İslam İşbirliği Teşkilatı'nın "Kudüs" karnesi

BM Genel Kurulu, ABD Başkanı Trump’ın Kudüs kararına karşı çıktı. Sunulan tasarı, 9 ret oyuna karşı 128 oyla kabul edildi. 35 ülke çekimser kaldı. Bazıları ise oylama için salona girmedi. Türk yetkililer oylama ile ilgili “mükemmel sonuç” yorumunu yaptı. Oylama sonucu ülkelerin oy renkleri de mercek altına alındı. Dikkat çeken bazı ayrıntılar var; 13 Aralık’ta İstanbul’da yapılan İslam İşbirliği Teşkilatı Olağanüstü Zirvesi’nde “Doğu Kudüs Filistin’in başkentidir” kararının altına imza atan bazı ülkeler, 21 Aralık’ta Newyork’taki oylamada oylarının rengini değiştirdi. Bazı ülkeler zaten İstanbul’daki zirveye katılmayarak teşkilat içinde taraflarını belli etti. İşte İİT'ye üye ülkelerin karnesi…


Yeşil... Kırmızı... Sarı... Siyah...


Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’ndaki tarihi “Kudüs" oylamasında herkes rengini belli etti.


Oylar kullanıldıktan sonra, sonuç tablosunda, ‘evet’ diyen ülkelerin karşısında yeşil, reddedenlerin karşısında kırmızı, çekimser kalan ülkelerin karşısında sarı, oylamaya katılmayan ülkelerin karşısında siyah kutucuk vardı. Ağırlıkta olan renk yeşildi. Ama analizler kırmızı, sarı ve siyah renkler üzerine yapıldı.

Öncelikle şunu söyleyelim, Türk yetkililer oylamanın sonucundan çok memnun... “Alınan sonuç mükemmel” diyorlar. Ama ret oyu kullanan ve çekimser kalanlar ile oylamaya katılmayanlarla ilgili tablo da Ankara’da dikkatle inceleniyor. Ret ya da çekimser oy veren ülkeler çoğunlukla küçük ve etkisiz ülkeler olarak görüldü ama İslam İşbirliği Teşkilatı’na (İİT) üye olup da farklı pozisyon alanlar Ankara’da not ediliyor.

EN BÜYÜK SÜRPRİZ: TOGO

Togo... Batı Afrika ülkesi. İstanbul’daki İİT Zirvesi’ne Altyapı ve Ulaştırma Bakanı’nı göndermişti. Zirvenin sonucunda çıkan o karara da bakan düzeyinde imza atmış bir ülkeydi. New York’taki oylamada isminin yanında kırmızı vardı. Filistin’in yanında yer almayan Teşkilat üyesi olarak not edildi.

Zirveye büyükelçi düzeyinde katılan ülkelerden biri Uganda idi. Bildiride imzası olan ülkelerdendi. Uganda, Newyork’taki oylamada çekimser kaldı.

Sierre Leone, İstanbul’daki zirvede Büyükelçilik Maslahatgüzarı ile temsil edilmişti. Newyork’taki oylamaya katılmayan, rengi siyah olan, Filistin’i yalnız bırakan ülkelerden biriydi.

FİLİSTİN’İ YALNIZ BIRAKAN DİĞER ÜLKELER

New York’taki oylamada çekimser kalan ya da oylamaya katılmayan İslam İşbirliği Üyesi ülkelerden bazıları, 13 Aralık’taki İstanbul zirvesine gelmeyerek zaten taraflarını önceden belli etmişti.

Çekimser kalan Benin ve Kamerun üyesi oldukları teşkilatın zirvesine gelmeyen ülkelerdi. İslam İşbirliği Teşkilatı’nın 13 Aralık’taki İstanbul zirvesine temsilci göndermeyerek aslında pozisyonlarını ortaya koymuştu.

Oylamaya katılmayan ve İstanbul’a gelmeyen İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkeler Türkmenistan, Gine Bissau, Orta Afika Cumhuriyeti (gözlemci statüsü) idi. Filistin’i uluslararası platform’da yalnız bırakan ülkeler olarak tarihe yazıldı. 

TÜRKMENİSTAN'IN ÖZEL DURUMU

Türkmenistan, İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi olmasına rağmen ne İstanbul’daki zirveye katılmıştı ne de New York’ta BM Genel Kurulu’ndaki oylamaya girdi. Bunun sebebi Türkmenistan’ın özel durumu. Türkmenistan, “tarafsızlık politikası” ile bilinen bir devlet... İhtilaflı konularda, taraf olmamasıyla tanınıyor.

Bu yüzden ne İstanbul’daki zirveye ne de New York BM Genel Kurulu’ndaki oylamaya katıldılar. Ankara, bu özel durumu bildiğinden, Türkmenistan’ı ayrı bir kategoride değerlendiriyor.

“ABD KENDİ SİLAHI İLE VURULDU”


Türkiye, hem BMGK hem de Genel Kurul süreçlerini harekete geçirmek için yoğun çaba harcamıştı. ABD’nin BMGK’ya gelen Filistin’in hazırladığı, Mısır’ın gündeme getirdiği tasarıyı veto edeceği belliydi. Sonuç şaşırtıcı olmadı.


Şaşırtı olan Genel Kurul’da Filistin lehinde oy kullanacak ülkelere dönük ABD tehdidiydi. Ayrıca konunun Genel Kurul’a taşınmasından da rahatsız oldu. Ama burada bir hatırlatmayı yapmakta fayda var. BM Güvenlik konseyinde vetolarla tıkanan meseleleri -Bugün Kudüs meselesinde olduğu gibi- Genel Kurul’a taşımanın önünü açan ABD idi.

Bundan 67 yıl önce, Kore krizi sürerken, BMGK’da Sovyet vetosu bir türlü aşılamıyor, uzun müzakerelere rağmen karar alınamıyordu. ABD konuyu BM Genel Kurulu’na taşıdı ve 3 Eylül 1950’da oradan “Barış için birlik kararı” çıkarttı.

O karar şöyle diyordu: “Güvenlik Konseyi daimi üyeleri bir olayda oybirliği sağlayamıyorsa, Genel Kurul, BM üyelerine tavsiyede bulunmak için konuyu gündemine derhal taşır."


Üstelik o dönem bu kararın çıkarılması için en çok çaba gösteren isim dönemim ABD Dışişleri Bakanı Dean Acheson’dı. Bugün “Barış için Birlik Kararı” hala “Acheson kararı” olarak da biliniyor.

Başkent Üniversitesi’nden Doç Dr. Uğur Güngör, o dönemi şu sözlerle anlatıyor: "1950 Kore Savaşı sırasında BM Güvenlik Konseyi’nin art arda kullandığı vetolar nedeniyle kilitlenme yaşanmıştı. Bu kilitlenmeyi çözmek için bu karar alındı. ABD bu kararı alırken, BM Genel Kurulu’ndaki Batı yanlısı üyelerin oy çokluğuna güvenmiştir. Batı yanlısı üyelerin çokluğu nedeniyle ABD bir avantaj yakalayacağını düşünmüştü."

BM Güvenlik Konseyi’nden çıkan kararlar uluslararası toplum için bağlıcıyıdır. Genel Kurul’dan çıkan kararlar ise tavsiye niteliğindedir. Ama Genel Kurul’da ortaya konan irade, tarihte bazı siyasi süreçlerin önünü açmayı başardı. ABD bu yöntemi çalıştırdı ve çıkarları doğrultusunda bu yolu denedi.

Tarihte BM Güvenlik Konseyi’nde tıkanmış tam 12 mevzu, ABD’nin 1950 yılında açtığı bu yolla BM Genel Kurulu’na taşındı.


Doç. Dr. Uğur Güngör, bazılarını şöyle sıralıyor: “1956 yılında Süveyş krizini görüyoruz. Süveyş krizinde BMGK’da konu Fransa ve İngiltere tarafından veto edildi. Barış için birlik kararına dayanılarak, BM Genel Kurulu'na taşındı. 1956'da yine Macaristan krizini görüyoruz. Macaristan krizinde de, Sovyetler tarafından veto vardı. 1960'da Kongo, 1971'de Bangladeş, 1980'de Afganistan gibi inisiyatifleri kullandı.”

Süveyş krizinde BM Genel Kurulu’nda yapılan özel oturumların sonunda BM acil barış gücü görevlendirilmesinin önü açıldı. Macaristan krizinde, Macaristan’a yabancı müdahalesini soruşturma komisyonu kuruldu. Kongo krizinde BM operasyonunun önü açıldı. 1980’de Sovyet vetosu yüzünden tıkanan Afganistan krizinde BM Genel Kurulu’ndan “Yabancı güçlerin tamamının ve ivedilikle çekilmesi” çağrısı çıktı. Zaman aldı belki ama o çağrının ardından diplomatik süreç başladı, BM girişimiyle Cenevre’de imzalanan anlaşma ile Sovyet askerlerinin Afganistan’dan çekilme süreci başladı.

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD Başkanı Donald Trump'ın Kudüs kararının ardından İstanbul'da olağanüstü toplanmıştı.

Bugün ABD Kudüs meselesinin BM Genel Kurulu’na taşınmasından rahatsız ama geçmişte çözümlenemeyen meselelerde, bunun itici gücü olmuştu. Genel Kurul’dan çıkan karar ile ABD “Kudüs İsrail’in başkentidir” kararını iptal etmeyecek ama yine de BM Genel Kurul’undaki ezici tablo, siyaseten ABD üzerinde bir baskı kurulması için anlamlı. Özellikle de gelecekte Ortadoğu barışı için müzakere masası kurulacaksa, Filistin’in elini güçlendirecek…

VIDEO - GÜNCEL DOSYA: KUDÜS

ETİKETLER