Ekonominin lokomotifi inşaat sektörü ne durumda?

İnşaat sektörü, yarattığı katma değer ve istihdam imkânlarıyla ekonomiye önemli katkı sağlıyor. Yazımızda ekonominin lokomotifi inşaat sektöründeki son durumu inceleyelim…

ntv.com.tr 24.02.2020 - 08:33 |

İnşaat sektörü, ülke ekonomisi için hem katma değer yaratmakta hem de istihdam imkânlarıyla büyük bir öneme sahip olmakta. Ülkenin ulusal sermayesiyle ortaya çıkan bu sektör birçok meslek dalını içerdiği için istihdama doğrudan etki etmekte.

Özellikle son yıllarda istihdam artışındaki lokomotif sektör inşaat sektörü. Sektör yaklaşık 200 farklı sektörle sürekli ilişki içerisinde olduğundan hem doğrudan hem de dolaylı olarak istihdama büyük katkı yapıyor.

124 ülkede proje

Türk İnşaat firmaları küresel ölçekte oldukça başarılılar. İNTES rakamlarına göre, müteahhitlerimiz, 1972’den 2019 Temmuz ayı sonuna kadar 124 ülkede 386.5 milyar dolar değerinde 9.782 proje üstlenmişler.

Dolayısıyla inşaat sektörünün önemi büyük. Ne var ki, sektörün de birçok problemi var. Özellikle nitelikli işgücünü bulamamak ilk sıraya yerleşiyor.

İş güvenliği önemli

Gerçi son yıllarda Mesleki Yeterlilik Sisteminin devreye girmesiyle gelecekte bu sorunun hafifleyeceği düşünülebilir.

Diğer yandan taşeron sisteminin en yaygın olduğu sektör inşaat sektörü. Bir müteahhit orta büyüklükteki bir inşaat için yaklaşık 70 - 80 alt işverenle çalışmak zorunda kalabiliyor. Üst işveren – alt işveren sorunları işleri bazen alt üst edebiliyor.

Taşeron çalışanları hukuki konularda kendi işverenlerine gitmeleri gerekirken doğrudan ana işverene gidiyorlar.

İş mahkemeleri sürekli olarak ana işvereni esas alan olumsuz kararlar veriyorlar.

İnşaat sektörünün belki de değinmemiz gereken en temel sorunu “iş sağlığı ve güvenliği” konusu. Ülkemizde yaşanan iş kazalarının büyük çoğunluğu bu sektörde gerçekleşiyor.

Bu nedenle iş güvenliğinin bütün unsurlarıyla ve karşılıklı bilinçle harekete geçirilmesi sektör için çok önemli.

İnşaat sektörünün ülke ekonomisi için bu denli önemli olmasına, istihdam yaratmasına rağmen kolektif haklar bakımından geri kaldığı görülüyor. Sektördeki sendikalaşma oranı oldukça düşük.

Sendikalaşma nasıl?

2019 Ocak ayı istatistiklerine göre, inşaat işkolundaki toplam işçi sayısı 1 milyon 110 bin işçi iken, yine aynı dönemde sendikalı işçi sayısı 52 bin kişi kadar. Oransal olarak toplam işçilerin sadece yüzde 4,18’i inşaat sektöründe örgütlü durumda.

Bu oran ülkemizdeki sendikalı çalışan ortalaması olan yüzde 13.8’in oldukça altında. Avrupa ülkelerinde inşaat işkolunda sendikalaşma oranı bize göre oldukça yüksek.

Kuzey Avrupa ülkelerinde inşaat işçilerinin sendikalaşma oranı yüzde 50’lere çıkarken, İspanya ve İtalya gibi genel olarak sendikalaşmanın düşük olduğu ülkelerde bile inşaat işkolunda sendikalaşma oranı yüzde 13-15’ler seviyesinde.

İstihdamda önemli bir payı olan bu sektörde sendikalaşma oranının düşük kalmasının önemli sebepleri var. Özellikle kamunun bu sektörden özelleştirmeler sebebiyle çıkması sendikalaşmayı olumsuz etkiledi.

Özel sektörde de inşaat işlerinin belirli bir süreyle sınırlı olması, yani sürekli işler kategorisinde işlerin olmayışı sendikal mücadeleyi sınırlandırıyor. Elbette özel sektör işverenlerinin sendikalaşmaya karşı olumsuz tutumları da yine sendikal mücadeleyi güçleştirmekte.

Kayıtdışı oranı nasıl düşer?

Ramazan Ağar, sendikalaşma konusunda bir başka konuya daha dikkat çekmekte; “kayıtdışılık”.

Belki sektörler içinde en çok kayıtdışılığın yaşandığı sektör inşaat. Kurumsal büyük inşaat firmalarının dışında yer alan ve neredeyse sektörün yüzde 95’ini oluşturan küçük ve orta ölçekli inşaat işyerlerinde kayıtdışılık ülke ortalamasının çok üzerinde. İşyerlerinin açık işyeri olması, günlük faaliyetlerin yoğunluğu bu duruma neden oluyor. Yol – İş Başkanı Ağar’a göre, eğer bu işyerlerinde sendikalar olsa, kayıtdışılık denetimini bizatihi sendikanın kendisi yapacak, bir nevi oto – kontrol sağlayacaktır. Sendika hakkı Anayasal bir hak. İnşaat işyerlerinde sendikalaşmanın artması için devletin muhakkak konuya el atması gerekiyor.

İşverenlere sendikaların düzenleyici ve kontrol edici fonksiyonları anlatılmalı, sendikadan çekinmemeleri gerektiği ifade edilmelidir. Bu konuda devletin ilgili kurumlarının yol göstericiliği ve yardımı olmalıdır.

İstihdam deposu bir sektör...

Aslında sektörün bir istihdam deposu olması gerçeğinden hareketle saydığımız sorunlar işçi – işveren birlikteliğiyle rahatlıkla çözülebilir. İş sağlığı ve güvenliğinden, iş hukukunun gerektirdiği hususlara uyuma kadar her konuda ortak bir anlayış geliştirilebilir.Bu konuda sektörde örgütlü en büyük sendika olan Yol – İş Sendikası’nın Başkanı Ramazan Ağar’a göre, sendika işverenin işini kolaylaştırabilir, işverenlerin örgütlülükten korkmamaları gerekir. Çünkü sendika işyerine disiplini getirecektir. İş hukukundan kaynaklanan hakların kullanımında çalışanlar arasında eşitlik sağlayacaktır. Ve her şeyden önemlisi sendikanın olduğu işyerlerinde iş kazaları en düşük seviyeye inecektir.

Gerçekten de bu konuda Başkan Ramazan Ağar’a katılmamak mümkün değil. Yaşanan iş kazalarının inşaat sektöründeki işyeri dağılımlarına bakıldığında, kazaların sendikaların olmadığı, taşeron işçi kullanımının yoğun olduğu işyerlerinde gerçekleşmiş olduğu görülecektir.

Oysa ki sendikalar üyeleri için iş sağlığı ve güvenliği konusunda eğitimler yapmakta, toplantılar düzenlemekte ve işyerlerinin bilinçli ya da bilinçsiz yanlış uygulamalarına engel olmaktadırlar.

VIDEO: ROBOTLAR İNŞAAT SEKTÖRÜNDE

YAZARA AİT DİĞER MAKALELER