Yeni normale '2 M' (maske, mesafe) formülü

Başarıda istikrarı korumak ve süregiden viral riske karşı koşulsuz bir kontrollü tedbiri sürdürmek için 2M formülünü devrede tutmak, (M)askesiz sokağa çıkmamak, (M)esafe konusundaki hassasiyetimizi ısrarla sürdürmek mecburiyetindeyiz.

ntv.com.tr 08.05.2020 - 08:53 |

Sağlık Bakanımız iki gün önce yaptığı açıklamada, Sayın Cumhurbaşkanı’nın “yeni normal” olarak tanımladığı planı ‘pandemi mücadelesi’nin ikinci dönemi olarak ilan etti ve “kontrollü sosyal hayat” olarak adlandırdı.

Ardından da şu detayı ekledi: “Kontrollü sosyal hayat, özetle ‘maske ve mesafe’ demektir. Bu yeni dönemde ‘maske ve sosyal mesafe’ kavramları adeta yapışık ikiz kardeşler gibi benimsenmelidir. Biri yoksa diğeri yeterli ve geçerli değildir. Kontrollü sosyal hayat bireyler arasındaki fiziki etkileşimi minimuma indirmek ve kalabalık ortamlardan kaçmak demektir.”

Sayın Bakan’ın dün yaptığı açıklamalardan anladıklarımı aşağıdaki kutuda özetledim.

KARAR ŞU: 2M FORMÜLÜ NEDEN ÖNEMLİ

BAŞARIDA istikrarı korumak ve süregiden viral riske karşı koşulsuz bir kontrollü tedbiri sürdürmek için 2M formülünü devrede tutmak, (M)askesiz sokağa çıkmamak, (M)esafe konusundaki hassasiyetimizi ısrarla sürdürmek mecburiyetindeyiz.

Evet, maçın ilk devresini biz önde tamamladık. Evet, dünyanın dikkatini çekebilecek düzeyde bir başarı yakaladık. Ne var ki ikinci devrenin yani bu yeni dönemin süresi ve maçın neticesi henüz belli değil.

Virüs hâlâ sahada. Virüs hâlâ çarşıda, pazarda. Virüs hâlâ markette, bakkalda. Virüs hâlâ AVM’lerde, berberler ve kuaförde. Kısacası virüs sokaktaki, yani sahadaki mevcudiyetini sürdürüyor. Virüsün olmadığı tek ve en güvenli yerimiz, evlerimizdir.

Kısacası bu yeni dönemde de zorunlu olmadıkça evlerimizden çıkmamalı, çıkmak zorunda kaldığımızda da 2M formülünü anında devreye sokmalıyız.

PANDEMİDE İKİNCİ EVRE: BAKANIMIZ İLK VURUŞU YİNE DOĞRU YAPTI

PANDEMİ maçının ilk devresinin kazananı biziz. Bu başarıda sağlık ordumuz ve Bilim Kurulumuzun payları büyük. Ama ‘karar verici’ konumundaki Sağlık Bakanımızın başarısı çok ama çok önemli. Sayın Bakan, dün salgında ikinci devrenin ilk vuruşunu yaptı ve bana göre “toplum sağlığı”nı önceleyen yeni ve doğru bir plan açıkladı. İnşallah ikinci devrede de biz başarılı olacak, pandemi ile yaptığımız maçı biz kazanacağız.

İYİ HABER: İKİLİ TEST DÖNEMİ BAŞLIYOR

PANDEMİDE ikinci dönem için iki büyük hedef var:

* HEDEF BİR: Hasta olanlar yanında, hastalığın mikrobunu, yani virüsü barındıran ‘sessiz taşıyıcılar’ da bulunacak! Bu ‘olmazsa olmaz’ hedef özellikle hassas bölgelerde daha yaygın bir şekilde uygulanacak.

* HEDEF İKİ: Hastalığı geçirenler eliza testleri ile belirlenip onlara bir çeşit ‘bağışıklık pasaportu’ belgesi/müjdesi verilecek.

BANA GÖRE: GÜNLÜK TEST SAYISI 50 BİNİ GEÇMELİ

ŞU ayrıntı çok önemli: Antijen ya da antikor testlerinin sayıları 30 binli rakamların üzerine çıkmalı, 50 binlerin altına düşmemeli. Kısacası hem antijen araştıran PCR boğaz/burun sürüntüsü, hem de antikor araştıran eliza kan testlerinin sayıları çoğaltılmalı. Biliyorum ki bakanımız bu konuda zaten çok kararlı. Sahada çalışanlar da bu karara destek çıkmalı. Sonuca gitmede test sayılarının çok önemli bir ayrıntı olduğu unutulmamalı.

BİR BİLGİ: ANTİKOR TEŞHİSİ İÇİN ELİZA TESTİ

ELİZA testleri antikor belirlemede kullanılan tarama testleri içinde en çok güven vereni. Test için parmak ucundan alınan bir damla kan bile yeterli. Testle virüse karşı üretilen İgG tipindeki antikorlar belirleniyor. Bu antikorları üretebilen kişiler hastalığa karşı ortalama 6 ay bağışıklık kazanmış sayılıyor. Bu kişiler eğer uygun bulunursa plazma, yani antikor tedavisi için bağışta da bulunabiliyor.

Not: Eliza testlerini hastalığın erken döneminde oluşan ve hastalık teşhisinde kullanılan İgm tipindeki antikorların belirlenmesinde de kullanmak mümkün olabiliyor.

AMAN DİKKAT: YENİ VAKA SAYILARI CAN SIKICI

SON birkaç günde yeni vaka sayıları beklenen azalmayı göstermiyor. Dahası bize “İşin ucunu sıkı tutmazsanız artma eğiliminde bile olabilirim” diyor. Bu son derece can sıkıcı ve üzerinde önemle durulması gereken bir durum. Toplumdaki bir ruhsal gevşemenin ilk işareti bile olabilir. Lütfen dikkatli olalım. Lütfen tedbirlere harfiyen uyalım...

ORTAK FİKİR: UYKU RİTMİMİZ DE BOZULDU

SALGIN nedeniyle duyduğumuz endişeler ve uzayıp giden tecrit süreci uyku düzenimizi de etkiledi. Aşırı uyuyanlar, uykusuzluktan yakınanlar, uyku saatindeki kaymalara çare arayanlar çoğaldı. Uzmanlar bu gibi değişimleri ‘sosyal jetlag’ olarak tanımlıyorlar. Çözüm için de melatonin, valeriyan gibi destekler tavsiye ediyorlar.

YAZARA AİT DİĞER MAKALELER