Bu savaşı da biz kazanacağız

Topyekun bir savaş durumundayız. Düşman belli: Koronavirüs! Her savaş gibi bu da stres dozu yüksek bir süreç. Düşman sinsi. Ne zaman ne yapacağı belirsiz olsa da biz daha güçlüyüz. Kısacası... Yağma yok! Akıl ve bilim var... Panik yok! Tedbir var... Tevatür yok! Bilgi var... Dikkatsizlik yok! İlgi var... Vurdumduymazlık yok! Akıllı, hassas, özenli ve temiz olmak var...

ntv.com.tr 19.03.2020 - 08:54 |

BİLİME VE DEVLETE KULAK VERELİM YETER

Görünmez ama etkili, fark edilmesi zaman alabilen, sinsi ve güçlü bir düşmanla karşı karşıyayız. Devletin/Sağlık Bakanlığı’nın öneri ve önlemleri ve bilim kurulumuzun tavsiyelerine hassasiyetle uymak ilk işimiz. Unutmayın: Biz zor savaşların insanlarıyız. Böyle zamanlarda çok ama çook hassas, çok ama çook akıllı davranmaya, kültürel olarak da inançsal bakımdan da zaten alışığız. Bu tehdit karşısında da aynını yapacağız. Uyumlu ve sorumlu davranacak, savaşı koronavirüs değil biz kazanacağız!

HANGİSİ SABUN MU KOLONYA MI

Sabun ile temizlik, bol sabun ve su ile elleri iyice, uzun uzun ve ovarak yıkamak, sabunun virüsü parça parça eden mucizevi etkisi nedeniyle dezenfektan ya da kolonya ile temizlikten daha etkilidir. Sabun, virüsün yapısındaki yağ (lipid) bölümünü eriterek virüsün yapısını bozan hatta yok eden bir etki de göstermektedir. Bu nedenle sabun kolonyayı yener! Peki sıvı sabun mu, geleneksel sabun mu? İkisi de olur. Antibakteriyel sabuna ihtiyaç var mı? Yok! Arap sabunu işi halleder...

VİRÜSÜN ELİ AYAĞI YOK

Koronavirüslerin ayakları yok. Bizim gibi gezip tozamıyorlar. Yani etrafımızda dolaşıp duramıyorlar. Gezip tozan da dolaşan da neticede virüsleri yayan da biziz! Koronavirüslerin ağzınıza burnunuza ulaşacak el ve kolları da yok! Eli kolu olan ve de başkalarına eli/kolu/parmakları ile virüsleri yayan da yine biziz. İşte bu nedenle “sosyal izolasyon” meselesi de “el-kol perhizi” konusu da “kişisel hijyen” tedbirleri de çok ama çok önemli noktalar...

KORONADA SÜRPRİZ BELİRTİLERE DİKKAT

Alman virüs bilimi insanı Hendrik Streeck koronavirüs ile enfekte olanlarda koku ve tad duyusu kaybının beklenenden daha sık olduğunu belirlediklerini açıkladı. Bilim insanı Frankfurter Algeemeine gazetesine yaptığı açıklamada ishal şikâyetinin de beklenenden daha sık görülebileceğine işaret etti.

HANGİ KURUYEMİŞ

Endişemiz, bir numaralı sağlık tehdidimiz koronavirüs olsa da hayat devam ediyor. Yiyip içtiklerimize dikkat etmekse en çok böyle zamanlarda önemli. Kuruyemiş seçimleri, evlerde daha çok zaman geçirdiğimiz şu günlerde ayrıcalıklı bilgilenmeyi daha bir öne çıkarıyor. Peki nasıl seçim yapabiliriz? Seçimlerimizde nelere dikkat etmeliyiz?

- PROTEİN ARIYORSANIZ BADEM: 30 gram bademde 6 gram kadar protein bulunuyor. Bu miktar cevizde 4’e, fındıkta 3’e düşüyor.

 E VİTAMİNİ ZENGİNİ FINDIK: 30 gram fındık günlük E vitamini ihtiyacınızın neredeyse yarısını karşılayabiliyor. Fındıktaki proteinin kalitesinin de yüksek olduğunu ve fındığın aynı zamanda demir zengini bir besin olarak tanımlandığını da hatırlatalım.

- EN ÇOK OMEGA-3 CEVİZDE VAR: Ceviz folik asit ve magnezyum zenginliği ile dikkati çekiyor.

- ANTEPFISTIĞI MÜKEMMEL BİR GAMMA TOKOFEROL KAYNAĞI: Gamma tokoferol, ciddi bir doğal kanser savaşçısı. Özellikle akciğer kanserinden korunmada son derece işe yarayan doğal bir E vitamini formu.

- BADEMİN KALSİYUM YÜKÜ DE GÜÇLÜ: 30 gram badem günlük kalsiyum ihtiyacının yüzde 10’unu karşılayabiliyor. Bademin tam bir manganez bombası olduğu da biliniyor. Yarım çay bardağı kadar badem, günlük manganez ihtiyacının yarısını karşılıyor.

HANGİ YOĞURT

“Korona günleri”nin vazgeçilmez besinlerinden biri de probiyotik zengini yoğurtlar. Peki, hangi yoğurt daha faydalı ve etkili?

- Mümkünse ev yapımı olanı. Evde mayalanıp, iyi sütten yapılan.

- Yağsız ya da yarım yağlı olanı değil de tam yağlı olanı tercih edin. Nedeni şu: Tam yağlı süt daha uzun süreli tokluk hissi veriyor. İçindeki CLA kilo almayı, yani yağlanmayı engellemede işe yarıyor. Tam yağlı yoğurtların A ve D vitamini zenginlikleri daha fazla. Kısacası diyette değilseniz “tam yağlı” tercih edin.

- Meyveli ve aromalı yoğurtlardan, probiyotikle güçlendirilmiş çakma yoğurtlardan uzak durun.

- Kahvaltı gevrekli yoğurtları da tercih etmeyin.

- Şeker eklenmiş, tatlı kıvamına getirilmiş yoğurtlar da masum değil. “Sağlıksız” olduklarını unutmayın.

ZEYTİNYAĞI MI TEREYAĞI MI

Önemli bir tıp dergisinde yayınlanan (Annals Of International Medicine) yeni bir araştırmada “doğal yağlar”ın, yani tereyağı ve zeytinyağının öyle zannedildiği ölçüde kalp ve damar düşmanı olmadıkları belirtildi. Yani doğal yağ tüketiminizde abartıya kaçmazsanız, çok çekinmeyin. Tavsiyem şu: Toplamda günlük kalori kazanımınızın yüzde 30’unu yağlardan temin edin. Oranı 35’in üzerine çıkarmayın, 25’in altına düşürmeyin. Toplam tüketimin dörtte üçü veya üçte ikisini zeytinyağından, dörtte veya üçte birini tereyağından karşılamaya gayret edin. Yağların kraliçesi zeytinyağı, kralı da tereyağıdır. Özellikle sızma zeytinyağı beslenme gücü açısından hiçbir yağla kıyas götürmez. İçindeki polifenollerin, E vitamininin, antioksidan diğer doğal güçlerin yanında, zeytinyağı hem tekli doymamış yağlardan zengin olduğu, hem de kolay sindirildiği için birinciliği kesinlikle hak ediyor.

YAZARA AİT DİĞER MAKALELER