Pandemiye ‘psikolojik zırhta’ ilk 10

Şu kesin: Küresel bir afet yaşıyoruz ve anlaşılan o ki bu ne zaman neticeleneceği meçhul bir afet.

ntv.com.tr 19.10.2020 - 08:16 |

Aşı ve ilaç konusunda olumlu bazı gelişmeler bizi ne kadar umutlandırırsa umutlandırsın, özellikle yaklaşan kış nedeniyle daha dikkatli ve yoğun, eskisinden daha farklı ve ayrıntılı, sosyal yönü daha detaylı yeni bazı pandemi stratejileri oluşturmamız gerekiyor. Bu stratejilerin önemli bir ayağını da çok güçlü bir “psikolojik zırh” oluşturuyor. Ancak o zırh sayesinde ruh sağlığımızı garanti altına alabileceğiz. Peki o zırhı nasıl oluşturacağız? Pandemiye ruhsal bir defans geliştirirken hangi ayrıntılardan faydalanacak, hangi yanlışlardan uzaklaşacağız? Bu sorularının yanıtlarını Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü’nün hazırladığı bir çalışmada buldum ve sizinle de paylaşmaya karar verdim. Buyurun...

İLK 5
ENDİŞENİZİN DOZUNU ARTTIRMAYIN

1. “Endişe” bize pandemide yaşamda kalmamız için gerekli olan “ruhsal yakıt”ı sağlar. Eğer ölçüsü abartılmazsa, bizi önlem almamız konusunda “motive eder”. Ancak her şey de olduğu gibi burada da doz meselesi önemlidir. Endişe ve kaygının tamamen yok edilmesini değil, kontrollü kalmasını hedefleyelim.

2. Sadece yetkili ve güvenilir kaynaklar tarafından önerilen önlemleri eksiksiz uygulayalım. “Çakma uzmanların” önerilerinden de bilgi kirliliğinden de uzak duralım.

3. Günlük rutinimizi bozmamaya çalışalım. Evde kalan, evden çalışan, öğrenimine evinden devam eden bireylerin ve genelde herkesin pandemi sürecinde “günlük bir rutin oluşturarak” ona bağlı kalması ruh sağlığına destektir. Bu nedenle uyku, beslenme, egzersiz ve çalışma süreçlerinde belirli bir rutin geliştirmekte ve onu kolay kolay değiştirmemekte fayda var. Aynı rutinleri çocuklarınıza da uygulamanız iyi olur.

4. Özellikle uyku rutinleri çok önemli bir ayrıntıdır. Zira iyi bir uyku ruh sağlığının ilacı, endişe ve kaygının törpüsüdür. Her gün aynı saatte yatıp kalkmaya özen gösterin. Geceleri uyumadan önce televizyon izleme sürenizi kısaltın. İhtiyacınız olmadıkça mavi ışık yayan tablet, bilgisayar ve akıllı telefonlardan uzak durun.

5. Arzu ettiklerimiz ve ihtiyaçlarımız arasında pozitif bir denge kuralım. Doğru bilgiye ulaşma telaşı ve abartısıyla internette harcayacağımız uzun saatlerin bedensel ve fiziksel olumsuzluklar yaratabileceğini unutmayalım.

İKİNCİ 5
KAYGINIZI EGZERSİZLE YATIŞTIRIN

1. Stres yükümüzü arttıran (şeker, un, yağ), bağışıklığımızı baskılayan (alkol, kafein), sindirimimizi zorlaştıran besinlerden uzak duralım. Düzenli, dengeli ve ölçülü beslenip kilo almayalım.

2. Sosyal medyayı takipte dikkatli davranalım. Dijital kirlenmeden uzak duralım. Bilgi kirliliği ve kaygılarımızı daha da derinleştiren felaket senaryolarının, en çok da sosyal medyada tur attığını aklımızdan çıkarmayalım. Bilelim ki kirli bilgi en az koronavirüs kadar tehlikeli, bulaşıcı ve zararlıdır. Sadece sağlık otoriteleri tarafından verilen bilgilere ve önerilen tavsiyelere uyalım. Ulaştığımız her bilgiyi teyit edelim. Az ve öz bilgi ile yetinelim.

3. Sosyal mesafe kuralına mutlaka uyalım ama sosyal çevremizle bağlarımızı sürdürmeyi de ihmal etmeyelim. Ailemiz, arkadaşlarımız ve sevdiklerimizden uzaklaşmamak için mesajlaşma, telefonla konuşma, görüntülü arama, e-posta ile haberleşme ve benzeri alternatiflerden istifade etmeyi düşünelim. “Sosyal destek” özellikle bugünlerde çok önemli bir ayrıntıdır. Sadece çekirdek ailenizle değil, akrabalarınız, dostlarınız ve komşularınızla da “uzaktan sosyalleşme” fırsatları yaratmalısınız.

4. Fiziksel olarak da aktif kalalım. Egzersiz alışkanlıklarımızı sürdürelim. Gevşeme tekniklerinden (yoga, meditasyon, nefes etkinlikleri) istifade etmeyi de düşünelim. Bu süreçlerde internetteki egzersiz videolarından da yararlanabiliriz.

5. Tabii ki şu ayrıntılar da çok önemli:

* Virüs bulaşan kişilere asla ayrımcılık yapmayınız.

* İhtiyacı olanlara yardımcı olunuz.

* Sağlık çalışanlarına saygı ve minnettarlığınızı devam ettiriniz.

BANA GÖRE
DENİZİMİZ AYNI AMA GEMİLERİMİZ FARKLI

Son bir haftanın küresel salgın verilerine bakılırsa pandeminin küresel bir salgın olmaktan çıkıp küresel bir afete dönüşme sürecine girdiğini bile düşünebiliriz. Özellikle Avrupa ülkelerindeki vaka sayıları hepimizi korkutuyor. Sürecin algısı, “afet düzeyi”ne çıkınca da doğal olarak “kaygı dozu” ağırlaşıyor. Neticede de ne kadar dikkatli olursak olalım verdiğimiz psikolojik tepkiler, yoldan çıkıp kontrolsüz süreçlere (hastalıklar) dönüşebiliyor. İşte tam da bu noktada bana göre önemli hem de çok önemli bir ayrıntı var. O ayrıntı şu...

ÖNEMLİ SORU
GEMİLERİMİZ NEDEN FARKLI

SAMİMİYETLE belirtelim: Ne afetten etkilenme dozumuz, ne de ona verdiğimiz tepkilerimiz aynı değil. Özellikle yaşamsal risk grupları (kronik ruhsal ve fiziksel hastalığı olanlar, ileri yaşlılar ve düşkünler, çocuklar, sağlık çalışanları) ve gelir düzeyi düşük kesimler (yoksullar) pandeminin etkilerini daha derinden hissettiler, hissediyorlar, hissedecekler. Kısacası “salgının neticelerine birlikte katlanıyor gibi görünsek de” ne yazık ki ne ülkeler, ne de o ülkelerde yaşayanlar aynı değil farklı neticelere katlanmak zorundalar. Kısacası pandemi yolculuğunu “AYNI DENİZDE AMA FARKLI GEMİLERDE” sürdürdüğümüz kesindir. Sürecin ve neticelerinin bir de bu gözle değerlendirilmesinin vakti ise çoktan gelmiştir.

İYİ HABER
AŞILAR UFUKTA GÖRÜNDÜ

İki aşı çalışmasında sona yaklaşıldı. AstraZeneca ve Oxford Üniversitesi ile Pfizer ile Alman BioNTech ipi göğüslemek üzereler. Son haber Almanya’da yaşayan bilim insanımız Prof. Dr. Uğur Şahin’in başında bulunduğu BioNTech firmasından geldi. BioNTech koronavirüse karşı geliştirdiği aşının son aşamada olduğunu açıkladı. Toplam 37 bin kişide denenen aşının tüm klinik denemelerden başarıyla geçtiği, neticede de mükemmele yakın sonuçlar verdiği “Avrupa İlaç Ajansı (EMA)” tarafından da onaylandı. EMA tarafından yapılan açıklamada BioNTech tarafından ajansa aktarılan tüm verilerin olumlu neticelendirildiği doğrulandı. Anlaşılan o ki İskenderun kökenli bir Türk işçisinin oğlu olarak Almanya’da dünyaya gelen bilim insanı Prof. Dr. Uğur Şahin’in yönettiği BioNTech firması ve geliştirdiği aşı, başarı oranı, güvenilirliği ve koruyucu özelliklerinin yüksekliği nedeniyle koronavirüse karşı geliştirilen “ilk ve en mükemmel aşı”lardan biri olarak tarihe geçecek. Uğur Hoca’nın şu demeci de çok önemli: “Seri üretime geçtik. İznin çıkması durumunda derhal dağıtıma geçebileceğiz. Özetle pandemiyi sona erdirmemize çok az bir süre kaldı.”

Haftaya böyle bir haber ile başlamak ne güzel...

YAZARA AİT DİĞER MAKALELER