Mutasyondan korkalım mı?

Yeni corona virüste oluşan yapısal değişim (mutasyon) gereksiz bir korku dalgası yarattı. Dahası, pandemi sürecini en baştan beri bir korku filmi haline getirmek isteyenlere de mutasyon haberi adeta ilaç gibi geldi. Oysa elimizdeki bilgiler çok net ve açık: Mutasyon diğer RNA virüslerinde olduğu gibi yeni koronavirüs için de beklenen ve sık sık görülen bir süreç. Uzmanlar bu belalı virüsle tanıştığımız ilk günden bu yana virüsün onlarca mutasyonu zaten geçirdiğini çoktan açıkladılar.

ntv.com.tr 24.12.2020 - 07:59 |

Peki, bu son mutasyondan sonra ortaya çıkan aşırı telaşın, koparılan onca yaygaranın sebebi ne? Telaşın da korkunun da nedeni -bana göre- net ve açık: Burada da devreye bilim insanlarından önce korku tüccarları ve rant devşirme heveslisi siyasiler girdi. Mesela İngiltere’de virüste saptanan son mutasyonun ne olduğunu, ne gibi sonuçlar doğuracağını İngiliz bilim insanları değil de -nedense- İngiltere Başbakanı Boris Johnson açıkladı. Üstelik de açıklamasına “Bu mutasyon virüsü yüzde 70 daha bulaşıcı hale getiriyor” şeklinde, sadece laboratuvar verilerine dayalı, saha verilerinden uzak, yani ayağı yere basmayan ispatlanmamış bir kanaati ortaya koydu. Peki, bu durumda biz ne yapalım? Yeni bir korku çemberinin için girip zaten mevcut kaygı bozukluğumuzu daha da mı köpürtelim? Yanıtım net ve açık: HAYIR! Nedenine gelince... 

MUTASYON NE YAPAR, NE YAPMAZ

YENİ koronavirüste meydana gelen son mutasyonun neticeleri hakkında konuştuğum uzmanların -azmanların değil- ortak görüşleri şunlar:

VARAN 1) Bu mutasyon hastalığın teşhisinde herhangi bir aksamaya yol açmaz. PCR testlerinin güvenliğini aksatmaz.

VARAN 2) Mutasyon muhtemelen ve sadece -o da çok net ve açık bir bilgi değil- hastalığın bulaşma hızı, yani yayılma gücünü etkileyebilir. Ancak bu bilgi de laboratuvar verileri ve istatistiksel öngörülerle sınırlı. Net ve açık bir saha çalışmasına dayanmıyor.

VARAN 3) Son mutasyonun hastalığın mevcut seyrinde ağırlaşmaya yol açabileceğine dair bir kanıta da sahip değiliz. Sadece bu mutasyonun

COVID-19’un çocuklarda daha kolay bulaşmaya yol açabileceği düşünülüyor.

VARAN 4) Bu mutasyon, hastalıkta halen uygulanmakta olan destek tedavilerinin etkinliğini de azaltabilecek gibi görünmüyor. Kısacası tedavide de bize zorluk çıkarması söz konusu değil.

VARAN 5) Mutasyonun uygulamaya başladığımız aşıların etkinliğini de azaltmayacağı açıklandı. Mesela BioNTech’in başkanı Dr. Uğur Şahin, “Bu mutasyon aşımızın etkinliğini asla değiştiremez” diye özetlenebilecek bir rahatlatıcı açıklama yaptı.

MEHMET HOCA’YA KULAK VERİN

Kısa bir rahatsızlık nedeniyle tedaviye alınan sevgili dostum Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, dinlenme sürecinde de pandemiye katkı vermeye devam ediyor. Bu son mutasyon konusunda da hocanın farklı fikirleri var. Dr. Mehmet Ceyhan diyor ki: “Bu mutasyon eğer gerçekten orijinal virüsten daha hızlı bir yayılıma yol açtıysa, salgının bitmesi için beklediğimiz olumlu mutasyonun habercisi de olabilir!” Kısacası Mehmet Hoca da benimle aynı görüşte. O da “Henüz ortada telaşlanacak bir durum yok” şeklinde özetlenebilecek makul bir yaklaşım sergiliyor. Ardından da yine aynı uyarısını eklemeyi de ihmal etmiyor: “Her zamanki gibi dikkatli olmalıyız.”

ÖZETİ ŞUDUR: Ortada en azından şimdilik telaşlanmamızı gerektirecek ciddi bir durum yok.

KİM DAHA RİSKLİ

AMERİKA’nın ünlü sağlık merkezlerinden Maryland Üniversitesi’nden çıkan yeni bir araştırma, COVID-19’un kimlerde daha ağır seyretme ihtimali olduğu yönünde bize daha net ve açık bilgiler verdi. Araştırmaya göre, bu hastalıkta “erkek”lerin aynı yaş ve sağlık durumundaki “kadın”lara oranla yüzde 30 daha yüksek ölüm riski var. Yani COVID-19 ölümcül riskler bakımından erkekleri daha çok vurabiliyor! Ayrıca bu araştırma “OBEZİTE”nin de son derece mühim
bir risk faktörü olduğunu doğruluyor, yaş grubu ne olursa olsun obezlerde hastalık çok daha ağır seyrediyor, ölüm oranları birden yükselişe geçiyor. Diğer taraftan iyi ayarlanmamış, varlığı dikkate alınmamış şeker hastalığı ve kan basıncı yüksekliği sorunu da COVID-19 için önemli birer risk faktörü. Kan basıncı ve kan şekeri yüksek seyreden diyabetli ve hipertansiyonlularda hastalığa bağlı ölümlere daha sık rastlanıyor.

MUTLULUĞA GİDEN YOL

“Mutluluğun kolay ya da kestirme bir yolu yoktur, yalnızca ona doğru giden yavaş ve çetin bir yol vardır. Bu yolun bir sonu, bir varış çizgisi de yoktur, yalnızca bir başlama noktası vardır. ‘Kayifli huzur’ ararken başlayabileceğimiz tek bir nokta da yoktur. Şu an bulunduğunuz nokta başlamak için en ideal yerdir.” - Dr. Toksöz B. Karasu, ‘Huzurlu Yaşama Sanatı’, Boyner Yayınları

7 ÖNEMLİ OMEGA 3 TAVSİYESİ

1) Omega 3 haplarını yemekle birlikte almak daha iyi sonuç veriyor.

2) Bu destekleri günün her saatinde almak mümkünse de sabah kahvaltıyla birlikte alınmaları tavsiye ediliyor.

3) Kullanacağınız Omega 3 desteğinin içindeki EPA ve DHA miktarları da önemli bir ayrıntı. Bunların miktarı arttıkça faydaları da artıyor. Ancak fosfolipid omegaların trigliserid omegalara oranla EPA ve DHA emilimleri çok daha fazla, dolayısıyla daha düşük miktarlarda yeterli kabul ediliyor.

4) Balık yağı ile Omega 3 takviyeleri aynı şey değil. İçinde çok çok az miktarda EPA ve DHA bulunan balık yağları da satılıyor ve bunların balık yağı olma dışında ciddi bir faydaları yok.

5) Omega 3 takviyeleri kilo aldırmıyor, yaz-kış yılın her ayında kullanılabiliyor.

6) Doğal yolla kazanılan Omega 3’lerin daha etkili ve faydalı olduğunun altı çiziliyor. Omega 3 zengini balık yemek imkânlar ölçüsünde Omega 3 zengini yumurta, süt ürünü, etlere yönelmek tabii ki en akılcı olanı.

7) Doğal kaynak olarak bitkisel Omega 3’lerden de vazgeçmemek lazım. Ceviz, keten tohumu ve yağı, chia, semizotu gibi bilinen bitkisel Omega 3 kaynaklarını ihmal etmemekte fayda var.

VİDEO: MUTASYON SALGINI NASIL ETKİLEYECEK?

YAZARA AİT DİĞER MAKALELER