huawei’den kısa ve net açıklamalar geldi:

“B Planımız hazır.” 
“Bekleyin ve neler yapacaklarımızı görün” 
“ABD bizi ve firmamızın kapasitesini hafife alıyor.”

Konuşanlar, birkaç üst düzey yönetici dışında şirketin kurucusu Ren Zhenfei oldu. 2018’e kadar pek de medyada görünmeyen bu isim, şirketin finans başkanı (CFO) ve kızı Meng Wanzhou’nun göz altına alınmasının ardından daha çok ön plana çıkmaya başladı. Wanzhou, Huawei ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımları deldiği gerekçesiyle Kanada seyahati sırasında göz altına alınmıştı. Wanzhou şu anda Kanada’da ev hapsinde ve ABD’ye iade davasının sonucunu bekliyor.

Huawei kurucusu Ren Zhenfei, Çin Komünist Partisi üyesi ve Çin ordusunda görev yapmış bir mühendis. Bu arada parti üyeliği Çin için son derece normal. Çin’den birçokları gibi Alibaba kurucusu Jack Ma da partinin üyesi.

YENİ BİR İŞLETİM SİSTEMİ BAŞARILI OLAMAZ

Bu dönemde yeniden hatırlandı ki Çinli firma 2012’den beri kendi işletim sistemi için çalışıyordu. Bu da “İşletim sistemlerinde üçüncü bir oyuncu kendisine yeteri kadar yer açabilir mi?” sorusunu doğurdu. Bunun başarılabilmesi için birkaç önemli madde var. Bunların başında basit ve düzgün çalışan bir eko sistem ve iyi bir kullanıcı tabanı gerekiyor. Huawei özellikle kullanıcı tabanında şanslı. Zira dünyanın en çok mobil cihaz dağıtımı yapan şirketlerinden biri ve Çin’den yanına çekebileceği Vivo, Oppo, Xiaomi, Meizu, OnePlus vb. gibi markalar bulunuyor. Ancak bugüne kadar gördük ki iyi bir kullanıcı tabanı da tek başına yeterli değil. Bugüne kadar birçok mobil işletim sisteminin gelip geçtiğini gördük. Bada (Samsung), BlackBerry OS, MeeGo (Nokia & Intel), Symbian OS (Nokia), Windows Mobile (Microsoft) vb. gibi işletim sistemleri pazar payını istedikleri seviyeye taşıyamadı ve kullanımdan kalktı. 2016’dan bir veri paylaşalım: Android ve iOS dışında kalan işletim sistemlerinin toplam %2 pazar payı vardı. Bugün de değişen bir şey yok.

KONU BÜTÜN TEKNOLOJİ EKO SİSTEMİNİ İLGİLENDİRİYOR

Bu arada bu yaşananlar, sadece yazılım ya da işletim sistemiyle sınırlı değil. Bu konu, teknolojinin her alanına dokunuyor: çip üreticileri, tedarikçiler, yersiz ve mekansız çalışan bulut veri tabanları vb.
En çok sesin Android konusundan çıkmasının sebebi ise Huawei’nin istatistikleriyle paralel. Android %75’lik bir kullanım tabanına sahip ve bu alanda açık ara lider işletim sistemi. Çin’de %30’a yakın bir oranla Huawei açık ara piyasa lideri ve dünyada da Samsung’un ardından mobil cihaz teslimatında ikinci sırayı almış durumda. Firma 2018’de 206 milyondan fazla akıllı telefon teslimatı yaptı. Huawei bilgi işlemleri ve ağ sistemlerinde de global piyasanın %26’sını temsil ediyor. Kısacası bu kadar popüler bir marka daha da popüler olan bir işletim sistemiyle çalışırken bu kararların alınması olayın boyutlarını çarpıcı seviyelere getiriyor.

TEMEL KONULARDAN BİRİ: 5G

Bu yıla damga vuracak olan bir teknoloji başlığını da bu aşamada hatırlamamızda fayda var: 5G

Bu ayrı bir konu gibi gelse de iki ülkenin girdiği rekabette oldukça önemli. Çin, ABD ile girdiği rekabette dünyanın en teknolojik ülkesi olmak için peş peşe milyarlarca dolarlık yatırımlarını tanıtıyor, teknoloji şehirleri kurmak için projelerini gösteriyor ve istatistikler de Çin’in hızını destekliyor. ABD ise teknoloji ve girişimcilik alanındaki liderliğini kaybetmemek için temposunu artırmaya çalışıyor.

5G NELERİ DEĞİŞTİRECEK?

5G’de şu soruyu da araya eklememiz lazım: 5G yarışında kim önde, bu yarışı kim kazanıyor?
Kısa cevap: ABD, Çin ile arasındaki farkı kapatıyor, iki ülke omuz omuza bir mücadelede. 5G, beşinci nesil “süper hızlı” mobil iletişim yöntemi. 5G sadece süper hızlı internet bağlantısı demek değil, 5G ile nesnelerin internetinde dramatik gelişmeler, bağlantılı araçlar, bağlantılı evler vb. gibi birçok alanda yenilik göreceğiz. Hız bir yana en önemli özelliği ise herkes için yeterince ağ genişliği sunabilecek olması. Yani çok sayıda cihaz bağlantıdan etkilenmeden yeterli kapasiteye ulaşabilecek. Otomobil, buzdolabı, uçak, elektrik süpürgesi, ev; kısaca her şey bağlantılı ve “akıllı” olabilecek, kontrol edilebilecek. Yani trend konulardan biri olan nesnelerin interneti dönemine tam anlamıyla giriyoruz...

1G’DEN 5G’YE UZANAN YOLCULUK

Kısa bir mola vererek, kıyaslamayı da sevdiğimiz için 5G’yi daha iyi anlamak adına şu basit örnekleri ekleyelim:

1G (Birinci nesil): 1970-1984. Sadece ses taşıyordu. Maksimum hız: saniyede 2.4 kb

2G (İkinci nesil): 1980-1999. Ses ve veri taşıyordu. Maksimum hız: saniyede 64 kb

3G (Üçüncü nesil): 1990-2002. Mobil veri alışverişi başladı. Maksimum hız: saniyede 2 mb

4G (Dördüncü nesil): 2000’den günümüze. Mobilde hızlı internet ile tanışıldı. Ses, video kalitesi ciddi bir şekilde yükseldi. Maksimum hız: saniyede 300 mb

5G (Beşinci nesil): 2019’dan ileriye. 5G’yi destekleyen telefonlar raflara konmaya başladı. Hız önceki nesle göre “süper” arttı. Data aktarımında gecikme diyebileceğimiz “latency” 50 milisaniyeden 1 milisaniyeye kadar düşüyor.

Bütün bu rakamlar kısıtlı kullanım alanından çıkıp da geniş kitlelere ulaşabilecek bir seviyeye geldiğinde çok daha berraklaşacak.

Kısaca 4G’ye göre hem ağ genişliği hem de hız açısından büyük farklar var.

ÇİN İLE ABD ARASINDAKİ REKABET

Oyunun kurallarını değiştirecek kadar büyük bir adım olan 5G’deki rekabette Çin ile ABD ciddi bir yarış halinde. 2018’e kadar bu alanda Çin’in ciddi bir üstünlüğü olduğu ifade edilirken 2018 sonlarında ABD’nin yatırımlarını hızlandırarak aradaki farkı kapatmaya başladığı anlaşılıyor.

Son duruma bir örnek:

ABD’de kablosuz iletişim endüstrisini temsil eden Mobil Telekominikasyon Birliği’nin (CTIA) Nisan’da açıkladığı verilere göre, “ABD bir sene öncesine kadar dramatik bir şekilde Çin ve Güney Kore’nin gerisindeyken Çin ile baş başa bir seviyeye geldi.” 

Yarınların ekonomisi olarak görülen 5G’de, ABD yıl sonuna kadar 90’ın üzerinde şehirde alt yapı çalışmalarını devreye almış olacak. En azından rapor bu yönde. Çin ise son gelen haberlere göre testlerine ve yatırımlarına devam ediyor. Bu alanın önemli oyuncuları ABD ve Çin ile sınırlı değil. Zira Güney Kore, Japonya ve kıta halinde Avrupa da ciddi yatırımlar yapıyor.

750’den fazla mobil operatörün üyesi olduğu GSMA’in (Global System for Mobile Communications) 2019 mobil raporundan birkaç başlık şu şekilde:

  • 5G teknolojisi gelecek 15 yıllık dönemde global ekonomiye 2.2 trilyon dolarlık bir katkı sağlayacak.
  • ABD ve Güney Kore’nin ardından 2019’da 16 bölgede 5G kullanıma girecek.
  • Mobil operatörler, 2018-2020 arasında 5G’ye 480 milyar dolar yatırım yapmış olacak.
  • Bu yatırımın yarısı 2020’de 5G kullanmaya başlayacak olan ülkelerden gelecek.
  • 2021-2025 arasında 64 bölgede daha 5G devreye girecek ve toplam bölge sayısı 116 olacak.
  • GSMA raporunda Çin’in bu alandaki önemi şu veriyle de ön plana çıkıyor: 2025’e kadar toplam akıllı cihaz kullanımında Çin’in liderliğinde bir değişiklik olmayacak ve kullanıcı sayısı 1.5 milyara yaklaşacak. Bu rakam şu anda 800 milyonun üzerinde.

KRİTİK NOKTA: BU ALT YAPILARI KİMİN SAĞLADIĞI

5G’yi kimin çok kullanacağı kadar önemli olan bir diğer konu da alt yapıyı kimin sağlayacağı/sağladığı. Bu alanda Çin’den Huawei yeniden ön plana çıkıyor. Huawei dünyanın en çok teslimat yapan ikinci mobil cihaz markası olmasının yanı sıra dünyanın en büyük telekominikasyon ürünleri üreticisi. Yani ne kadar çok ülke ve firma Huawei ile bu alanda bir anlaşma yaparsa ABD o kadar geri planda kaldığını hissediyor.

Akıllı telefonlardaki bağlantıları bir kenara bırakarak nesnelerin interneti denilen alanda eklenmesi beklenen cihaz sayısı da katlanarak büyümeye devam edecek. Rapora göre, 2025’te en az 25 milyar cihaz internete bağlanmış olacak.

2025’e kadar 1.4 milyar yeni internet kullanıcısı sistemlere eklenecek ve dünya nüfusunun %60’ı internete kavuşmuş olacak.

Kısacası internet kullanımı artıkça bu bağlantıların alt yapılarını sağlayanlar büyük gücü elinde tutmayı başaracak.

“ARKA KAPILAR”IN KONTROLÜ KİMİN ELİNDE OLACAK

Herkes kullanıcı ve cihaz verilerine ayrıca bu cihazların üreticisi olarak kontrollerine hakim olmaya çalışıyor. ABD “kara liste” hazırlarken “arka kapılar” sayesinde kişisel bilgilere ve verilere izni olmayan ya da “gizlice” izin verilen yerlerin erişebileceğini iddia ediyor. Bu iddia da akıllara son yıllarda birçok firmadan sızan ama özellikle son dönemde Facebook’tan sızan kullanıcı verilerini ve kullanıcılar üzerinde yapılan yönlendirmeleri akıllara getiriyor.

KARMAŞADAN ÇIKAN KOMEDİ: DİLİMLİ ELMA

Ortalık bu kadar karışık bir haldeyken ve herkes birbirinin ayağına basarken Çin’in Pakistan elçisi Lijian Zhao attığı bir tweetle hem güldürdü hem de haber içinden haber çıkmasını sağladı.

Çinli diplomatın ifadeleri kabaca şu şekildeydi:

Donald Trump’ın Çinli özel bir şirketten neden bu kadar nefret ettiği ortaya çıktı. Huawei’nin logosuna bakın, Elma’yı (Apple) dilimlere kesmiş.
Bu ifadenin bu kadar ses getirmesinin sebebi ise Zhao’nun kullandığı görseldi. Huawei logosunun yanında yer alan Apple logosu ve hemen altında yer alan dilimlenmiş elma görseli.

Ancak bu “espri” Çinli diplomatın bu tweet’i iPhone’dan attığının anlaşılmasıyla yeni bir boyut daha kazanmış oldu.

Bu arada Huawei kurucusu ve CEO’su Ren Zhengfei bu hafta Çin’de verdiği bir röportajda, Apple ürünlerini beğendiğini ve yakınlarına hediye etmek için iPhone satın aldığını ifade ederken, 2018 Aralık’ta Kanada’da göz altına alınan Huawei CFO’su Meng Wanzhou’nun da yanında birkaç Apple ürünü taşıdığı görülmüştü. 

İşte Çinli diplomatın Apple cihazıyla attığı o tweet. Huawei logosu=dilimlenmiş elma.
İşte Çinli diplomatın Apple cihazıyla attığı o tweet. Huawei logosu=dilimlenmiş elma.

Teknoloji ekosisteminde şöyle bir gerçek var. Bu yazıda adı geçen ya da geçmeyen dünyanın önde gelen teknoloji şirketleri birçok alanda rekabet içerisinde olsalar da birbirlerinin de “büyük” müşterileri konumundalar.

Google’ın Huawei’yi kaybetmesi Alphabet gelirlerini ciddi bir şekilde etkileyecek buna şüphe yok. Benzer bir durum Huawei için de geçerli olabilecek zira yeni bir işletim sistemi –öngörülemeyen- binlerce soru işaretine yol açabilir ve kullanıcı/tüketici kaybına yol açabilir.

BU MÜCADELEDEN KAZANAN ÇIK’A’MAZ

İki ülke arasında yaşanan “Soğuk Teknoloji Savaşı”nın oluşturacağı tahribat tahmin edilenin üzerine çıkabilir. ABD, sadece 2018’de Çin’e 19 milyar doların üzerinde teknoloji ürünü ve servisi ihraç etmiş. Sadece ABD vatandaşı 50 binden fazla kişi iki ülke arasındaki teknoloji eko sisteminde doğrudan çalışıyor. Bu arada Çin, ABD’de tasarımı yapılan birçok ürünün ise üretildiği, birleştirildiği yer. Çin’in ABD ihracatı 180 milyar doların üzerinde. Apple’ın, Amazon’un, Google’ın ve birçok teknoloji şirketinin ürünü Çin’de hazırlanarak ABD’ye yollanıyor.

HUAWEİ TELEFONU OLANLAR NE YAPACAK?

ETİKETLER