Büyük veri “büyük esaret”e dönüşür mü?

İçinde yaşadığımız dünyanın dijitalleşmesi ile hayatımıza giren ‘Big Data’ (Büyük veri) son zamanlarda sıkça duymaya başladığımız bir kavram. 

Her gün internette bir şey arattığımızda ya da herhangi bir sosyal medya platformunda zaman geçirdiğimizde her hareketimiz tabiri caizse kayıt altına alınıyor ve bizlere reklam olarak geri dönüyor. 

Amerika Birleşik Devletleri merkezli Uluslararası Veri Kurumu'nun 'Dijital Evren' başlıklı araştırmasına göre, 2005 yılında 130 exabyte olan veri miktarı 2020 yılına gelindiğinde 40 bin exabyte'a çıkacak. 

Beyaz Saray'ın geçtiğimiz yıllarda yayınladığı raporunda ‘Big Data’ kendine "İlerlemenin bir itici gücü olarak ulusumuzun toplumsal ve ekonomik dinamizmini sürdürmesine yardımcı olacak" sözleri ile yer bulmuştu. 

Ancak ‘Big Data’ gelecekte gözetim mekanizmalarına yol açabilecek potansiyele sahip. Zira ücretsiz olarak kullandığımız pek çok yazılıma hareketlerimize erişim izni veriyoruz ve bu izinlerin gelecekte karşımıza ne şekilde çıkacağını belirleyen bir regülasyon bulunmuyor. 

Büyük veri daha da büyüdüğünde ve bu veriyi daha iyi işleyecek teknolojiler hayatımıza girdiğinde ‘Big Data’nın bize geri dönüşü sadece hedef reklamlar ile sınırlı kalmayacak. 

Örneğin bugün ücretsiz olarak kullanıldığımız navigasyon uygulamasının ilerleyen yıllarda bir sigorta şirketi ile anlaşıp şoföre özel paketlerin sunulmasına imkan sağlaması hayli muhtemel. 

Her gün milyonlarca kişi tarafından kullanılan bu uygulamaların şoförün otomobil kullanma alışkanlıklarını işleyebilmesi ve bunu sigorta şirketleri ile paylaşması kullanıcının kurallara uyup uymadığı, otomobil kullanma sıklığı ve alışkanlıkları hakkında şirketlere önemli bir veri sağlayacak. 

Bu veriler ile önümüzdeki yıllarda tek tip sigorta bedeli yerine kullanıcıya özel fiyat politikasının gelişmesine şahit olabiliriz. 

Aynı ihtimal sağlık odaklı uygulamalar ve cihazlar için de geçerli. Şimdilik bebek adımları ile ilerleyen sağlık odaklı cihazlar günün birinde yıllarca topladıkları verileri yine sağlık sigortası sunan şirketlerle paylaşması durumunda bu şirketlerin kişinin geçmişini ve olası risklerini baz alarak kullanıcıya özel paketler ile karşımıza çıkması önünde hiçbir engel yok. 

Bu iki örnek özel şirketlerin regülasyon eksikliğini nasıl kendi çıkarlarına kullanabileceklerine dair ipuçları veriyor. Ancak ‘Big Data’nın devlet elinde nasıl bir şeye evrilebileceğini anlamak için bugünün Çin’ine bakmamız yeterli. 

Çin’de pilot olarak uygulanmaya başlanan 'sosyal skor' uygulaması bilim kurgu yapımlarında görmeye alışkın olduğumuz teknolojiden güç alan baskıcı rejimlerin fragmanı niteliğinde. 

Zira 2021 yılında hayata geçmesi planlanan proje kapsamında Çin hem ülke genelinde bulunan kamera görüntüleri hem de internet verilerini kullanarak, vatandaşlarını puanlayacak. 

Mobil cihazlara yüklenecek bir uygulamayla çalışacak sistemde kullanıcılar hem sanal hem de gerçek hayatlarında mercek altına alınacak ve notlandırılacak. Vatandaşlar aldıkları puanlara göre A, B, C ve D olarak dört farklı kademede derecelendirilecek. 

Söz konusu sistemde notu yüksek olan ayrıcalıklı hizmet alırken kötü nota sahip olanların hayatlarında kısıtlamalar olacak. 

ETİKETLER