COVID-19 teşhisi için test mi, tomografi mi?

Teşhiste akciğer tomografisinin doğruluk oranı yüzde 98’lere kadar çıkarken PCR testinde duyarlılık yüzde 71 civarında kalıyor. Ne var ki tomografi her yerde kolayca ulaşılabilen bir cihaz değil. Ayrıca ekonomik olarak da PCR’den çok daha pahalı. Kısacası öne PCR testi, gerekli görülürse toraks tomografisi.

ntv.com.tr 07.04.2020 - 07:10 |

Koronavirüs enfeksiyonu COVID-19’da erken teşhis çok mühim bir ayrıntı.

Teşhisi kolaylaştırıp hızlandırmak, hastalığın etrafa yayılmasını önleyebildiği gibi tedavinin gücünü etkilediği, yoğun bakım ihtiyacını azalttığı için de önemli.

Kısacası salgını önleyebilmede de hastalığı tedavi edebilmede de teşhisi bir an önce koymak şart. Güvenli bir teşhis aracı olan PCR incelemelerine göre toraks, yani akciğer bölgesini tomografi ile incelemek ise muhtemelen daha güçlü bir seçenek. Yeni veriler de bu bilgiyi doğruluyor.

Teşhiste akciğer tomografisinin doğruluk oranı yüzde 98’lere kadar çıkarken PCR testinde duyarlılık yüzde 71 civarında kalıyor. Ne var ki tomografi her yerde kolayca ulaşılabilen bir cihaz değil. Ayrıca ekonomik olarak da PCR’den çok daha pahalı. Kısacası öne PCR testi, gerekli görülürse toraks tomografisi.

MASKELER ÜNİFORMALAR GİBİDİR

Hong Kong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Davranışsal Ekonomi profesörü Donald Lon bakın ne diyor: “Maske takmak tıpkı bir üniforma giymek gibidir. Bir ritüel olarak üniforma giydiğinizde, o üniformaya yakışır bir şekilde davranma eğilimine girersiniz. Maske takınca da durum aynıdır: Yüzünüze dokunmamaya, kalabalıklardan kaçınmaya, toplumsal mesafe kuralına uymaya ve ellerinizi de artık yıkamaya başlarsınız.” Netice şu: Bu yangın sönene kadar maskesiz dışarı çıkmayın.

AYLAKLARA YASAK GELSİN!

Öneri bir okurdan geldi, anlamlı ve haklı olabileceğini düşündüğümden paylaşmak istedim. Öneri şu: “Sadece işine yani çalıştığı, sahibi ya da yöneticisi olduğu işyerine ve market/eczane/manav-pazar alışverişine gidenlere izin verilen bir sokağa çıkma sınırlaması getirilemez mi? Benzer bir uygulama ‘20 yaş altı olan ama çalışan gençler’ için uygulandı ve son derece başarılı. Problem de zaten işi gücü olmadığı halde sokaklarda aylak aylak dolaşanlardan kaynaklanmıyor mu?”

Bana da oldukça mantıklı gelen bu yapıcı öneriyi paylaşmak istedim. Ne dersiniz?

KRONİK HASTALIĞI OLANLAR DAHA DİKKATLİ OLMALI

Koronavirüs enfeksiyonu neticesi yaşamı sonlananların büyük bir bölümünü yaşlılar oluşturuyor. O yaşlıların da neredeyse tamamında kronik hastalıklardan biri veya bir kaçı (diyabet, hipertansiyon, KOAH, damar sertliği, kanser vb) saptanıyor. Ayrıca özellikle obezlerde hastalık beklenenden daha ağır bir seyir gösteriyor. Kronik hastalığı olmayan yaşlılarınsa iyileşme ihtimali oldukça fazla. Kısacası anlaşılan o ki mesele sadece ‘yaşlılık’ değil. Meselenin zemininde ‘sağlam ve güçlü’ bir bünyenin, bağışıklığın olup olmadığı var. Eğer kronik bir hastalığınız varsa ilaçlarınızı daha dikkatli kullanmaya, kendinizi daha iyi korumaya ve sağlığınıza daha çok özen göstermeye bakın.

ŞÜKRETMEYİ UNUTMAYALIM 

Sosyal medyada gördüğüm bir paylaşımı sizlere aktarmak istedim: İtalya’da hastaneden iyileşerek taburcu olan 93 yaşındaki adamdan kullanılan solunum cihazının bedelinin ödenmesi istendiğinde ağlamaya başladı. Doktor fatura yüzünden ağlamamasını telkin ettiğinde yaşlı adam, “Ödemem gereken para yüzünden ağlamıyorum. Tüm bunları ödeyecek gücüm var ama ne acıdır ki 93 yıldır Allah’ın havasını soluyorum ve bunun bedelini hiç ödemedim. Oysa bir solunum cihazı için günlük 500 Euro ödüyorum. Allah’a ne kadar borcum var biliyor musunuz? Bunun için bir kere bile teşekkür etmedim” dedi.

OKUR SORULARI

Verem aşısı bizi koruyor mu?

Japonya’da koronavirüs enfeksiyonuna yakalananların sayısı oldukça düşük. Japon araştırmacı Prof. Dr. İkeda Nobuo Japonya’nın bu şansını tüberküloz aşısına bağlıyor ve ekliyor: “Sadece Japonya’da değil, verem aşısının zorunlu olduğu hemen her ülkede hastalığa yakalanma oranı daha az!” Kanaatime göre konu daha detaylı araştırılmalı.

Grip aşısı koruyucu olabilir mi?

Grip aşıları influenza virüslerine karşı ortalama altı ay süreyle ve maksimum yüzde 70 civarında koruma sağlayabiliyor. Ne var ki bu aşıların koronavirüsten korunmada en ufak bir faydası yok.

Zatürre aşısı yaptıralım mı?

Bakterilere karşı oluşturulan (pnömokoklar) zatürre aşılarının COVID-19 zatürresinden korunmada bir faydası olmuyor ama riskli kişilerin bu aşıyı da yaptırmaları faydalı bulunuyor. Zira koronavirüs zatürresi geliştiğinde üzerine eklenebilecek bir bakteriyel zatürre komplikasyonunun ölümcül neticeleri söz konusu olabilir.

Bu hastalık gerçekten ölümcül mü?

Hayır, değil. Hastalığa yakalananlarda tahmini ölüm oranı yüzde 1-2’leri geçmiyor. Yüksek ölüm oranları, yetersiz sağlık sistemi ve sürecin kötü yönetimi ile ilişkili bir netice.

Kök hücre tedavisi etkili mi?

Kök hücre tedavisinin etkili olabileceğini gösteren net ve açık bir kanıt bugüne kadar gösterilebilmiş değil, araştırmalar sürüyor.

Bez maskeler işe yarar mı?

Evde imal edilen ve çamaşır makinesinde yıkandıklarında tekrar kullanılabilen maskelerden de faydalanmak mümkün. O maskelere ilişkin bilgiyi Amerikan Hastalık Kontrol Merkezi yayımladı. Prof. Dr. Emin Özdoğan ve ekibi Türkçemize kazandırdı.

YAZARA AİT DİĞER MAKALELER