72 yıldır bitmeyen kriz: Keşmir

Yemyeşil bir bitki örtüsü... Sarp dağlar aşarak alınan bir yol. Vadi boyunca kıvrılarak uzanan Cehlem nehri ve keskin virajlarla zorlu bir yolun ardından ulaşılan bir güzellik. Babür Hükümdarı Cihangir Şah’ın dizelerinde bahsettiği “Yeryüzünün cenneti”... Hindistan ve Pakistan’ın 72 yıldır paylaşamadığı Keşmir. Keşmir yüzünden iki ülke 5 Ağustos’tan bu yana yine karşı karşıya... 1 ayı aşkın süredir devam eden gerginlik BM Genel Kurulu’nda da kriz başlığı altında gündem maddesiydi. Bölgede son durum ne, Pakistan ne istiyor, Hindistan’ın suçlamalara yanıtı ne? İki ülke savaşın eşiğine gelebilir mi? Bu soruların yanıtını Pakistan kontrolü altındaki Azad Keşmir’de aradık.

NTV 28.09.2019 - 12:04 | | Son Güncelleme : 28.09.2019 - 13:07

Keşmir, Hindistan, Pakistan ve Çin arasında kalan bir bölge. 222 bin kilometrekare yüzölçümüyle, Marmara ve İç Anadolu Bölgelerinin toplam büyüklüğü kadar bir alan. Bölgenin bir kısmı Pakistan'ın, bir kısmı Hindistan'ın kontrolünde...Çin'in kontrolünde olan alanlar da var. Batıdaki Azad yani Özgür Keşmir ile kuzeydeki Gilgit-Baltistan bölgesi Pakistan'ın kontrolünde, güneydeki Cammu Keşmir ise Hindistan'ın.. İki ülke arasında 780 km uzunluğunda ateşkes hattı var. Aksai Chin ise Çin'in kontrolündeki bölge. Türkiye için Türkiye ve Yunanistan arasında Kıbrıs sorunu ne ise, Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki Dağlık Karabağ sorunu ne ise Hindistan ve Pakistan arasında 72 yıldır parçalanmış Keşmir de o. Ancak dünya hiçbir krizi Keşmir'i izlediği gibi diken üzerinde izlemiyor. Bunun sebebi de iki komşu ülkenin iki nükleer gücü olması. İki ülke 1947'den bu yana Keşmir yüzünden veya Keşmir'in yarattığı gerginlikler yüzünden 4 kez savaştı. İki ülke arasındaki son gerginlik 5 Ağustos'ta yaşandı. Hindistan, Cammu Keşmir'e ayrıcalık tanıyan anayasa maddesini iptal etti ve sonrasında bölgesinde tansiyon ve sonrasında bölgede tansiyon yine yükseldi.

KEŞMİR NEDEN PAYLAŞILAMIYOR?

Keşmir'in yıllardır paylaşılamamasının sebebi sadece dini ve milli hassasiyetler değil, iki ülke için Keşmir'e sahip olmanın sağlayacağı 3 kritik avantaj var.

1. 7 bin 700 metre rakımlı Keşmir'e sahip olmak bölgeye hakimiyet demek. Çin ve Afganistan ile bağlantısı olan Keşmir'i ve o yükseklikte bir konumu elde eden bir ülke, bütün bölgeyi kontrol edecek bir konuma ulaşabilir.
2. Bölgede, İndus gibi nehirler, coğrafi ve kontrol olarak parçalanmış iki bölgeden geçerek denize akıyor. Pakistan ve ve Hindistan ekonomisinin belkemiği olan tarım için su kaynaklarına tam hakimiyet de bu açıdan önemli.
3. İstanbul Üniversitesi Urdu Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil Toker ilk iki maddenin yanısıra, "Keşmir'in çok önemli bir maden olduğunun altını çiziyor. İki nükleer gücün uranyum açısından tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir bölge" diye tanımlıyor..

7,5 MİLYON RUPİ, 1 AT, 12 TİFTİK KEÇİSİNE SATILAN KEŞMİR

Hindistan ve Pakistan arasında Keşmir sorunun başlangıcı 1947 yılı olarak bilinse de sorunun temeli daha eskiye, Amritsar Antlaşması'nın imzalandığı 1846 yılına dayanıyor. İstanbul Üniversitesi Urdu Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil Toker, o dönemi şöyle anlatıyor.. "Bu aslında İngilizlerin bir oyunu. İngilizler, 1846'da savaş tazminatı olarak Keşmir'i Sihler'den aldıktan 1 hafta sonra, Keşmir'i o dönemde bölgenin racasına (kralına), 7 buçuk milyon rupi bedel ödeyerek (Bugünün parasıyla 105 bin dolar), 1 at, 12 tiftik keçici 3 tane keşmir şal karşılığında satıyor. Bu aile 1846'dan 1947'ye kadar kendi hükümdarlıklarını sürdürüyor."

1947'ye kadar prenslik olarak yönetilen Keşmir'in kaderi İngilizler bölgeyi terkedince tamamen değişti. Toker o dönemi ise şöyle anlatıyor: "1947'de İngilizler çekilirken, prensliklere 3 hak tanınıyor. Ya Hindistan'a katılacaksınız ya Pakistan'a katılacaksınız ya da isteyen olursa bağımsızlığını ilan edecek. Hindu olanlar Hindistan'ı Müslüman olanlar Pakistan'ı seçiyorlar. Keşmir'de ise durum farklı. Keşmir'de halkın çoğunluğu Müslüman, yöneticisi ise Hindu. O dönemde Hindu Maharacası ( Büyük Kralı) bir katliam başlatıyor bölgede. Bir hafta içinde 100 bin ile 600 bin arası Müslüman katlediliyor. Bunun üzerine o bölgedeki kabileler Keşmir'e giriyorlar. Bunun üzerine Maharaca korkup, Hindistan'a kaçmaya karar veriyor."

O tarihten sonra konu Birlemiş Milletlere taşınıyor. Hindistan Pakistan ordusu Keşmir'e müdahil olur korkusu ve Pakistan'ın bölgedeki kabileleri desteklediği şikayetiyle BM'ye başvuruyor. BM incelemesini yaptıktan sonra 21 Nisan 1948'de Keşmir halkının kaderini kendi tayin etmesine yani bölgede plebisit yapılmasına karar verdi. Ancak o kararlar hiç uygulanamadı. Hindistan'ın plebisiti yaptırmama gerekçesi, Pakistan askerlerini Azad Keşmir'den çekmemesi. Pakistan'ın korkusu ise bölgeden çekildikten sonra Hindistan'ın bölgeye girip Keşmir'in tamamını ele geçirmesi.

HİNDİSTAN DEMOGRAFİYİ Mİ DEĞİŞTİRİYOR?

Türk gazetecilere konuşan Pakistan Cumhurbaşkanı Arif Alvi, "Hindistan başlarda laik bir çizgi izledi ama sonra Hindu milliyetçiliğine yöneldi. Hindistan Başbakan'ı Narendra Modi'nin Partisi Mein Kampf'ı ve Hitler'i kendilerine örnek aldı. 30 yıldır bu anti-azınlık politikası devam ediyor."

Hindistan'ın Ankara Büyükelçisi ise Sanjay Bhattacharyya'nın cevabı "Bu iddialar gülünç. Pakistan'ın Hindistan aleyhindeki iddiaları temelsiz ve kötü niyetli. Pakistan yetkilileri tarih hakkında hiçbir anlayışa sahip görünmüyor ve başkalarına saygısızlık ediyor. Açıklamaları, 1947'de işgal ettikleri Keşmir'de yaptıkları demografik değişiklikleri yansıtıyor. Mirpuri sakinleri Pencaplılarla yer değiştirildi, Gilgit-Baltistan'ın Şii topluluğu da Sünnilerin akını ile karşı karşıya kaldı" oluyor.

Bölgede son nüfus sayımı 2011 yılında yapıldı. Pakistan kontrolündeki Azad Keşmir'de Müslüman nüfus yüzde 99. Hindistan kontrolündeki Cammu Keşmir'in tamamında Müslümanların oranı yüzde 68, Hinduların oranı ise yüzde 28'di. O tarihten bu yana nüfus sayımı yapılamadığı için, bölgedeki son tablo ne, her ülke kendi rakamlarını açıklıyor ve rakamlar farklılık gösteriyor.

GÜNCEL DOSYA: KEŞMİR

5 AĞUSTOS'TAN SONRA BÖLGEDE SON DURUM NE?

Hindistan ve pakistan 72 yılda 4 kez 1947'de, 1965'te, 1971'de ve 1999'da Keşmir sorunu veya onun yarattığı gerginlik yüzünden savaştı. 1998'de, 2002'de ve Şubat 2019'da yaşandı. Son perde ise 5 Ağustos'taydı. Hindistan Cammu Keşmir'e ayrıcalık tanıyan anayasanın bir maddesini iptal etti ve bölgenin özel statüsünü ortadan kaldırdı.

Pakistan o tarihten bu yana Hindistan'ı bölgede sokağa çıkma yasağı uygulamakla suçluyor.."Bölge açık cezaevine dönüştü" diyor. Hindistan ise suçlamaları kabul etmiyor. Azad Keşmir'in Cumhurbaşkanı Serdar Khan, "5 Ağustos'tan sonra durum daha da kötüleşti. Hindistan'ın işgali altındaki Keşmir'de iletişim yok. İnsanlar evlerinde hapis, ilaca erişim yok, hastaneler çalışmıyor, su ve yiyecek götürülmüyor. Hindistan'ın 5 Ağustos'tan önce bölgede 700 bin askeri vardı. Sonrasında 180 bin asker takviye edildi. Şu anda o bölgede 900 bin civarında Hint askeri var. Bu pek çok ülkenin ordusundan sayısından fazla" diyor. Hindistan'ın Ankara Büyükelçisi Sanjay Bhattacharyya ise "Bölgede sokağa çıkma yasağı yok" diyerek ülkesini savunuyor: "Cammu Keşmir'de sokağa çıkma yasağı yok, toplantı ve iletişim konusunda bir kısıtlama var. Bölgede yaşayan Keşmirlileri, Pakistan terörüne karşı korumak için ek güvenlik gücü bölgeye yerleştirdik. Bugün Cammu Keşmir ve Ladakh bölgesinin yüzde 93'ünde kısıtlama yoktur. Biz vadide Pakistanlı teröristlerle onların irtibatlı olduğu hücreler arasındaki iletişim bağlarını kestik, muhtemelen Pakistan da bu yüzden mutsuz" diyor.

Hindistan'ın kontrolü altındaki bölgeye giriş yok. Orada ne olduğu, gazeteciler de giremediği için tam olarak bilinemiyor. Ama bilinen bir gerçek var ki, Mart ayından bu yana, iki Keşmir arasında irtibat kopmuş durumda. Pakistan'ı ziyaretimizde, Azad Keşmir'in başkenti Muzaferabad'a yaklaşık 60 km uzaklıktaki Chakoti sınır köyüne gitme imkanı bulduk. Bu köy, Hindistan ve Pakistan arasında kalan bir sınır köyü. Cammu Keşmir bölgesine sadece 3 kilometre uzaklıkta. İki Keşmir arasındaki 780 km'lik ateşkes hattında Chakoti gibi 6 tane daha askeri gözlem noktası var. Bu gözlem noktaları, askeri karakollar birbirine o kadar yakın ki,bazen Hindistan ve Pakistan askerlerinin görüş mesafesi 70 metreye kadar düşüyor. Chakoti Köyü aynı zamanda, barış zamanında sembolik bir bölgeydi. İki Keşmir arasında yani Pakistan kontrolü altındaki Azad Keşmir'in başkenti Muzafferabad ve Cammu Keşmir'in başkenti Srinagar arasında yapılan otobüs seferleri için gümrük noktasıydı. Ancak Şubat ayında yaşanan gerginliğin ardından, otobüs seferleri de sivil geçişleri de sınırda durduruldu. Bu yüzden Azad Keşmir'de yaşayanlar ve Cammu Keşmir'de akrabaları olanlar birbirinden kopmuş durumda. Çünkü köylerin yarısı Hindistan yarısı Pakistan tarafında... Gulabı Khan 1947'de babası Azad Keşmir tarafındaki Chakoti köyüne gelmiş, kendisi de Chakoti'de doğmuş bir köylü. Khan, 'Karşıda akrabalarım var en son 6 ay önce gittim, oraya gidemiyorum' diyor.

İKİ ÜLKE SAVAŞIN EŞİĞİNDE Mİ?

62 yaşındaki Muhammed Erşat Abbasi de Chakoti'de doğmuş biri. Karşı tarafla kopuşu kabullenemeyen isimlerden: 'Biz buradayız, burası bizim anavatanımız, burada kalacağız, hiçbir yere gitmeyeceğiz. Ama 72 yıldır, Müslümanlar karşı tarafta zorluklara katlanıyorlar. Biz de o tarafa geçip Müslüman kardeşlerimize yardım etmek istiyoruz.' diyor. Pakistan'ın kendilerine destek olmasını isteyenler de var. Muhammed Müştak Pakistan ordusunu açıkça bölgeye çağırıyor: 'Azad Keşmirliler olarak karşıdaki akrabalarımıza yardımcı olmak istiyoruz. Bizim isteğimiz, Pakistan'ın Hindistan ile savaşması. Biz savaşa hazırız' diyor.

Azad Keşmirliler Pakistan ordusunun müdahil olmasını istiyor. Azad Keşmir Başbakanı Raja Muhammed Faruk Haydar açıkça 'Hindistan işgali altında yaşayanlar, Pakistan'ın askeri bir operasyonla, , ordusuyla gelip kendilerini kurtarmalarını istiyor.' diyor. Hatta İslamabad yönetimine de 'Bunu yapmak zorundasınız, çünkü asıl hedef Pakistan. Eğer Keşmir'de kaybederseniz, Pakistan yeni hedef olur' diye sesleniyor. Azad Keşmir Cumhurbaşkanı Serdar Mesut Khan ise daha temkinli. Pakistan'ın eski BM Daimi Temsilcisi olan Khan, diplomasi kapısını açık tutuyor ama artık Keşmirlilerin de artık isyan noktasına yaklaştığını da gizlemiyor. 'Size bir soru soruyorum. Biri sizin evinize saldırırsa ve bir bölümünü işgal ederse, o bölümün de kendisinin olduğunu iddia ederse?Tepkiniz ne olur? Polise gidersiniz, adalet ararsınız. Bulamayınca tepkiniz ne olur? Keşmir Halkı ve Pakistan bu duyguya doğru gidiyor.' diyor. Ancak Pakistan Cumhurbaşkanı Arif Alvi, 'Bir savaş çıkacaksa onu Pakistan başlatmayacak' diyor:

'Keşmirliler tabii ki savaş istiyorlar, zaten Keşmir'de savaş olmadan da ölüyorlar. Şu andaki en önemli sorun, bir nükleer silah atma düğmesinin üzerinde bir faşistin eli vardır. Bu çok tehlikeli. Pakistan diplomasi dediğinde, bu zayıflık gibi algılanıyor. Ama öyle değil. Hindistan masaya gelmezse Keşmir'de çok daha fazla direniş olacaktır. Bir savaş olacaksa, o savaşı Pakistan başlatmayacak. Ama bir kez savaş başladığında Pakistan kendisini savunabilecek güçtedir.'

Hindistan'ın Ankara Büyükelçisi ise Pakistan masaya gelmek istiyorsa, şiddeti durdurmak zorunda diyor. 'Hindistan ve Pakistan geçmişte Simla Anlaşmasını imzaladılar ve sorunları barışçıl müzakerelerle tartışmayı kabul ettikleri Lahor Deklarasyonu'nu yayınladılar. Ancak Pakistan alternatif bir terör ve şiddet diplomasisi uyguladı. Hiçbir ülke sınır ötesi terör ve şiddeti kabul etmez. Görüşmelere hazırız, ancak Pakistan masaya gelmeden önce şiddeti durdurmak zorunda.'

SINIRDA SEMBOLİK BARIŞ

Hindistan ve Pakistan arasında bugün kapalı sınırlar var. Savaş riski de hep masada ama savaş zamanı bile devam eden rituel var. Wagah Sınır Kapısı'ndaki 'Bayrakların düşürülmesi töreni' bu ritüelin tek örneği. 1947'den beri yapılan törende, sınırın bir tarafında Hint diğer tarafında Pakistan askeri var. Turistlerin yoğun ilgi gösterdiği 'Bayrakların düşürülmesi' töreni, iki ülke askerlerinin tokalaşmasıyla son buluyor. Askerlerin değil, siyasilerin el sıkıştığı bir tablo ise yakın gelecekte pek memkün görünmüyor.

YAZARA AİT DİĞER MAKALELER