Sinovac mı, BioNTech mi daha güçlü?

Tartışmasız bu haftanın da sağlık gündeminin bir numaralı maddesi “COVID-19 AŞILARI” olacak. Neticede de ortalık toz duman olmaya devam edecek. Peki, başlıktaki sorunun bilimsel bir yanıtı var mı? Buyurun...

ntv.com.tr 14.12.2020 - 07:23 |

Ve bu hafta da yine “yazılısı, görüntülüsü, sözlüsü, sosyali” fark etmeyecek, medyanın her türlüsünde bir numaralı tartışma konusu “Sinovac’ın aşısını mı yaptıralım, yoksa BioNTech’in aşısını mı bekleyelim?” sorusuna yanıt aramak olacak. İşin kötüsü yanıtları da işin uzmanları değil, “klasik medyanın silahşorları” ya da “sosyal medyanın klavye delikanlıları” verecek. 

NETİCE ŞU
BU MAÇI KİM KAZANIR

Bilelim ki eldeki bilimsel veriler son derece kısıtlı. Bilinenlerin özeti de şimdilik şu: Virüs bazlı aşıların (Sinovac/Çin, Sputnik 5/Rus, Oxford/AstraZeneca) mRNA aşılarından (BioNTech/Pfizer, Moderna/ABD) daha güçlü bir antikor tepkisi oluşturduğu kabul ediliyor. Araştırmalarda da benzer/doğrulayıcı sonuçlar alındı. Virüs bazlı aşılardan Sinovac’da yüzde 97 (Endonezya Faz 3 verisi), Sputnik 5’te yüzde 95 başarı oranı açıklandı. mRNA bazlı Pfizer-BioNTech ve Moderna aşılarına gelince... Bu aşılarda da ciddi bir antikor üretimi sağlanabiliyor. BioNTech yüzde 95 başarı ilan etti. Ama mRNA aşılarını diğerlerine oranla daha güçlü bir T hücresi bağışıklığı oluşturdukları da kabul ediliyor. Özetleyelim: Viral bazlı aşılar, geleneksel aşılar. Öldürülmüş virüs parçacıklarının kullanıldığı bu aşılarda bağışıklık sisteminin hastalanmayı önleyecek düzeyde bir antikor gücü oluşturmaları hedefleniyor. mRNA yöntemiyle geliştirilen aşılarda ise virüsün genetik kodunun bir kısmı (mRNA bölümü) vücuda enjekte edilerek bağışıklık tepkisi oluşturulmaya çalışılıyor. Başlıktaki soruya daha net ve açık bir yanıt verebilmemiz için daha fazla sayıda insanın aşılanmasına ve daha uzun bir zaman dilimine ihtiyacımız var. Kısacası yarışın galibi hâlâ net ve açık olarak bilinmiyor.

BİR UYARI
ÖNCE ÖLÜMLERİ DURDURALIM

COVID-19 mücadelesinde yanlış bir yola girdik, mücadelenin neredeyse tamamını aşı beklentisine yükledik. Şu kesin: Hasta olmamak için aşı olmamız şart. Ama bilelim ki aşılar hâlâ “Eldeki değil, daldaki kuş!” Anlamı şu: Salgın maalesef “hızı artarak” devam ediyor. Neticede de kaybettiklerimizin sayıları her gün biraz daha artıyor. Geldiğimiz nokta bu nedenle son derece kritik. Aşılardan önce mevcut durumumuza odaklanmamız gerekiyor. Eğer acil ve daha uzun süreli bir kapanmaya gitmek istemiyorsak, eğer aşılanana kadar daha çok insanımızı kaybetme yanlışına son vermeyi arzuluyorsak hemen ve acilen önlemler konusunda daha duyarlı bir pozisyon alalım.

BİR UYARI
GENETİK YATKINLIK TESTİ İŞE YARAMAZ 

Bazı özel hastaneler “genetik yatkınlık testi” adı altında “tip 1 interferon molekülü araştırması” yaparak koronavirüse yakalanan birinin hastalığı hafif mi, yoksa ağır mı geçireceğine yönelik bir tahmin testini uygulamaya soktular. Bilelim ki sadece bu testin neticelerine bakarak hastalığı kimin ağır ya da kimin hafif geçireceğini gösteren herhangi bir bilimsel genetik test verisine sahip değiliz. Lütfen, başka bilimsel araştırmalara atıf yapılarak uygulamaya konulan bu “para tuzağı testleri” yaptırmayalım, bu testlere asla güvenmeyelim.

BİR SORU
RİSK DÜZEYİ D