Doğru mu yaptık?

Günlük vaka sayılarındaki artış pandemi matematiğine aşina herkes için korkutucu. Ve tam da günlük rakamların 10 binleri geçtiği farklı bir dönemde salgında neticeyi derinden etkileyecek önemli kararlar aldık ve “yerinde karar dönemi” diye tanımlanan farklı bir uygulamaya geçtik.

ntv.com.tr 04.03.2021 - 07:51 |

Uygulamanın esasında, “kademeli esnetme” yerine “renklendirilmiş normalleşme” diyebileceğimiz farklı bir uygulama var. Enfeksiyon hastalıkları veya halk sağlığı uzmanı olmasam da süreci başından beri dikkatle izleyen, her aşamasında ilgili hocalarla yoğun bilgi alışverişinde bulunan 40 yıllık bir “hekimlik tecrübesi”yle baktığımda bu yeni uygulamaya katıldığımı, yürekten bir “Evet, doğrusu yapıldı” diyebileceğimi söylemem çok güç. Üstelik itiraf edeyim, benim gibi düşünen uzmanların sayısı da oldukça fazla. Kısacası bu yeni uygulama, bu yeni strateji bu haliyle pek de inandırıcı görünmüyor, güven vermiyor. Nedenlerine gelince...

CEVAPLANMASI GEREKEN SORULAR

Son kararlar hakkında konuştuğum uzmanlardan aldığım değerlendirmelerin özetinde yanıt alması gereken 5 temel soru var:

SORU 1: İl bazında uygulamaya geçmek yanlış bir yaklaşım olmasa da açıklanan il bazlı veriler yeteri kadar tatmin etmiyor. “Mavi” ya da “kırmızı”ya boyanan yani “çok düşük” veya “çok yüksek” riskli bulunan illerimizde “1000 kişi başına günde kaç test yapılıyor?” ve “Testlerdeki pozitif oranları ne durumda?” gibi soruların yanıtları net ve açık değil. Prensip olarak kabul edilen değer, herhangi bir il, bölge ya da ülkede “100 testte 3’ten fazla pozitiflik” oranı varsa salgının kontrol altına alındığını söylemek zor. Türkiye’deki genel rakam ise son günlerde yüzde 9’ları zorluyor.

SORU 2: Şehirler arasında da muazzam rakamsal farklar var. Örneğin, Ordu’daki vaka sayısı Şırnak’tan “130 kat” daha fazla. Sağlık Bakanlığımız ve Bilim Kurulumuzun iller arasındaki bu kabul edilmesi güç rakamsal farklılıkların nedenlerini de bizimle paylaşması gerekiyor.

SORU 3: “Mavi”“sarı”“turuncu” ya da “kırmızı” illerde 1000 kişi başına günde kaç test yapıldığını da maalesef -açıklanmadığı için- bilmiyoruz. Mesela aynı örnekten gidersek “Şırnak’taki vaka sayısının azlığı” ya da “Ordu’daki vaka sayısının çokluğu” acaba uygulanan günlük test sayısıyla da ilgili olabilir mi? Bu soru önemli. Çünkü duyumlara göre, bazı illerde doğru dürüst test yapılmıyor, test sayıları düşük tutuluyor.

SORU 4: Son günlerdeki vaka sayısı artışının “mutasyon meselesi” ile ilişkisi hakkında da herhangi bir bilgiye sahip değiliz. “Hangi ilde ne oranda mutasyonlu vaka var?” veya “Vaka artışlarında mutasyonların rolü ne?” sorularının da yanıtları net ve açık değil.

Özet şudur:
RAKAMLAR KONUŞMALI

Mevcut verilerle yeni bir döneme girdik. Sürecin bundan sonrası için alınacak her kararda temel dayanak noktamız “RAKAMLAR” olmalı ve bu rakamlar toplumla da net ve açık olarak paylaşılmalıdır. Aksi halde, üzülerek belirtelim, yeni dalgalar değil, tsunamiler bile kaçınılmaz olacaktır. Sağlık Bakanlığımız ve Bilim Kurulu’nun 81 il arasındaki vaka sayısındaki ciddi farklılıkların nedenlerini açıklamasında fayda var.

AŞIYA MI BAĞIŞIKLIĞA MI
SALGINDA YEŞİL PASAPORTLAR KİME VERİLECEK

Bir taraftan Yunanistan “aşı pasaportu” için ısrar ediyor, diğer taraftan da Avrupa Birliği yetkilileri “Aşı pasaportu meselesi bir an önce halledilmeli” diye düşünüyor. Pasaport meselesinde Yunanistan’ın neden bu kadar hevesli olduğunun cevabını biliyoruz: Yaklaşan yaz mevsiminde hayal ettiği turizm geliriyle kesesini doldurup ekonomik açığını kapatmak istiyor. Diğer taraftan AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’den gelen son açıklama ise şu: “AB vatandaşlarının yaz tatili döneminde özgürce seyahat etmelerine olanak sağlamak için bir an önce ‘dijital yeşil geçiş kartı’ uygulamasına geçmemiz lazım!”

Ursula Hanım’a bazı sorularım var. Ve o sorular şunlar:

MÜHİM
BAĞIŞIKLIK PASAPORTU İÇİN SORULAR

SORU 1: Adına “turistik dijital yeşil pasaport” diyebileceğimiz bu mühim seyahat sertifikasını kimler hak edecek? Bu sertifika yalnızca aşılananlara mı verilecek?

SORU 2: Avrupa Birliği’nin onaylamadığı Sputnik V (Rus aşısı) veya CoronaVac (Çin aşısı) ile aşılanıp “alnının akıyla aslanlar gibi(!)” bağışıklık kazananlar bu uygulamadan muaf mı tutulacak? Bilindiği üzere Avrupa Birliği bu iki aşıyı henüz onaylamadı.

SORU 3: En son soru da şu: Aşılanarak değil de hastalığı geçirerek bağışıklık kazananların durumu ne olacak? Onlara da sınır kapılarında “Aşı belgen yok arkadaş, sana giriş vizesi filan veremeyiz” mi denecek?

PEKİ DOĞRUSU NE
DOĞRUSU ‘BAĞIŞIKLIK PASAPORTU’DUR

Eğer mesele COVID-19 hastalığına karşı bağışıklık kazanan, yani bedeninde yeni koronavirüse karşı antikor bulunduran kişilerin özgürce seyahat etmesine yardımcı olmak ise -ki doğrusu budur- uygulamaya konulması düşünülen o yeşil renkli özel dijital pasaportu sadece aşılananların değil, hastalığı geçirenlerin de hak ettiği kesindir. Çünkü “esas nokta aşılanarak veya hastalığı geçirerek COVID-19’a karşı bağışıklık kazanmış olmak”tır. Ayrıca o kazanılmış bağışıklığın hangi aşı sayesinde sağladığını sorgulamak da “aşıda etnik ayrımcılık” anlamına gelecektir. Özeti şudur: Eğer böyle bir pasaport söz konusu olacaksa o pasaportun adı “aşı pasaportu” değil “BAĞIŞIKLIK PASAPORTU” olmalıdır.

YAZARA AİT DİĞER MAKALELER