Türkiye Uzay Ajansı'nın kısa ve uzun vadeli hedefleri neler olmalı?

Çalışmaları uzun zamandır devam eden Türkiye Uzay Ajansı, geçen hafta resmen kuruldu. 

Yapılan resmi açıklamaya baktığımız zaman Türkiye Uzay Ajansı'nın temel kuruluş felsefesi "Milli uzay programını hazırlamak ve bu kapsamda projelerin hayata geçirilmesini sağlamak" olarak özetlenmiş. 

Peki bu felsefeyi hayata geçirebilmek için Türkiye Uzay Ajansı'nın kısa ve uzun vadeli hedefleri ne olmalı? 

Son yıllarda savunma sanayi için ciddi yatırımlar yapan ve yerli çözümler üreten Türkiye'nin uzay ajansı ile uydu teknolojilerinde dışa bağımlılığını azaltması muhtemelen atılacak ilk adımlardan birisi olacaktır. 

Zira Türkiye uzay teknolojilerindeki millilik oranı hala ciddi oranda artırılmaya muhtaç. Bu nedenle böyle bir birimin kurulması oldukça önemli.

TÜRKİYE’NİN ÖRNEK ALMASI GEREKEN UZAY AJANSI 

Amerikan Havacılık ve Uzay Ajansı (NASA) ve Avrupa Uzay Ajansı (ESA) Dünya çevresinde ve Güneş Sistemi içinde pek çok ilke imza atıyor. 

Ancak ESA’nın 2018 bütçesinin 6.41 milyar, NASA'nın ise 20.7 milyar dolar olduğunu göz önünde bulundurursak Türkiye Uzay Ajansı'nın planlarının daha nokta atışı ve bütçe dostu olması oldukça hayati bir konu. 

FİLM BÜTÇESİNDEN DÜŞÜK MARS GÖREVİ

Bunun için Türkiye'nin örnek alması gereken uzay ajansları NASA ve ESA gibi büyük bütçeli kurumlardan ziyade geçtiğimiz yıllarda 73 milyon dolarlık bütçeyle Mars yörüngesine uydu yerleştiren Hindistan Uzay Araştırma Organizasyonu (ISRO) olmalı. 

Zira ISRO bu projeyi aynı dönemde vizyona giren uzay temalı Gravity (Yerçekimi) filminin bütçesinden daha düşük bir miktar harcayarak gerçekleştirmişti. Kuşkusuz bunun için gerekli kaynakları yaratmak ve bu kaynakları doğru bir şekilde değerlendirecek parlak zihinleri bu projeye dahil etmek son derece önemli. 

UZAY ARTIK SİYASİ ÇIKAR YERİNE KAR AMACI GÜDÜLEN BİR ALAN

Soğuk Savaş yıllarının iki kutuplu dünyasında ABD ve SSCB'nin rekabetine sahne olan uzay yarışı son yıllarda özel şirketlerin de bu alanda yer almaya başlaması ile bu alanda rekabette farklı bir boyut kazandı. 

Dünyanın en zengin 500 ismi arasında yer alan 16 kişi uzay teknolojileri için her yıl milyarlarca dolar yatırım yapıyor. 

Kar amacı güden şirketlerin tepesinde oturan bu isimlerin bu alanda yaptıkları yatırımların ana motivasyonu doğal olarak uzayın kısa ve uzun vadede oldukça karlı bir sektöre dönüşeceğine duydukları güven. 

Söz konusu şirketlerin kısa vadeli hedefleri uzay turizmi. Ancak uzun vadede bu alanda yer alan oyun kurucuların iştahını kabartan neden uzay madenciliği. 

Jüpiter ve Mars'ın arasında yer alan asteroid'lerin yoğun miktarda nikel, demir ve altın gibi değerli maddelere ev sahipliği yaptığı düşünülüyor. 

Bu bölgeye uzay aracı göndererek araştırma yapmayı planlayan NASA'ya göre, buradan elde edilecek maddelerin ekonomik değeri yaklaşık10 bin katrilyon dolar. 

Dünya ekonomisinin toplam değerinin 73.7 trilyon dolar olduğunu düşünürsek uzay madenciliğinin ne denli büyük ve karlı bir iş koluna dönüşeceğini daha iyi anlayabiliriz. 

TRUMP UZAY KUVVETLERİ İÇİN İMZAYI ATTI 

ABD Başkanı Donald Trump’ın geçtiğimiz günlerde, Uzay Kuvvetleri Komutanlığı'nın kuruluşu için imzayı atmasını da uzun vadede ABD’nin kendisini yarışta şimdiden konumlandırma amacı olarak okumalıyız.

Türkiye’nin bu alandaki atılımlarını tek bir elden koordine etmesini ve kaynaklarını daha efektif kullanmasını sağlayacak uzay ajansını kurması önümüzdeki on yıllarda bu alanda söz sahibi olması ve pastadan pay almasını sağlayabilir. 

Zira önümüzdeki yıllarda ülkeler ve hatta şirketler arasında kıyasıya rekabete sahne olacak bu alanda var olmayanlar masada da yer bulamayacak. 

ETİKETLER