Hüseyin Yılmaz
Hüseyin Yılmaz[email protected]
01 Haziran 2026 12:11

İbrahim Anlaşmaları Trump'a zafer kazandırır mı?

Google'da NTV'yi tercih et

Mahallede yangın varken saç taramak ya da İbrahim Anlaşması imzalamak...

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile anlaşma için yeni bir teklif ve süre verirken ortaya bir de İbrahim Anlaşmaları şartı sürdü.

 

İran ile nihai anlaşmaya varılması durumunda bölge ülkelerinin de İsrail ile barışmasını sağlayacak İbrahim Anlaşmaları yapmalarını 'zorunluluk' olarak duyurdu...

 

Birçok uzman, akademisyen ve politikacı, Trump söylediğinden beri bu çıkışı anlamlandırmaya çalışıyor. “Ne alakası var İran anlaşmasıyla İbrahim Anlaşmaları'nın?” sorusuna hala yanıt aranıyor.

 

Trump'ın en büyük çıkmazı -daha iyisini yapma iddiasıyla çekildiği Obama döneminde imzalanan Nükleer anlaşmanın- yerine savaşa rağmen daha iyisini koyamamış olması. Tam anlaşmaya varıldı denirken daha sert maddeler içeren yeni bir taslak önermesinin de biraz bununla ilişkisi var.

 

Geçtiğimiz günlerde Obama CBS'e bir röportaj vermişti. Programda Obama'ya “Trump neden sizin anlaşmayı beğenmedi ve bozdu bir fikriniz var mı?” sorusu yöneltildi. Obama'nın yanıtı gayet net ve bugünleri anlatır netlikteydi: “Çünkü Ben yaptım” dedi gülerek...

 

İşte bu cevap Trump'ın peşini bırakmayan bir lanet gibi. Daha iyisini yapacağım diye çıktığı yolda ne ileri gidebiliyor ne geri dönebiliyor.

 

Sürekli değişen taslak metinler, sürekli başa dönülen arabuluculuk girişimleri arasında ateşkesin 2. ayı dolacak.

 

Daha bu sabah ABD İran'a ait bir adadaki füze rampasını vurdu, İran'da Kuveyt'teki ABD Üssüne saldırı düzenledi. Ama ateşkes bozulmadı!

 

Genel kanı Trump'ın daha iyi bir nükleer anlaşma yapamadığını perdelemek için daha geniş bir Ortadoğu barışı yapmış görünmek istiyor. Bu nedenle de başta Körfez Ülkeleri olmak üzere bölgedeki tüm aktörleri İsrail ile İbrahim Anlaşmaları yapmaya zorlayarak yeni bir 'Cambaza bak' taktiği uyguluyor.

 

İbrahim Anlaşmaları Trump'ın ilk döneminin en büyük dış politika başarısı olarak kabul görüyor. Fas, Birleşik Arap Emirlikleri , Bahreyn, Sudan ve Kazakistan İsrail ile anlaşma imzalayan ülkeler.

 

Trump, İbrahim Anlaşmaları imzalatmak için baskısını artırırken "Bu gerçekten muazzam bir işaret olurdu ve bence bu ülkeler bunu bize borçlular" dedi. "Suudi Arabistan için harika olur. Katar, Kuveyt ve tüm grup için harika olur." diye de ekledi.

 

Oysa İran saldırılarına maruz kalan, Hürmüz boğazı kapandığı için ciddi gelir ve prestij kaybına uğrayan ülkelerin önceliği en azından şu an için bu değil.

 

Borçlu hissetme mevzusu da epey karışık. Çünkü İran, ABD Üslerine ev sahipliği yaptıkları için Körfez Ülkelerini hedef aldığı söylüyor.

 

Körfez ülkeleri de ABD ile savunma anlaşmaları yapmış olmalarına rağmen Trump'ın asıl korumayı İsrail'e yapmış olmasında yana epey dertli.

 

WSJ da yayınlanan bir makalede, “Trump'ın son çıkışına karşı Körfez ülkelerinin yanıt vermek yerine dişlerini sıkıp bir an önce İran ile bir anlaşma yapılmasını bekleyecekleri” vurgusu yapıldı.

 

Peki Gazze'de Soykırım yapan, son 3 yılda bölgedeki 7 ülkeye saldıran İsrail ile İbrahim Anlaşması yapmak Trump istedi diye olacak bir şey mi?

 

Suudi Arabistan, Katar ve bölgedeki diğer ülkelerin Trump'ın çağrısına kulak vermesi en azından bu konjonktürde pek mümkün görünmüyor.

 

Riyad, daha ilk anlaşma ortaya çıktığında bile elini bağlamıştı. 'Filistin devletine giden net bir yol haritası olmadan' anlaşmaya yok demişti.

 

Gazze Savaşını bitirmek için İsrail ve Hamas arasında arabuluculuk yapan, hatta toprakları İsrail tarafından hedef alınan Doha'nın İbrahim Anlaşmaları'na katılma planı da şu için yok ya da lafı bile edilmiyor.

 

Kuveyt'ten de Trump'ın açıklamalarına ilişkin bir açıklama şu ana kadar yapılmadı. Suriye'yi de anlaşma yapmaya zorluyor Trump. Şam yönetimi ise “Önce işgal ettiği yerlerden çekilsin İsrail” mesajı verdi.

 

Dahası, böyle bir girişimin İran'ın tepkisini çekip, kendilerini uzun vadeli hedef yapması ve daha büyük düşmanlıkları körükleme ihtimali de Körfez ülkelerini korkutuyor.

 

İbrahim Anlaşması dayatması, en azından bu aşamada “Mahalle yanarken saç taramaya” benziyor ve kimsenin ayna karşısında saçını tarayacak ne lüksü var ne de hevesi!