Hidroksiklorokin tamam mı devam mı?

THE Lancet Dergisi’nde yayımlanan Hidroksiklorokin araştırmasının sonuçlarına sadece benden değil, sürece kafa patlatan daha pek çok bilim insanından da ciddi itirazlar var. Üstelik bu itirazlar da çığ gibi büyüyor.

ntv.com.tr 02.06.2020 - 08:10 |

Tarafsız bilim insanlarının, “Hidroksiklorokinin ciddi yan etkileri var, COVID-19 tedavisinden bu ilacı hemen çıkarmak lazım!” diyen makalenin yazarlarına da The Lancet’in editörlerine de ve bu yazıyı arkasına alıp Hidroksiklorokin ile ilgili çalışmaların hemen durdurulmasını isteyen Dünya Sağlık Örgütü’ne de protestolarının ardı arkası kesilmiyor. Bana göre, en azından şimdilik haklılar. Zira makale yazarlarının, elde ettikleri bulgular için ürettikleri yorumları yaparken eksik bıraktıkları pek çok ayrıntı var: Mesela araştırma için zorunlu olan denek grupları oluşturulmamış, sadece sağlık raporları ve hastane kayıtları esas alınmış. Ayrıca araştırmadaki verilerin hangi ülke ve hastaneleri içerdiği de tam bir muamma. Araştırmanın gerekli etik incelemelerden geçmeden yayımlandığı, araştırma verileri ile ilgili dökümantasyonun diğer bilim insanlarıyla paylaşılmadığı da önemli noksanlıklar.

Kısacası “Bu araştırmaya ne kadar güvenelim?” sorusunun yanıtı henüz net ve açık değil. Ben kişisel olarak güvenmediğimi, daha doğrusu güvenemediğimi daha şimdiden söyleyebilirim.

Tekrarlayayım: Bu işin arka planında son yıllarda sık sık yaşadığımız ilaç kavgalarından birinin olabileceğinden ciddi ölçüde kuşku duyuyorum.

HİDROKSİKLOROKİN BİZDE DE YASAKLANSIN MI? 

HİDROKSİKLOROKİN, salgının başından beri bizde de tedavi protokollerinde öncelikle yer alan ilaçlardan biri.

Sağlık Bakanımızın açıklamaları, sahada çalışan doktorlarımızın gözlemleri ve tedavideki olumlu sonuçlar dikkate alınırsa, Türkiye’nin salgında diğer ülkelere fark atmasının önemli dayanaklarından biri de yine bu ilaç. Bizim uzmanlar, olayın sadece ilacın akılcı, doğru kullanılıp kullanılmadığı ile ilişkili olduğu görüşündeler. Anlaşılan o ki Hidroksiklorokin, bizde çok sayıda vakada kullanılmasına rağmen can sıkıcı ya da ciddi bir yan etki ortaya çıkarmamış. Bu nedenle de sadece hastanede yatanlara değil, evinde tedavi edilenlere de Hidroksiklorokin reçete edilmiş. Kısacası Hidroksiklorokin’in bizdeki kullanımında başarılı neticeler verdiği kanaati var.

Özetle genel kanaat, yayımlanan araştırmanın yetersiz sonuçlarına ilişkin tavsiyelerin abartılı olduğu yönünde. Hidroksiklorokin bizim tedavi protokollerinde yer almaya devam ediyor.

OKUR SORUSU

MASKE Mİ, SİPERLİK Mİ?

PANDEMİ sürecince herkesin ilk, tek ve öncelikli amacı ‘virüsten korunmak’ oldu. Uzmanların daha en başta “Bu virüs çok hızlı ve kolay bulaşıyor, aman dikkat!” uyarılarının da etkisiyle herkes korunma önerilerine elinden geldiği ölçüde dikkat etti.

Başlangıçta sadece sık sık tekrarlanan el temizliği, yani ‘elleri 20 saniye süreyle bol sabunlu suda ovarak yıkamak ve el-yüz temasını minimuma indirmek’ ön plandaydı. Kısa bir süre sonra salgın büyüdü. Hastaların ve sessiz taşıyıcıların sayıları arttı. Ortalıkta maskeli ya da siperlikli kişiler görülmeye başlandı. Bir süre sonra da eldeki verilere bakan uzmanlar, Bilim Kurulu ve Sağlık Bakanlığı maske takmayı zorunlu hale getirdi. Sokaklarda maskesiz dolaşmak, marketlere maskesiz girmek, toplu taşıma araçlarına maskesiz binmek yasaklandı. Bu arada hastalarla doğrudan temas eden sağlık personeli sadece maske takmakla da yetinmedi, maskeye ek olarak siperliklerden de istifade etme yoluna gitti. Şimdilerde halkta da koruyucu ekipman olarak siperliklerden de istifade etme eğilimi var.

Peki siperlikler gerçekten koruyucu mu? Maske yerine siperlik tercihi yanlış mı, doğru mu? Yanıtı alttaki kutuda özetlemeye çalıştım...

İYİ HABER

SİPERLİK DE İŞE YARIYOR

AMERİKA’da Iowa Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden bir grup araştırmacı, ünlü tıp dergisi JAMA’nın internet sitesinde yayımladıkları yeni bir makalede, yüz koruyucu siperliklerin yeni koronavirüsten korunmada yararlı olabileceğini iddia etti.

Araştırmacılar, yüz koruyucu siperliklerin kaliteli bir üretimle imal edildiği ve ‘yüzü kaplayan plastik bir bariyer’ haline getirildiği durumlarda işe yarayabileceğini belirtiyor ve ekliyor: Siperlikler de maskeler gibi iyi bir korunma seçeneği olabilir.

NEDENİ SU
BANA GÖRE SİPERLİĞİN FARKI NE?

UZMANLARA göre siperlikle mükemmel bir korunma için siperliğin yüzü iyice kaplaması, yani önde çenenin altına, yanlarda kulakların arkasına kadar uzaması, başlık kısmı ile alın arasında hiçbir boşluk kalmaması lazım. Ben de aynı fikirdeyim. Bana göre siperliklerin maskelere bazı üstünlükleri de var: Mesela su, sabun veya el dezenfektanlarıyla temizlenerek tekrar tekrar kullanılabilmeleri mümkün. Kullanım süresince sağladıkları konfor da maskelere oranla daha üstün. Diğer taraftan ‘yüz kalkanı’ gibi bir görev gördüklerinden, kullanıcının ellerini ağız ve burna dokundurma ihtimallerini de neredeyse sıfırlıyorlar. Bitmedi! Siperliklerin, maskede olduğu gibi konuşurken çıkarılmaları da gerekmiyor. Ayrıca siperlikli biri konuşurken, yüz ve dudak ifadelerini de görmeniz iletişimi kolaylaştırıyor.

Bir ayrıntı daha: Siperlikler, kullanıcıya ve karşısındaki kişiye sosyal mesafeyi koruma kuralını otomatik olarak hatırlattıkları için de etkili birer koruyucu olabilirler.

Kanaatim şu: Siperliklerin virüse maruziyeti önleme yetenekleri ve diğer noktaların başka araştırmalarla da detaylı olarak incelenmesi ve olumlu sonuçlar alınması halinde maskelere alternatif olarak tercih edilmeleri mümkündür. Ama şimdilik eldeki verilerle net bir şey söylemek biraz zor.

YAZARA AİT DİĞER MAKALELER