Mutasyonlar tesadüf mü?

Pandemide aşılar “out”, mutasyonlar “in” şeklinde özetlenebilecek bir noktadayız. Bunun da açık, net ve kabul edilebilir bir nedeni var: Her yeni mutasyon, virüsün -muhtemelen- sadece “bulaşıcılık yeteneği”ni değil, “hasta etme gücü”nü de arttırabiliyor. Bu da sadece yeni vaka sayılarında artma değil, ağır hasta rakamlarında da yükselme anlamına geliyor.

ntv.com.tr 11.02.2021 - 07:32 |

Son günlerde iki hafta öncesine oranla vaka sayılarının ve ağır hasta sayılarının bizde de artmasının nedenlerinden biri de bu zaten. Özetle, ben ve benim gibi düşünenler mutasyon meselesini başlangıçta yeterince ciddiye almamakla yanıldık! Peki, bu yanılgının nedeni ne idi? Her gün neredeyse bir yenisi saptanan bu mutasyonlar sadece tesadüf mü? İşin uzmanlarına göre mutasyonlar sadece tesadüflere bağlı değil, bu tatsız gelişmede -az da olsa- bizim de payımız, günahlarımız var. Detaylar için buyurun...

KISA BİLGİ
MUTASYONLAR DAHA DA ARTACAK

Virüslerinde de hayatta kalmak için çevrelerine uyum sağlamak zorunda olduklarını, bunu da mutasyonlarla gerçekleştirebildiklerini biliyoruz. Uzmanlara göre mutasyonlar en çok da hastalanan kişilerde, hastalık sürecinde ortaya çıkıyor, özellikle bağışıklık sistemi zayıf hastalarda, vücutta daha uzun süre kalma şansı yakalayan virüslerde mutasyon ihtimali artıyor. Hastalığın iyileşmesi uzadıkça “bağışıklık baskısı” ile daha uzun süre karşı karşıya kalan virüs, ya bağışıklık tepkisinden nasıl kurtulacağını öğrenip mutasyona uğruyor ya da ölüyor! Yine aynı uzmanlara göre, pandemi sürecinin uzaması, vaka sayılarının artması, hastalıktan iyileşerek ya da aşılarını yaptırarak bağışıklık kazananların çoğalması da mutasyonu tetikleyebilen gelişmeler olabilir. Özetle, pandemi uzadıkça ve aşılama süreci hızlanmadıkça yeni mutasyonlarla karşılaşma ihtimalimiz hep var. 

Son günlerde iki hafta öncesine oranla vaka sayılarının ve ağır hasta sayılarının bizde de artmasının nedenlerinden biri de bu zaten. Özetle, ben ve benim gibi düşünenler mutasyon meselesini başlangıçta yeterince ciddiye almamakla yanıldık! Peki, bu yanılgının nedeni ne idi? Her gün neredeyse bir yenisi saptanan bu mutasyonlar sadece tesadüf mü? İşin uzmanlarına göre mutasyonlar sadece tesadüflere bağlı değil, bu tatsız gelişmede -az da olsa- bizim de payımız, günahlarımız var. Detaylar için buyurun...

ÖNEMLİ
AŞIDA İKİNCİ DOZ GECİKMEMELİ

Pandemi sürecinde en çok faydalandığım bilgi kaynaklarından biri, hatta birincisi Prof. Dr. Mehmet Ceyhan’dır. Mehmet Hoca son günlerde özellikle ve ısrarla “aşıda ikinci dozun geciktirilmemesi” meselesi üzerinde duruyor ve ekliyor: “Eğer ikinci doz gecikirse bu hata virüste aşıya karşın direncin gelişmesine yol açabilir.”

Mehmet Hoca’nın bu görüşüne Antoine Faucci ve daha pek çok uzman da katılıyor. Bizim uzmanlarımız da aynı görüşteler. Aşılamanın süratle tamamlanması gerektiğini söyleyen uzmanlardan biri de Rockefeller Üniversitesi’nde (ABD) görev yapan virolog Paul Bieniasz. Ona göre, “Aşıda ikinci dozun gecikmesi virüsün mutasyona uğraması ihtimali nedeniyle önemli bir sorun haline gelebilir!” Aşıda iki doz uygulaması arasındaki sürede yetersiz bağışıklık nedeniyle enfekte olan kişilerde “kaçış varyantı” olarak tanımlanan, kişinin bağışıklık tepkisinden kurtulma/kaçma kabiliyeti kazanan mutasyona uğramış yeni bir varyantın ortaya çıkma ihtimali her zaman ve fazlasıyla var. Diğer taraftan, oluşabilecek bu yeni kaçış varyantının beklenenden daha bulaşıcı ve daha ciddi bir hastalığa yol açabilecek olma ihtimali de oldukça yüksek. Kısacası “Aşıda ikinci dozu geciktirmeyelim. Aşılama sürecini süratle tamamlayalım. Ve mümkünse sadece tek bir aşıyla yetinmeyerek aşıda çeşitliliği arttıralım” diyen uzmanlara kulak vermemiz şart.

BİR SORU
BİZİM ÜNLÜLER NEREDE

Konu “toplum sağlığına katkı” olduğunda ünlülerimizin pandeminin başından bu yana iyi bir sınav verdiklerini söyleyebilmemiz pek mümkün değil. Konuyu geçtiğimiz nisan-mayıs aylarında, yani pandeminin başlangıcında da gündeme getirmiş, “ünlülerin de bu süreçte görev üstlenmeleri gerektiğinin” altını çizmiştim. Durum bugünlerde daha da önemli: Hepimizde gittikçe derinleşen bir “kaygı sorunu” var. Umutsuzluk ve mutsuzluk virüsü, toplumda büyük bir hızla yayılmaya başladı. Bu gibi dönemlerde görevi sadece devletimize, sadece sağlık ordumuza, sosyal yardım kuruluşlarımıza yıkmak yeterli olmuyor. Sürece ünlülerimizin de katılması, topluma moral ve motivasyon sağlayıcı organizasyonlarda onların da birer gönüllü gibi çalışması gerekiyor. Örnek mi? Buyurun...

BİR ÖRNEK
SALGINDA TOM HANKS ETKİSİ

UZMANLAR ünlülerin pandemi sürecindeki hal ve tavırları ile sosyal medyadaki paylaşımlarının halk sağlığı üzerindeki etkilerini de incelediler. Bunun için de ünlü oyunca Tom Hanks’ten yararlandılar. Bilindiği gibi Hanks, mart başında yani pandeminin başlangıç günlerinde COVID-19’a yakalandığını açıkladı. Hanks’in yaptığı bu açıklamanın sonrasında yüzlerce kişiyle görüşen uzmanlar, Hanks’in açıklamalarının “hastalığın ciddiyetinin anlaşılmasında” önemli katkılar sağladığını keşfetti. Ünlülerin sosyal medya paylaşımları ve davranışlarının halk sağlığını nasıl ve ne yönde etkileyebileceğini gösteren çalışmalar artıyor. Bana göre ünlüler yalnızca “bilgilendirme” konusunda değil, “toplumda moral ve motivasyonu yükseltecek bazı projelerde de” görev almalılar. Topluma umut verici mesajlar ulaştırmalı, moral ve motivasyonu arttıracak işlere imza atmalılar. Kısacası bugünlerde aklımda yine 8 ay önceki o soru var: Cem Yılmaz, Ata Demirer, Şahan Gökbakar, Gülse Birsel, Beyazıt Öztürk, Yılmaz Erdoğan, Şener Şen... Neredesiniz?

İYİ BİLGİ
AŞININ ETKİSİ NASIL ARTTIRILIR

Meslektaşım Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta’nın da vurguladığı gibi mesele sadece aşılanmamızla bitmiyor. Bin bir zahmetle elimize geçen o aşının gücünü arttırmanın da azaltmanın da bir ölçüde bizim elimizde olduğunu bilmemiz lazım. Eğer aşıyı takiben daha güçlü bir bağışıklık oluşturayım diyorsanız...

1)EGZERSİZ: Düzenli egzersiz yapmayı sürdürün. Aşıdan hemen önce ve sonra yapacağınız kısa süreli egzersizler bile işe yarıyor.

2)UYKU: Aşılandıktan önce ve sonraki günlerde uykunuza özen gösterin. Kaliteli ve yeterli uyku aşının etkinliğini arttırıyor.

3)ALKOL VE SİGARA: Aşılama öncesi ve sonrasında tüketilen alkol ve sigara miktarı da aşının etkinliğini azaltan
çok önemli yanlışlar.

4)BESLENME: Tabii ki düzenli ve bilinçli beslenme de önemli bir faktör.

5)MORAL VE MOTİVASYON: Moral, motivasyon ve maneviyat meseleleri de aşının gücünü etkileyebilen mühim ayrıntılar. Aşıdan önceki ve sonraki günlerde daha az stres, daha çok huzur ve mutluluk üretebileceğiniz antikorların gücünü de miktarını da arttırabiliyor.

YAZARA AİT DİĞER MAKALELER