Sağlıklı yaşamın en önemli sırlarından biri: Otofaji

Uzun ömrün sırları çok daha uzun bir yazının konusu.

Ama ben, özellikle 50’li yaşlar sonrasında sağlıklı bir yaşamın en önemli belirleyicilerinden birinin de “otofaji” olduğuna eminim. Otofajinin sözlük anlamı “kendi kendini yemek.” Durumun bilimsel açıklaması ise oldukça farklı. Otofajide hücrelerimiz kendi kendilerini değil, üretim artığı toksik atıklarını, yaşlanmış parçalarını, döküntülerini, toksinlerini yiyerek beslenmeye başlıyor. Otofaji sürecine giren hücreler içlerindeki “lizozom” isimli minik yapıların da yardımıyla “kendi atıklarını” tüketerek yaşamını sürdürmeye başlıyor. Neticede, hücre de beden de beslenme çabasının getireceği zahmetlerden, yüklerden, toksik atıklardan kurtuluyor. Daha önceki üretim atıklarını, yaşlanmış parçalarını enerji kaynağı olarak kullanıp bir tür “iç temizlik”, bir çeşit “doğal detoks” sürecine giriyor. Kısacası otofajide adeta bir “arınma”, toksinlerden kurtulup hafifleme durumu söz konusu. Ve tabii ki bu olumlu gelişmeler aşağıdaki kutuda okuyacağınız muhtemel 10 faydayı sağlıyor.

MUCİDİ

OTOFAJİNİN faydalarını bilimsel olarak araştıran Japon bilim insani Yoshinori Ohsumi 2016’da Nobel Tıp Ödülü’nü kazandı. Peki otofajiyi ilk keşfeden kim ya da kimler? Otofajinin geçmişi insanlık tarihi kadar eski. Oruç onu devreye sokmanın en etkili yollarından biri ve ilki. Çünkü günde 12 saati geçen, 14-16 saatlik açlık kürleri bu hedefe ulaşmak için yeterli. Eğer oruç sürelerini daha sık ve düzenli tekrarlayabilirseniz de açlıkla geçireceğiniz 14-16 saatlik periyodu yalnızca su içmekle sürdürürseniz otofajiyi tetiklemeniz mümkün olabiliyor. Muhtemelen de bu nedenle “iki öğün beslenme” metodu özellikle orta yaşlardan sonra taraftar bulmaya başladı. Özeti şudur: Eğer otofajiden faydalanmak istiyorsanız günde iki öğünle beslenmeyi deneyebilirsiniz. Bu süreci nasıl yöneteceğinizi merak ediyorsanız Hürriyet arşivine girerek geçtiğimiz pazartesi (11.03.2019) yayınlanan yazımızı dikkatle inceleyiniz.

2 ÖĞÜN 10 FAYDA

1) İstikrarlı bir yağ kaybı ve kalıcı bir kilo dengesi
2) Daha dengeli kan şekeri, insülin, trigliserid ve kan basıncı seviyeleri
3) Daha az yangısal süreç, yorgunluk, halsizlik
4) Daha fit ve formda bir beden
5) Daha az toksin yükü ve süre giden bir detoks faaliyeti
6) Açlık ve tatlı krizlerinde azalma
7) Gaz, şişkinlik, reflü sorunlarında hafifleme
8) Karaciğer yağlanmasında gerileme
9) Bellek ve konsantrasyonda güçlenme
10) Daha derin, dinlendirici ve keyifli uykular

NEDEN DAHA SIK HASTA OLUYORUZ?

HEPİMİZ biliyoruz ki son yıllarda kansere yakalananların sayısında ciddi bir artış var. Bağışıklık sistemlerimiz eskisine oranla daha zayıf. Kilo problemi ülke boyutunda ciddi bir sorun haline geldi. Reflüsü, gastriti olmayan, şişkinlikten, gazdan yakınmayan pek az insan var. Uykusuzluk ve yorgunluksa neredeyse milli problemlerimiz oldu. Bu durumun birinci nedeni beslenme yanlışlarımız. Daha çok yiyor, çok fazla şekerli, unlu besin tüketiyoruz. Omega-3 zengini besinlere hasret kaldık ama omega-6 ve trans yağ zengini olduk. Bedenlerimiz asit çöplüğüne dönüştü. Kısacası başlıktaki sorunun yanıtını öncelikle beslenme yanlışlarımızda aramak gerekiyor.

ETİKETLER