Peki ya aşı bulunamazsa

Kısacası, koronavirüse karşı aşı çalışmalarında umut var. Ama bilelim ki bu işin kesin bir garantisi yok. Peki böyle bir durumda ne yapacağız? Başka çözümler neler olacak?

ntv.com.tr 07.05.2020 - 07:12 |

Pandemide kalıcı çözümün bulunabilecek etkili bir aşı olduğu kesin.

Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Bir başka deyişle, bitirici vuruş için umut etkili bir aşıda.

Aşı konusundaki iyi haber şu: Şimdilik işler yolunda gidiyor. Çok farklı merkezde, çok sayıda bilim insanı etkili bir aşı geliştirme gayreti içinde ve ilk sonuçların da olumlu olduğu anlaşılıyor. Ne var ki burada da tedbirli bir iyimserlik hali içinde olmamızda fayda var. Zira tıpkı Ebola salgınında olduğu gibi COVID-19 salgınında da virüse karşı etkili bir aşı geliştirmek uzun sürebilir. Hatta herhangi bir aşının bulunamaması bile ihtimal dahilindedir.

Kısacası, koronavirüse karşı aşı çalışmalarında umut var. Ama bilelim ki bu işin kesin bir garantisi yok. Peki böyle bir durumda ne yapacağız? Başka çözümler neler olacak? Akla ilk gelen iyimser çözüm aslında bir beklenti. Bu beklenti de virüsün bir mutasyona uğrayıp etkinliğini ya da gücünü azaltması. Diğer nezle/grip virüsleri gibi sıradan bir virüs haline dönüşüp, hafif ve güncel bir kış hastalığı haline gelmesi.

Anlaşılan o ki bu ‘iyimser ihtimal’ için bazı umut ışıkları da var. Mesela böyle bir sevindirici haber de birkaç önce ABD’den, Arizona’daki Temple Üniversitesi’nden geldi. Haberin ayrıntılarını alttaki kutuda bulacaksınız...

ACELE Mİ EDİYORUZ?

Birkaç gündür hepimizin ortak bir kaygıyı paylaşıyoruz. Hepimiz, “Acaba tedbirleri gevşetmekte acele mi ediyoruz?” sorusuna cevap arıyoruz. Haksız da sayılmayız. Zira salgını kontrol altına aldığını düşünüp de önlemlerini gevşeten ülkelerin çoğu ikinci dalga tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Bizde de böyle bir durumun ortaya çıkma ihtimali her zaman var. Böyle bir ihtimali minimumda tutmanın yolu ise ihtiyatlı bir serbestleşme programı uygulamaktan geçiyor.

Salgında ikinci dalga bakımından en riskli yerlerden birinin ise AVM’ler olduğu net ve açık olarak biliniyor. Benim ve bu işe kafa patlatan pek çok bilim insanının ortak kanaatine gelince... AVM’leri açma konusunda sanki biraz aceleci davranıyor, sanki biraz sabırsızlık ediyor gibiyiz.

VİRÜSTE MUTASYON İŞARETLERİ VAR

Bu salgından kurtulabilmenin en kolay ve etkili yolu, virüsün ‘pılını pırtısını’ toplayıp ortalıktan kendiliğinden ve efendice çekilmesidir. Önceki koronavirüs salgınlarından birinde, SARS salgınında böyle bir şans yakalandı. Sonbahar ve kış aylarında ortalığı kasıp kavuran o virüs, yaz aylarına gelince birdenbire ortalıktan kayboldu. Bu gibi durumların virüslerde kolayca gelişebilen iyi yöndeki mutasyonlarla bağlantılı olduğu biliniyor.

Arizona’daki Temple Üniversitesi uzmanlarının Journal of Virology’de yayımladıkları yeni bir araştırmanın sonuçlarına bakılırsa, şimdi de böyle bir umut var. Araştırmacılar 382 COVID-19 hastasından aldıkları virüs örneklerinin genetik dizilişinde kalıcı eksiklikler olduğunu belirlediler. Bu değişimlerin de virüsün mutasyona uğrayarak tıpkı 2003 SARS epidemisindeki gibi virüsün zayıflamasına yol açabileceğini belirtiyorlar.

Özeti şu: Eğer bu gibi olumlu yönde bir viral mutasyon söz konusu olursa, virüsün bağışıklık sistemimizi yenerek bizi hasta etmesi imkânsız hale gelebilir. Ve umalım ki böyle olsun.

ANİ BEL AĞRISI COVID-19’A İŞARET EDEBİLİR

Pandemiden etkilenip hastalananların sayısı arttıkça, oluşabilecek hastalık işaretlerinin sayısı da artıyor. Ateş, boğaz ağrısı, öksürük, nefes darlığı belirtilerine zaman içinde tat ve koku duyusu kaybı, cilt döküntüleri, damar iltihaplanmaları gibi sorunlar daha önce zaten eklenmişti. Şimdi de uzmanlar birden bire ortaya çıkabilen şiddetli bel ağrılarının da muhtemel bir COVID-19 enfeksiyonu ile bağlantılı olabileceğini açıkladılar. Dikkatli olmakta fayda var.

SALGIN=SABIR FORMÜLÜNE İNANIN

Bilelim ki ‘salgın=sabır’ formülü evrensel ve bilimsel bir gerçektir. Sabrın salgının yol arkadaşı olduğu çok iyi bilinir. Salgının yapması gereken zirveyi yaparak yatay bir sürece girdiği, hatta inişe geçtiği anlaşılıyor. Ama benzer şekilde sabır düzeyinin sınırlarımızı zorladığı ve dayanılması güç bir noktaya yaklaştığı da net ve açık olarak fark ediliyor.

Önerim şudur: Her ne olursa olsun sabırlı olmaya, sabrımızı zorlamaya, tecrit ve diğer önlemleri sabırla uygulamaya devam etmek zorundayız. 

AVM TUVALETLERİNDE HANGİ ÖNLEMLER ALINMALI?

Açılması düşünülen AVM’lerde bulaşmayı kolaylaştırabilecek alanlardan biri de ziyaretçilerin ve çalışanların ortak kullandıkları halka açık tuvaletlerdir.

Konuştuğum uzmanlar ise en mükemmel tuvalet çözümlerini aşağıdaki maddelerde özetlemektedir. AVM yöneticilerinin bu önerileri dikkate almalarını ben de tavsiye ederim.

* Mümkünse tuvalet kapıları sensörlü/otomatik açılan kapılar olmalı.

* Tuvaletlerde kaliteli, sensörlü sıvı sabun cihazları kullanılmalı.

* Tuvalet muslukları mümkünse sensörlü olmalı, değilse musluklar ve kapılar açılıp kapatılırken kâğıt havlu kullanılmalı.

* El yıkama işleminden sonra kurutma makineleri değil, kâğıt havlu kullanılmalı.

* Tuvaletten çıktıktan sonra el temizliği dezenfektanla son bir kez daha tekrarlanmalı.

* Tuvaletlerde de sosyal mesafe kuralına mutlaka uyulmalı.

YAZARA AİT DİĞER MAKALELER