NTV
Doğan Özkan
Doğan Özkan[email protected]
03 Eylül 2026 08:48

Latin Amerika'da ekonomik satranç

Google'da NTV'yi tercih et

Venezuela'da yaşanan gelişmeler son yılların en büyük jeopolitik ve ekonomik kırılmalarından birine sahne oluyor.

Nicolas Maduro’nun hedef alındığı operasyon süreciyle başlayan köklü değişim, Washington’ın ülkenin devasa petrol rezervlerini 100 yıllığına kendi stratejik kontrolüne bağlayan dev anlaşmasıyla zirveye ulaştı.

 

Washington ve Caracas arasında onlarca yıldır süren gerilim, ABD'nin Maduro'yu gözaltına almasıyla farklı bir boyut kazandı.

 

Uzun süredir uygulanan ekonomik ambargolar ve izolasyon sonrası gelinen süreçte Maduro'nun iktidardan uzaklaştırılması sadece rejim değişikliği olarak kalmadı, önemli bir domino taşını da devirdi.

 

Operasyonun ardından Venezuela'da geçici bir siyasi yönetim işbaşı yaparken, arka planda yürütülen diplomatik ve istihbarat odaklı pazarlıkların merkezinde ülkenin tek kurtuluş reçetesi olarak görülen enerji kaynakları vardı.

 

ABD yönetiminin kurguladığı bu süreç, Latin Amerika'nın en büyük varlığının küresel ölçekte el değiştirmesinin zeminini hazırladı.

 

Maduro sonrasındaki yeni siyasi iklimin ilk büyük meyvesi, ABD Başkanı Donald Trump’ın dünya tarihinin en büyük petrol anlaşması olarak lanse ettiği tarihi mutabakat oldu.

 

Beyaz Saray tarafından duyurulan anlaşma, Washington’a Venezuela topraklarında benzeri görülmemiş bir ekonomik ve stratejik imtiyaz alanı tanıdı.

 

Beyaz Saray ve ilgili kaynakların paylaştığı verilere göre, Washington ile Caracas arasında imzalanan bu devasa konsorsiyumun şartları, Amerikan devlet aklının enerji sahasına doğrudan nerede konumlandığını net bir şekilde gözler önüne seriyor.

 

Anlaşma kapsamında Venezuela, toplamda 65 milyar varilden fazla kanıtlanmış rezerve sahip 17 kritik petrol sahasının işletme hakkını 100 yıllığına ABD'ye devretti.

 

Söz konusu sahaların önemli bir kısmının geçmişte Rus ve Çinli enerji şirketleri tarafından işletiliyor olması, operasyonun ve sonrasındaki hamlenin sadece ekonomik değil, aynı zamanda küresel bir blok mücadelesi olduğunu kanıtlıyor.

 

Anlaşmanın merkezinde, Venezuelalı iş insanı Alejandro Betancourt’un yönetimindeki North American Blue Energy Partners ile kurulan özel ortaklık yer alıyor.

 

ABD Savunma Bakanlığı Pentagon bünyesindeki Stratejik Sermaye Ofisi venezuelalı bu şirkette yüzde 35 oranında doğrudan hisse sahibi oldu.

 

Bir Amerikan devlet kurumunun özel bir enerji şirketinde bu düzeyde ortaklık kurması benzeri görülmemiş bir adım olarak da kayda geçti.

 

Şirketin yönetim kurulu çoğunluğunun ABD vatandaşlarından oluşması şart koşuldu.

 

Ayrıca Washington yönetimi yönetim atamalarında mutlak veto hakkı elde etti.

 

ABD sahalardan çıkarılacak petrolün yüzde 20’sini doğrudan üretim maliyetinden satın alma, kalan yüzde 80’lik kısım üzerinde ise öncelikli alım hakkı kazandı.

 

Venezuela yönetimi bu anlaşmayı fırsat olarak yorumluyor.

 

Caracas'a göre söz konusu anlaşmayla altyapı modernizasyonu ve enerjinin ihracı sağlanabilecek. Ancak uluslararası kamuoyunda ve ABD Kongresi'nde yankılar oldukça sert.

 

Venezuela, yaklaşık 303 milyar varil kanıtlanmış petrol rezerviyle küresel sıralamada en başta yer alıyor.

 

Sahip olduğu dev potansiyele rağmen Venezuela, yıllar süren ekonomik krizler, altyapı yetersizlikleri ve ağır uluslararası yaptırımlar nedeniyle uzun süreler boyunca çok düşük kapasitelerde üretim yaptı.

 

Rezervlerin büyüklüğü, Venezuela'yı onlarca yıl küresel süper güçlerin enerji savaşlarının ve diplomatik satrancın ana odağı haline getirmeye devam edecek gibi görünüyor.

Etiketler: Venezuela - Ekonomi - ABD