Teknoloji devleri siber "savaşa hayır" dedi

  • Siber savaşlar teknoloji dünyasını ikiye bölüyor
  • Avrupa veri güvenliğinde kemerleri sıkıyor
  • Hangisi bizi daha iyi tanıyor? Facebook mu, Amazon mu, Google mı?
  • Veri güvenliğinden rahatsız olan kullanıcı ne yapmalı?
  • Facebook’un Avrupa’da lobi faaliyetlerine ayırdığı yıllık bütçe ne kadar?

Data savaşları ve veri hırsızlıkları ülkelerin en büyük teknolojik risklerini oluşturmaya başladı. Vatandaş verileri, hükümet belgeleri, özel ya da resmi kurumların belgelerinin el değiştirmesi için büyük bir mücadele veriliyor. Bir diğer büyük mücadele de bu işin karşısında yer alanların verdiği koruma çabası. Bu doğrultuda da her yıl milyarlarca dolar hem veri hırsızlığı hem de veri koruması için harcanıyor.

Veri hırsızlığı/koruması işin bir tarafı. Büyük resimde ise “siber savaşlar” var. Günümüz teknoloji devlerinden bir kısmı doğrudan ya da dolaylı yoldan bu savaşların içerisinde yer almak zorunda kalıyor. Ya bilinçli olarak danışmanlık veriyorlar ya da hali hazırda sundukları ürünler kiralanma/satın alma yoluyla kullanılıyor.

Birçok firmanın çalışanı da -özellikle son dönemde- yönetimlerine verdikleri dilekçelerle, bağlı bulundukları firmaların teknolojilerinin askeri amaçlara hizmet etmelerini istemediklerini belirtiyorlar.

Bu konu son dönemde teknoloji şirketleri ile çalışanları arasında oluşan en büyük problemlerden.

TEKNOLOJİ DEVLERİ İKİYE BÖLÜNÜYOR: “SİBER SAVAŞA” DESTEK VERMEYECEKLERİNİ AÇIKLAYANLAR VE DİĞERLERİ

Yaşanan son gelişmede, aralarında Microsoft, Facebook ve Linkedin’in de bulunduğu otuzdan fazla teknoloji şirketi, hükümetlerin “siber savaş” metotlarına destek vermeyeceklerini açıkladı. Firmalar bu görüşlerini imza altına da aldılar.

Savaşların evrimden geçtiği ve fiziksel mühimmatların yerini bilgisayarlara, yapay zekaya bıraktığı bir dönemde yaşıyoruz. Böyle bir dönemde birçok özel firmanın birlikte aldığı bu tutum bir bölünmeye de sebep oluyor. İmza atanlar kadar imza atmayanlar da dikkat çekiyor.

Microsoft, Facebook ve Linkedin’in yanı sıra global teknoloji şirketlerinden Cisco, Juniper Networks, Oracle, Nokia, SAP, Dell ve siber güvenlik firmaları Symantec, FireEye ve Trend Micro da imza atanlar arasında yer aldı.

İmza atmayanlar arasında ise Apple, Amazon ve Google var. Ancak bu demek değil ki “siber savaşlara” destek verecekler.

Bu arada Trump’ın son dönemde Twitter üzerinden “sözlü” mücadeleye girdiği Amazon, Pentagon’un teknoloji işlerinin bir kısmını almak ciddi bir yarışın içerisinde. 10 milyar dolarlık bir anlaşma ortaya çıkması beklenirken Amazon’un bu alanda mücadeleye girdiği bir diğer teknoloji şirketi Oracle.

HEP FACEBOOK’U KONUŞTUK YA DİĞERLERİ?

Son dönemin en popüler konularından biri de Facebook’un kullanıcı verileriyle ilgili yaşadığı skandal ve kurucusu Mark Zuckerberg’in ABD senatosunda peş peşe verdiği ifadeler oldu. Zuckerberg peş peşe 2 günde toplamda 10 saat senatörlerin sorularını yanıtladı. İlk gün gelen sorular basitliği ve senatörlerin kendilerini ön plana çıkartma çabasıyla geçti. İkinci gün soruların ciddiyetinde ve zorluğunda bir parça artış gördük. Zuckerberg’in hemen arkasında oturan danışman grubu ile robotik yüz ifadesi konunun magazin başlıklarıydı.

Ancak genel şartlarıyla Facebook bu durumdan çok zarar görmedi. Hatta uzun zaman sonra hisse senedi de değer kazandı. İki günlük soru maratonunun hemen ardından da öğrendik ki Facebook, Mark Zuckerberg’in güvenliği ve ulaşımı için 2015’ten beri 20 milyon dolar harcama yapmış.

Bu tip detayların yer aldığı Facebook manşetleri peş peşe gelirken diğer firmalar ve onların verilerimizle olan ilişkisi biraz gözden kaçtı.

AVRUPA VERİ GÜVENLİĞİNDE KEMERLERİ SIKIYOR

Özellikle AB’de 25 Mayıs’ta yürürlüğe girecek kişisel verilerin kullanımı ve korunmasıyla ilgili yasanın ardından Facebook, kullanıcılarının 4’te 1’inin yani 500 milyonunun verilerini bugüne kadar kullandığı gibi rahat kullanamayacak. Önemli özelliklerinden yüz tanıma da AB’de riskli durumda.

Facebook hızlı bir şekilde kriz yönetimiyle ilgilenirken radardan “şimdilik” kaçan diğer teknoloji devleri de topladıkları kişisel verilerle iş modellerini desteklemeye devam ediyor.

BİZİ EN İYİ TANIYAN HANGİSİ FACEBOOK MU? AMAZON MU? GOOGLE MI?

Birkaç örneğe bakabiliriz.

Amazon hem mobilde hem de masa üstünde bütün hareketlerimizi kayıt altında tutuyor ve ayak izlerimizden oluşan verilerle bize göre reklam kampanyası düzenliyor. İsim, e-posta, adres, kredi kartı bilgileri gibi veriler artık çok sıradan geliyor kulağa. Amazon’un kullanıcı sözleşmesine baktığımızda sadece bu başlıkların değil, arkadaş listemizin, arkadaşlarımızın e-postalarının, sosyal güvenlik numaralarının ve hatta kredi notunun bile toplanarak kullanılabildiğini görüyoruz.

Hangi internet sağlayıcısı ile çalışıyorsunuz?

Hangi tarayıcıyı kullanıyorsunuz?

Tarayıcı geçmişinizde neler var?

Yani internette yaptığımız “surf”e kadar kayıt altında.

Kullandığımız telefon ya da bilgisayarın markası ve özellikleri, gezerken nerede olduğumuz ve adresimiz gibi veriler de hakkınızda/hakkımızda toplanan başlıklardan bazıları.

Şunu eklememiz gerekiyor. Amazon da aynen Facebook gibi bu bilgileri satmak için kullanmadığını söylüyor. Ancak Facebook skandalında yaşanan da benzer bir durumdu. Facebook’un kendi ifadesiyle, “kullanıcı verileri bilimsel bir çalışmaya destek vermek amacıyla kullanıma açılmıştı.” Ancak işin nerelere vardığını hepimiz gördük. 10 milyon, 20 milyon, 50 milyon denirken -Facebook’a göre- 85 milyon kullanıcının verisi siyasete alet edildi.

Aslında sadece kayıt altına girdiğiniz/girdiğimiz firmanın adını biliyoruz. Bir de birkaç özelliğini. Fotoğraf paylaşabilirim, alışveriş yapabilirim, sesli komut verebilirim, video yükleyebilirim, arkadaşlarımla konuşabilirim… Ancak kullandıkları veriler ve iş modelleri üzerinde çok bir fikir sahibi değiliz. O firmanın iş birliği yaptığı ve verileri paylaşma hakkı bulunduğu firmalar ve amaçlarını bilmiyoruz.

Kısaca Amazon’un topladığı verilere örnekler ortada. Ancak uzmanların yorumlarına göre, Amazon bu kadar çok bilgiyi depolasa da -örneğin- Google’dan çok daha az şey biliyor.

Google ne topluyor sorusunun en kısa ve kolay cevabı ise şu: “Toplayabildiği her şeyi”

Hangi siteleri ziyaret ediyoruz?

Hangi aramaları yapıyoruz?

Hangi videoları izliyoruz?

Hangi reklamlara tıklıyoruz?

Bulunduğunuz adres ne?

Kullandığımız cihaz ne?

Yolladığımız ve aldığınız e-postalar neler? (İçlerinde hangi ilgi çekici kelimeler var)

Eklediğimiz ve çıkarttığınız telefon numaraları ve kişisel bilgiler neler?

Takvimimizde yer alan ve katılacağımız toplantı ya da etkinlikler nerede?

Yani adımız, e-posta adresimiz, telefon numaramız, doğum tarihimiz ya da yaşadığımız ülke artık çok sıradan bilgiler.

Bu firmaların şöyle bir gücü var? Bırakın hangi yemeği sevdiğimizi o yemeği hangi tarzda sevdiğimize kadar hakkımızda bilgi sahibiler. Hatta evde internete bağlı değilken oturduğumuz koltukta ne seyrettiğimizi de tahmin ediyorlar.

Bu verileri toplamak ve bunlardan anlam çıkartmak onların iş modelinin merkezinde. Ama önemli görevlerinden biri de bizim verilerimizi bizim adımıza güvenli tutmak. Bizler de kullanıcıları olarak bunu farkında olmalıyız.

Bu arada Google da aynen Amazon ve Facebook gibi bu verileri satmak için değil kendi iş model ve reklam çalışmaları için kullanıyor.

RAHATSIZ OLAN KULLANICI NE YAPMALI?

Kullanıcı sözleşmeleri mutlaka okumalı. Hakkımızda toplanan verilerin neler olduğunu bilmek ve nasıl kullanıldığını bilmek herkesin hakkı. Ancak bu sözleşmeleri tam anlamıyla sorgular ve yeterince açık olmayan maddelerin üzerine gidersek bu firmalar da daha dikkatli olurlar, olmak zorunda kalırlar.

Bir de basit ayarlar var. Birçok platformun güvenlik ayarlarında hakkımızda toplanan verileri inceleyebilir ve istersek silebilir ya da düzenli silinmesini sağlayabilirsiniz.

FACEBOOK’TAN LOBİ FAALİYETLERİNE 1 YILDA 3 MİLYAR DOLAR

Bu bir ufak magazin de Facebook’un lobi faaliyetleri detaylarından geldi. Facebook’un sadece Avrupa’da lobi faaliyetlerine ne kadar bütçe ayırdığı ortaya çıktı. Firmanın 2016’da lobi faaliyetlerine ayırdığı bütçe 2017’de ikiye katlanmış ve tam 3 milyar dolar tutmuş. Seyahat, konaklama, güvenlik gibi detaylar var ama 3 milyar Amerikan Doları’ndan bahsediyoruz.

ETİKETLER