Zorunlu arabuluculukta 2 yıllık bilanço

Yıllar itibariyle dava sayıları ve 2018 yılındaki arabuluculuğa başvuru sayısı birlikte yorumlandığında, arabuluculuğun tarafların hak aramasında daha kolay bir yöntem olarak görüldüğü anlaşılıyor

ntv.com.tr 18.12.2019 - 08:44 |

İş uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuk, 1 Ocak 2018 tarihinden beri hayatımızda. Arabuluculuk, aralarında uyuşmazlık çıkmış tarafların, bir anlaşmaya varmak üzere bir araya gelmelerini sağlayan, anlaşmanın şartlarını müzakere etmelerini kolaylaştıran, uyuşmazlığın çözüm yolu hakkında menfaati ve uyuşmazlığın çözüm şekli konusunda zorlama hakkı bulunmayan tarafsız üçüncü bir kişi tarafından yürütülen, uyuşmazlık çözüm yolunu ifade ediyor.

İLK YILIN SONUÇLARI

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, 3. maddesi ile kapsamda sayılan iş davalarında arabuluculuğa başvuruyu zorunlu hale getirildi. İş davalarında arabuluculuğun dava şartı olarak kabul edilmesinin temel nedeni yargı üzerindeki dava yükünün azaltılarak, işçilerin haklarına daha hızlı ulaşmalarını sağlamak.

Bu amacın gerçekleştirilip gerçekleştirilemediğinin değerlendirilmesinin iş davasına ilişkin verilere göre yapılması gerekmektedir. Konuya ilişkin istatistikler Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan Adli İstatistikler ile Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü Arabuluculuk Daire Başkanlığı tarafından yayınlanan İş Uyuşmazlıklarda Dava Şartı Arabuluculuk İstatistikleridir. Tek yıl üzerinden arabuluculuğun dava yükü üzerindeki etkisi hakkında yorum yapmak mümkün olmamakla birlikte, arabuluculuğun dava şartı olmadığı son yıl ile dava şartı olduğu ilk yıl arasında iş davası sayısının düşüş gösterdiği gözlemlenmektedir. Yıllar itibariyle dava sayıları ve 2018 yılındaki arabuluculuğa başvuru sayısı birlikte yorumlandığında, arabuluculuğun tarafların hak aramasında daha kolay bir yöntem olarak görüldüğü anlaşılmaktadır.

DAVA SAYISI AZALDI

En son yayınlanan istatistikler 2018 yılına ait istatistiklerdir. Adli İstatistiğe göre; 2011 yılında 141 bin 783, 2012 yılında 128 bin 867, 2013 yılında 179 bin 556, 2014 yılında 177 bin 267, 2015 yılında 188 bin 436, 2016 yılında 241 bin 856, 2017 yılında 227 bin 449, İş Mahkemeleri Kanununun dava şartı olarak arabuluculuğu yürürlüğe koyduğu 2018 yılında ise 162 bin 339 iş davası açılmıştır. Dava şartı arabuluculuğun yürürlüğe girmesi ile birlikte iş davası sayısında yaklaşık yüzde 27,7 oranında bir düşüş yaşanmıştır. Tek yıl üzerinden arabuluculuğun dava yükü üzerindeki etkisi hakkında yorum yapmak mümkün olmamakla birlikte, arabuluculuğun dava şartı olmadığı son yıl ile dava şartı olduğu ilk yıl arasında iş davası sayısının düşüş gösterdiği gözlemlenmektedir.

ARAŞTIRMA YAPILMALI

Arabuluculuk İstatistiğine göre, 2018’de 682 bin 139 iş uyuşmazlığı dosyasında görevlendirme yapılmıştır. Dava sayıları dikkate alındığında arabuluculuğa başvuru sayısı bu sayıların ortalama üç-dört katıdır. Yıllar itibariyle dava sayıları ve 2018 yılındaki arabuluculuğa başvuru sayısı birlikte yorumlandığında, arabuluculuğun tarafların hak aramasında daha kolay bir yöntem olarak görüldüğü anlaşılmaktadır. Anlaşmaya varılamayan arabuluculuk dosya sayısı 223 bin 426, açılan dava sayısı ise 162 bin 339’dur.

Anlaşamamaya rağmen dava açılmayan dosya sayısı 61 bin 87’dir. Aradaki fark arabulucuya başvurmasına rağmen haricen anlaşan kişiler dışında, kişilerin davanın süre ve diğer riskleri nedeniyle dava açmaktan geri durdukları ve fakat arabuluculuğu daha elverişli bir yöntem olarak algıladıkları görüşünü desteklemektedir. Bununla birlikte sayıların verdiği öngörünün nitel araştırmalarla değerlendirilmesi gerekmektedir. Arabuluculuğun gizliliği ilkesine halel getirmeksizin arabuluculuk sürecine dahil olan taraflarla yapılacak görüşmeler arabuluculuk konusunda tarafların algısını daha net ortaya koyacaktır.

ELEŞTİRİLER DE VAR

Mevcut sistemimizdeki arabuluculuğun temel olarak iki sorunu bulunduğu ifade edilmektedir. Eleştiriler iradi olmaması ve yargılama sürelerinin uzunluğu karşısında alternatif bir çözüm yolu olmaktan çıkarak iradi olmaması ile birleşerek anlaşmaya zorlayan bir yöntem halini alması olarak karşımıza çıkıyor.

İradilik, arabuluculuk sonucunda ulaşılan çözümün taraflar açısından hakkaniyete uygun bulunmasının en önemli şartı olarak belirtiliyor. Eleştirilerin başında belirli bir yönteme zorlandığını hisseden tarafın, sorun bir anlaşma ile çözümlense de bu anlaşmayı içselleştirebilmesinin mümkün olmadığı noktasında toplanıyor.

Bu eleştiri haklı kabul edilirse anlaşmanın çalışanın ve toplumun gözünde hakkaniyeti tartışmalı hale gelecek, uzun vadede çalışanın haklarının korunmadığı düşüncesiyle (kısa sürede hak arama mücadelesinde artış gözlemlense de) uzun vadede hak arama mücadelesinden vazgeçmesine sebep olabilecektir.

DAVA SÜRELERİ KISALMALI

Mevcut durumda arabuluculuk ile yargılamanın birbirinin alternatifi iki çözüm yolu olarak görünmediği ifade edilmektedir. Yargılama sürecinin uzunluğunun davayı alternatif bir yol olmaktan uzaklaştırdığı belirtilmektedir.

Yapılan eleştiriler doğrultusunda arabuluculuğun gerçek anlamda bir alternatif çözüm yolu olarak değerlendirilmesi isteniyorsa alternatifi olduğu dava sürecinin de önemli ölçüde kısaltılması, işçilerin hak temelli bir mücadeleye girişmeleri halinde, mahrum kaldıkları haklarını ortalama iki yıla varan dava süreleri sonucunda değil de çok daha kısa sürelerde hatta arabuluculuk süresine yaklaşan sürelerde elde edebileceklerini bilmeleri gerekmektedir.

SORU&CEVAP: TAZMİNAT HAKKI NASIL KAZANILIR?

YAZARA AİT DİĞER MAKALELER