İzolasyon çok mühim

Salgını sınırlamanın ve kontrol altına almanın en etkili yolu “sosyal izolasyon” meselesine azami dikkat göstermek.

ntv.com.tr 16.03.2020 - 07:04 |

Salgını sınırlamanın ve kontrol altına almanın en etkili yolu “sosyal izolasyon” meselesine azami dikkat göstermek.

Bu kesin. İtalya ve İran maalesef bu kuralı ciddiye almadıkları için Çin’den daha hızlı bir salgın sürati, daha çok ölüm oranı ile karşılaştılar. Çin ile sınırdaş Tayvan ise ciddi izolasyon yaparak hasta sayısını minimum rakamlarda tutabildi. Peki, nedir ve nasıl yapılır etkili bir sosyal izolasyon? Yanıt kutuda sizi bekliyor...

BANA GÖRE
SOSYAL İZOLASYONUN PÜF NOKTALARI

* Mümkün olan her koşulda 1 metre kuralına uyacağız. Hasta olduğundan kuşkulandığımız kişilerde mesafeyi 1.5-2 metre yapmaya çalışacağız.

* Hasta olduğumuzdan kuşkulanıyor isek, tanı kesinleşene kadar izolasyon meselesini maksimum ölçüde ciddiye alacak, evden çıkmayacağız. Ev halkını korumak için Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu’nun yayımladığı tavsiyelere harfiyen uyacağız.

* Korunma amacı ile gereksiz sosyal temaslardan kaçınacak, zorunlu olmayan sosyal aktivitelere ara vereceğiz.

* Bana göre Bilim Kurulu ve Sağlık Bakanlığı yönetimindeki bir komite iki-üç hafta süre ile AVM’ler, toplu ibadet yapılan yerler, sinema, tiyatro ve benzeri eğlence mekânları ile ilgili kararları da almalıdır.

* Aile içi ziyaretlerde de sosyal izolasyon el ve ağız temizliği meselesi ciddiye alınmalıdır.

* Risk grubunda olanlara ve ileri yaştakilere yapılan ziyaretlerde onları korumak amacı ile “medeni mesafe” de diyebileceğimiz 1-2 metre uzaklık kuralı daha bir dikkatle uygulanmalıdır.

* Açık alanlarda yapılan yürüyüşler ve hafif egzersizler zararsızdır.

* Açık havada yapılabilecek sosyal süreçler sürdürülebilir. Zira toplumla bağları koparıp tamamen eve kapanmak, oluşturacağı psikolojik baskıyla bağışıklık süreçlerini de olumsuz etkiler.

BANA GÖRE
OLMADI MEHMET

Olmadı değerli dostum, değerli Mehmet Öz kardeşim... Yine olmadı.

Şimdi de “Yatakları ayıralım” diye özetlediğin yeni ve tamamıyla “kişisel” bir öneri ile gündemdesin. Belki yine ‘trend topic’ de olabilirsin ama bana göre -çooook özel bazı haller dışında- kesinlikle ve bu defa da haklı değilsin.

Tıpkı “Kahvaltı yapmayalım” önerin gibi, bu önerin de bilimsel verilerden çoook uzak. Sadece birkaç araştırmaya dayalı, çoook kişisel, çoook ucu açık bir öneri bu. Lütfen alınma. Lütfen hoşgör ama çoook “mesnetsiz” yani “dayanak yoksunu” bir öneride bulunuyorsun.

Nedeni şu:

* Tıbbi öneriler anketlere değil, bilimsel araştırmalara dayanmak zorundadır.

* Sadece bir veya birkaç araştırmaya, sonuçları da tartışmalı, üstelik istatiksel olarak anlamlı mı değil mi belli olmayan rakamların neticelerine dayanarak, “İyi bir uyku için yatakları ayırın” gibi radikal bir öneride bulunmak doğru olmaz...

Netice şudur: “Bir yastıkta kocamak” sadece bizim değil, her kültür ve inancın en güzel geleneklerinden biri. Bu geleneği de “araştırmalara” ve “trend topic” olma sevdalarına kurban etmeyelim.

Bırakalım bu tür kararları biz doktorlar değil de eşler kendileri versinler...

ENSEYİ KARARTMAYIN

Ne zaman tatsız bir durum ortaya çıksa, şefkat ve öğüt yüklü bir tonda hep aynı cümle dökülüverirdi ağzından: Enseyi karartmayın! Kimin mi? Zorlu günlerin usta adamı Süleyman Demirel’in. Yanlış hatırlamıyorsam, bir defasında “Çetin Altan patentlidir” demişti bu harika tavsiye için. Demem şu: Tamam, zor günlerden geçiyoruz. Tamam, her şey üst üste geldi. Tamam, azıcık kabak tadı bile verdi. Tamam, kesinlikle haklısınız. Ama yine de ve şimdi de dik durmalı ve ensenizi asla karartmamalısınız. “Panik yok, tedbir var” deyip hayatınıza inatla devam etmelisiniz ve en çok da bu gibi günlerde “Yaşasın hayat!” diyebilmelisiniz.

ÖNEMLİ
KİMLERİN RİSKİ DAHA FAZLA

Koronavirüs herkesi hasta edemiyor. Hastalanan herkeste hastalık ağır seyretmiyor. Hastalananların tümünde zatürre, kalp durması gibi ölümcül sorunlar da oluşmuyor. Özetle herkesin riski aynı değil. Peki, kimlerin riski daha fazla? Kimlerin korunmada daha dikkatli olmaları lazım?

İLK 5 

1- Sigara içenler

2- KOAH hastaları

3- Ağır organ yetmezliği olanlar

4- Kanser hastaları/kemoterapi alanlar

5- Bağışıklık baskılayıcı ilaç kullananlar

İKİNCİ 5 

1- Şeker hastaları

2- Temizlik ve sağlık çalışanları

3- Kirli havaya maruz kalanlar

4- Hijyeni bozuk alanlarda yaşayanlar

5- Yetersiz ve kötü beslenenler

UNUTMA
HAYATIN SENİN ELİNDE

Genetik  yapıları birbirinin tıpatıp aynı olmasına rağmen yaşam tarzları farklı olan tek yumurta ikizleri farklı hız ve biçimde yaşlanıyor. Yaşam tarzı alışkanlıkları kötü olan kardeş daha sık hastalanıp, daha erken ve kötü yaşlanıyor. Nedeni, kötü yaşam tarzının genlerde oluşturduğu hasarlar, hücre, doku ve organlarda gelişen tahribatlar. Yaşam tarzı seçimleri deyince aklınıza sadece kötü veya iyi besinler, az ya da çok egzersiz, sigara ve alkol kullanımı gelmesin. Kötü duygusal yükler, ruh-beden kopuşları, depresyon dalgaları, stres tünellerine girişler de ruhsal yaşlanmayı hızlandıran yaşam tarzı yanlışlar arasında. Kısacası, ömür maçının sonucunu genlerimiz değil, seçimlerimiz belirliyor. İyi hayatın da uzun ve sağlıklı bir ömrün de şifresi genlerden çok sizde gizli. Hayatınızın en önemli ayrıntılarını yaşam tarzı seçimleriniz, yani siz belirliyorsunuz. Hayatınız sizin elinizde... 

YAZARA AİT DİĞER MAKALELER