Güvenli mesafe

Koronavirüs bulaşmasını önlemede hastalığa yakalandığını düşündüğünüz birinden en az kaç metre uzakta durmalısınız?

ntv.com.tr 09.03.2020 - 07:06 | | Son Güncelleme : 09.03.2020 - 07:45

Koronavirüs bulaşmasını önlemede hastalığa yakalandığını düşündüğünüz birinden en az kaç metre uzakta durmalısınız?

Soruya çoğunuzun “1 metre!” diye yanıt vereceği kesin. Yanıtınız yanlış değil ama İtalyan ve Fransız sağlık yetkilileri bu mesafenin 2 metreye çıkarılmasının daha güvenli olduğu düşüncesindeler. Konuştuğum bazı enfeksiyon hastalıkları uzmanları da bu düşünceye yakınlar: Onlar da “Tamam, 1 metrelik mesafe güvenli ama riskli birinden uzaklaşmayı 2 metreye çıkarmak daha garantili” diyorlar. Peki, bu “güvenli mesafe” neden önemli?

Nedeni şu: El-ağız–burun, yani solunum yolu ile bulaşan mikrobik hastalıklardan korunmada, hasta kişilerden uzak durmak mikrobu kapmamanın en etkili yollarından biri. Bu nedenle “hasta olduğundan kuşku duyanların” sokağa çıkmamaları, toplu taşıma araçlarını kullanmamaları, toplu alanlara (sinema, tiyatro) gitmemeleri, okul ve işlerinden izin isteyip evlerinde istirahat etmeleri ve de “maske kullanmaları” sorunu başkalarına da nakletmemek adına önemli bir tedbir.

BİR NOT
GÜVENLİ MESAFE NEDEN ÖNEMLİ 

Koronavirüs bulaşmasını önlemede sadece el temizliği, el sıkmamak, öpüşerek selamlaşmamak kâfi gelmiyor. Etkin bir korunma için soluduğumuz havada adeta “görünmez çamaşırlar” gibi “asılı duran” virüs yüklü damlacıklardan da korunmamız lazım. Hasta birinin taşıdığı mikropları bu damlacıklarla yayabildiği mesafe, genelde 1 metre ile sınırlı. Yeni koronavirüsten korunmada ise 2 metre daha güvenli bir mesafe olabilir düşüncesi var. Unutmayın, virüslerle yüklü bu “görünmez damlalar” solunduklarında, içlerindeki virüsler de burun ve ağızdan içeriye kolayca girebiliyor.

NEDEN KADINLAR KORONAYA DAHA DİRENÇLİ

Koronavirüs ile enfekte olup hastalananların sayısı arttıkça bilgiler de rakamlar da netleşiyor. Net bilgilerden biri de şu: Kadınlar bu virüse de erkeklerden daha dirençliler. Virüs bulaşsa bile hastalanma olasılıkları daha az. Bu “iyi şans”ın nedeni -ya da nedenleri- net olarak bilinmese de bazı fikirler var. Mesela kadınların iki adet X kromozomu taşımalarının (XX), tek X’e sahip erkeklere (XY) göre koruyucu bir faktör olabileceği düşünülüyor. Zira bağışıklığa güç veren genlerin çoğu X kromozomunda yerleşik. Ayrıca erkeklik hormonu olarak da bilinen testosteronun bağışıklık yanıtlarını baskılayabileceği de biliniyor.

NOT EDİN
BU RAKAMLAR ÖNEMLİ 

* D vitamininizi 50’nin (70 güvenli rakam),

* Demir ve ferritininizi 50’nin,

* B12 seviyenizi 500’ün (750 güvenli rakam),

* HDL kolesterolünüzü 60’ın üzerinde tutun.

Ayrıca...

* TSH’nin 2.5’ten,

* Trigliseritin 100’den,

* GGT’nin 30’dan,

* Açlık insülininin 5’ten,

* İnsülin direncinin 1.7’den,

* HemoglobinA1C’nin 5.4’den

* Homosisteinin 8’den yüksek olmaması önemlidir. 

ERKEKLERİN 10 BÜYÜK GÜNAHI

1. Kadınlara oranla daha kötü beslenirler.

2. Sağlıklarını ciddiye almaz, sağlık kontrollerini düzenli yaptırmazlar.

3. Hasta olunca bile doktor yardımı almayı erteler ya da reddederler.

4. Sünger gibi stres emer, teflon olmayı bir türlü beceremezler.

5. Hastalıklardan korunmayı önemsemezler, koruyucu tedbirleri (emniyet kemeri ve kask takmak gibi) ihmal ederler.

6. Alkol, sigara ve diğer toksik alışkanlıkları daha fazladır.

7. Paylaşıp dertleşmeyi, dostlarla yarenlik etmeyi beceremezler.

8. Güçlü, köklü ve kalıcı ilişkilere pek girmezler.

9. Güç saplantıları ve temelsiz güven duyguları nedeniyle hastalık tuzaklarına daha kolay düşerler.

10. Sağlık tavsiyelerini ciddiye almazlar, alsalar bile uzun sürdürmezler.

KISA BİLGİ
DOĞAL KANSERSAVARLAR

Bilinen, daha doğrusu sanılan ya da umulanın aksine, kanserlerde genetiğin etkisi yüzde yirmileri, bilemediniz otuzları geçmez. Risklerin geri kalanları neleri yiyip içtiğimiz, nasıl uyuyup uyandığımız, ne ölçüde aktif bir hayat yaşayıp ne oranda huzura odaklandığımız ile alakalıdır. Benim “kansersavar” veya “kanser kalkanı” olarak tanımladığım doğal koruyucular, bu nedenle çok önemlidir. Hayatınıza bir şekilde daha çok dahil etmeniz gereken o ucuz, etkili ve güvenli desteklerin kısa bir listesini aşağıda sıraladım...

* Güneş (D vitamini)

* Zerdeçal (turmeron ve kurkumoidler)

* Lahanagiller (sulforon, indol-3 bileşikleri)

* Domates (likopen)

* Yeşil yapraklı ve renkli otlar (antioksidanlar)

* Sarmısak ve soğan (sülfür zenginliği, alisin, kuvarsetin)

* Yeşillik otlar (terpenoid maddeler)

* Yeşil çay (kateşinler)

* Egzersiz (mitokondri gücü)

* Uyku (melatonin)

NOT EDİN
D VİTAMİNİNİN SÜRPRİZ FAYDALARI VAR

D vitamini denince, aklınıza sadece kemik ve diş sağlığı gelmesin. En az 3000 genin yönetiminden de yine o muhteşem doğal güç sorumlu. Kısacası, yeterli D vitamini rezervine sahip olmanız zannettiğinizden de önemli bir sağlık ayrıntısı. İşte o marifetlerden bazıları...

* Kas ağrılarını azaltabiliyor.

* Depresyonu hafifletiyor.

* Parkinson’la mücadeleye destek oluyor.

* Yaşa bağlı bellek kaybını azaltıyor.

* Gripten koruyabiliyor.

* Astım ataklarını seyrekleştiriyor.

* Fibromiyalji ile mücadelede işe yarıyor.

YAZARA AİT DİĞER MAKALELER