Jetgiller dönemi başlıyor (Kuş gibi uçan bir insanoğlu mümkün mü?)

  • Hali hazırda “gelecekçi” bir dönemin içinde yaşıyoruz
  • Uçan taksiyi ne zaman deneyeceğiz?
  • Uçan taksi konsepti için kaç firma çalışıyor?
  • Pilotsuz “drone”larla uçma fikri ne sürede kabul görecek?

Pilotsuz uçmaya, bir uygulamadan bir emir verip de bir yere gitmeye, ayaklarınız yere değmeden, elinizde hiçbir kontrol olmadan A noktasından B noktasına ulaşmaya hazır mısınız?

Bir süre öncesine kadar futurist [fütürist] yani “gelecekçi” fikirler daha fazla ilgi çekiyordu.

Teknolojinin ışık hızıyla ilerlemesi, Kuzey Amerika, Uzak Doğu ve Hindistan’dan bir gün önce çıkan işlerin neredeyse bir gün sonra dünya genelinde uygulanabilir hale gelmiş olması: “gelecekçi” işlerin içinde yaşadığımız bir dönemi de birlikte getirdi.

Son dönemin güzel örnekleri arasında uçan taksi ve yapay zekâlı cihazlar ön plana çıkıyor.

Bu alanlarda, tanımlanmış problemler ile buna çözüm üreten konseptler dikkat çekiyor ve yatırım topluyor. Yani bir acı ve o acıya bulunan bir merhem varsa hızla değer kazanıyor.

GÜNDE BİR SAAT YOLLARDAYIZ

Yoğun trafik ve boşa giden saatler ciddi bir araştırma konusu. 2017 ortalamasına göre Türkiye’de günde ortalama 1 saate yakın süreyi trafikte geçiriyoruz. Bu ortalama ile ilk 10 ülke arasındayız.

Bu probleme çözüm üreten/üretmeye çalışan firmalardan biri UBER. Otomobil sahibi olmadan paylaşım ekonomisi ile ciddi bir pazar payına ulaşan firma, özellikle son dönemde yaşadığı skandallarla gündeme geldi. Önce yönetim kurulu başkanı Travis Kalanick saf dışı kaldı ardından organizasyon yapısı değişti ve yatırımcılara güvence verilmeye çalışıldı. Şu anda 60 milyar dolar üzerinde değeri olan firma plakasız taksicilik işine 2009’da adım atmıştı. Burada yanlış bilinen bir genel kanıyı da düzeltelim, “kurucu” zannedilen Travis Kalanick ilk adımda adı UberCab olan ve Garrett Camp, Oscar Salazar ile Conrad Whelan’ın kurduğu firmanın/uygulamanın danışmanı ve yatırımcısıydı. Firma bugün milyarlarca dolarlık değeri ile birçok alanda faaliyet gösteren bir ulaşım/teknoloji şirketi konumunda.

İnsansız otomobiller, yapay zekayla çalışan tırlar üzerinde çalıştıkları konular arasında. Bunların yanı sıra ciddi şekilde kafa yordukları bir konu da trafikle başa çıkmanın formülü. Burada da devreye uçan taksi fikri ve uygulaması giriyor.

Firmanın bu hafta NASA ile kurduğu iş birliği de geliştirdikleri uçan taksi konseptine verdikleri önemin altını çiziyor.

Hedefleri 5 sene içerisinde uçan taksi ile dolaşıma girmiş olmak. Konsept var olan iş planlarından çok farklı değil, yine bir uygulama üzerinden taksiyi çağıracaksınız ve verdiğiniz ulaşım alanına gideceksiniz. Tek fark, ayaklar yere değmiyor, uçuyorsunuz. 

JETGİLLERİ YAŞAMAYA HAZIRLANIYORUZ

2020’de denemelere başlamak ve 2023’te müşterilerle buluşmak istiyorlar. Bu da demek oluyor ki, 1960’ların başında yayınlanmaya başlanan ve 80’lerin sonuna kadar devam eden Jetgiller çizgi filmine bir adım daha yaklaşmış durumdayız. Hanna-Barbera’nın unutulmaz yapımlarından olan Jetgiller ülkemizde de uzun yıllar gösterimde kalmıştı.

Bu hedefler firmanın kısa süre önce göreve başlamış olan yeni CEO’su Dara Khosrowshahi için de oldukça cesur ve iddialı. Khosrowshahi CBS’e verdiği demeçte şu ifadeleri kullandı: “Bu araçlarla, ‘normal’ insanlar erişilebilir ve uygun fiyatla, trafiğe takılmadan istedikleri yere uçarak ulaşabilecekler.

UBER pratik uygulaması kadar yaptığı pazarlama faaliyetleriyle de ön plana çıkmayı başaran bir firma. Ama bu alanda tek değil. Ne uçan taksi fikrini ilk onlar buldu ne de en gelişmiş durumda onlar var. Bu alandaki her oyuncunun iddiası aynı: “En hızlı biz başlayacağız, en gelişmiş durumda olan biziz.” Ama çarpıcı basın bültenleriyle özellikle ABD medyasında iyi bir yer kazanmayı başarıyorlar ve doğal olarak oradan da dünyaya yayılıyorlar.

Bu alanda birden çok oyuncu ilk olabilmenin mücadelesini veriyor. Bunlardan biri de CORA.

Önemli özellikleri arasında, elektrikli motorlarının 100 kilometre menzili ve pilotsuz uçma özelliği var.

CORA, Google’ın kurucularından ve Alphabet’in CEO’su olan Larry Page’in bir anlamda hobisi olan hava taşımacılığı alanında yatırım yaptığı Kitty Hawk firmasına ait.

Bu aracın ilk prototipini 2016’da görmüştük. Firma artık test uçuşlarına geçmiş durumda. İlk test uçuşunu Yeni Zelanda’da yapmışlardı.

Diğerlerine benzer bir yapıdalar; tamamen elektrikli ve emisyon yok. Bir helikopter gibi kalkış yapıyor ama uçak gibi ilerliyor. Piste ihtiyaç duymuyor. Saatte 180 kilometre sürati var, iki yolcu taşımak üzere tasarlanmış. Kanat genişliği yaklaşık 11 metre. Birbirinden bağımsız 12 adet elektrikli motoru bulunuyor.

Bu arada test uçuşlarının Yeni Zelanda’da yapılmasının sebebi, ülkenin sıfır emisyonlu hava ulaşımına verdiği destek ve teşvik. Firma bir güncelleme yapmazsa ilk söylemleri 2020’de yolculu uçuşlara geçmek.

Bu alanın öncülerinden biri de Bell firması. Onlar da uçan elektrikli taksi modellerini Vegas’ta tanıtmıştı. Helikopterin tamamı fuara getirilmedi ve ziyaretçiler fuar alanına konan kabine alınarak sanal gerçeklik yardımıyla bu yeniliği deneyimlemesi sağlandı. Firmanın iddiası, elektrikli taksilerin korkutucu değil tam tersine eğlenceli bir deneyim olacağı ve ellerindeki tasarım sayesinde çok rahatlatıcı bir şekilde uçulacağı yönünde. Bu arada bir helikopter firmasının teknoloji fuarında yer alması ayrı bir konu gibi gelebilir ama öyle değil. Zira bu helikopter sadece elektrikli olmasıyla ön planda değil, içerisinde yer alan eğlence ve multimedya sistemi, sosyal medya entegrasyonu, varış noktasındaki trafik bilgileri gibi birçok eğlenceli içerik ile donatılmış durumda.

Bu arada Bell uçuş alanın köklü oyuncularından. Firma 1933’de kurulmuş. 1946’dan beri ürettiği 30’a yakın askeri ve 20’ye yakın da sivil modelle havacılık sektöründe ciddi bir oyuncu.

Bir not düşelim. Bu firmalardan birçoğunda ciddi iş birlikleri de göreceğiz. Bunun bir örneği Bell ile UBER arasında hali hazırda yaşanıyor. İki firma yenilikçi konseptlerinde, özellikle dikey kalkış ve iniş alanında bilgi ve teknoloji paylaşımında bulunuyor.

Söylemleriyle ve testleriyle iddialı olan bir firma daha var. Çin’den EHANG. Bu firma da yakın zamanda 240 kilo ağırlığında ve alçak irtifada uçabilen ‘drone’u tanıttı. Açıklamalarına göre, bütün güvenlik önlemleri tamamlandı. Pilotsuz olarak bu sene uçmaya hazırlar. İnsanlı testleri yapmaya başladılar. Tek kişilik drone’un 25 dakika boyunca saatte 100 km süratle elektrikli bataryalarıyla uçması bekleniyor. Firma uçan taksi konsepti için birçok firmanın da ilk test seçimleri arasında yer alan Dubai’yi seçti. 2014’te kurulmuş olan EHANG’ın resmi sitesinde yer alan misyonu kısa ve net: Kuş gibi uçabilen bir insanoğlu.

Bu alanda çok oyuncu var ama finali sektör büyüklerinden Airbus ile tamamlayabiliriz. Onlar da VAHANA adını verdikleri elektrikli uçan taksileriyle testlerini büyük bir süratle devam ettiriyor. Dikey kalkış ve seyir testlerini yakın zamanda başarıyla gerçekleştirdiklerini duyurdular. Airbus, VAHANA projesini Silikon Vadisi’nden yürütüyor. Avrupa’da birden çok ülkenin ortaklığının bulunduğu ve merkezi Fransa’da yer alan Airbus havacılığın en büyük oyunculardan biri. Şüphe yok ki onların konsepti de uçan taksinin iddialı projelerinden.

Şimdi akıllarda bulunan en yaygın soruların başında şu geliyor. İnsanlar bu fikre ne kadar sıcak bakacak? Zira bu kadar büyük oyuncunun içinde bulunduğu bu alan şüphe yok ki -rötarlara uğrasa da- kısa süre içerisinde hayata geçecek.

KORKUTUCU DERECEDE ETKİLEYİCİ

Madem “gelecekçi” bir dönemin içinde yaşıyoruz dedik. Bir örnek daha ekleyelim. Haftaya damga vuran gelişmelerden biri olan ve Google konferansında tanıtılan -yeni- yapay zekalı sesli asistanının korkutucu derecede etkileyici olduğu bu videoya aşağıdan göz atabilirsiniz.

VIDEO: DİJİTAL DÜNYADAN (9 MAYIS)

ETİKETLER