Yoğun bakımdaki başarımız bize yeter mi?

Korunma yöntemlerinin yerini hiçbirisi tutmaz, tutamaz. Biz yine de tedbiri elden bırakmayalım, korunma önlemlerini maksimumda tutalım.

14.04.2020 - 07:08 |

Koronavirüs salgınında en büyük tehdit, en ciddi tehlike virüsün akciğerlerde oluşturduğu tahribattır.

Bu durum maalesef bazı hastalarda ağır solunum yetmezliği veya çoklu organ hasarıyla neticelenebiliyor. İşte bu nedenle de hastaların ortalama yüzde 5 kadarı yoğun bakım bölümlerine naklediliyor.

İyi haber şu: Hastanelerimizde yeteri kadar yoğun bakım yatağımız da kabiliyetli yoğun bakım personel ve ekipmanımız da var. Ama ne iyi ki yoğun bakıma naklettiğimiz hasta oranında ciddi düşmeler söz konusu. Kısacası yoğun bakım yatağı işgal oranımız artmıyor, azalıyor. Sağlık Bakanımız ve uzmanlar bu olumlu gelişmeyi ‘tedaviye erken başlanması, hidroksiklorokin kullanımının yaygınlaşması, tedavi planında uygun ilaç kombinasyonlarının oluşturulması ve tecrübeli bir sağlık kadrosuna sahip olmamız’a bağlıyorlar.

Peki yeter mi? Hayır. Korunma yöntemlerinin yerini hiçbirisi tutmaz, tutamaz. Biz yine de tedbiri elden bırakmayalım, korunma önlemlerini maksimumda tutalım.

KORONA RAKAMLARI

Dünya genelinde 2 milyona yakın insan, bu virüsle enfekte olup hastalığa yakalandı.

Peki ya netice ne oldu?

* Hastalananların yüzde 80’i hastalığını hafif ya da orta belirtilerle atlattı.

* Yüzde 14’ünde ciddi sorunlar oluştu, hastalık ağır seyretti.

* Yüzde 6’sı ise ‘kritik hasta’ olarak değerlendirilerek yoğun bakıma yatırıldı.

* Dünya genelinde hastaların yüzde 2.3’ü kaybedildi.

BU SORU ÇOK ÖNEMLİ
NEDEN MUTLAKA MASKE? 

Koronavirüs bulaşmasında belirti vermeyen, mikrobu taşıdığını kendisi de bilmeyen ama farkında olmadan etrafına yayabilen ‘sessiz taşıyıcılar’ en kritik kişilerdir. Bunlar farkında olmadan virüs yayarlar. Onları tek tek belirlemek de mümkün değildir. Kısacası her gün uğradığınız bakkal, market, fırın personeli, evimize paketleri getiren kargo taşıyıcısı, yolda karşılaştığınız yakın bir arkadaşınız, apartmandaki kapı komşunuz ve tabii ki siz de bir ‘sessiz taşıyıcı’ olabilirsiniz. İşte bu nedenle hem hastalığı yaymamak, hem de virüsü kapıp hastalanmamak için maske takmak mecburiyetindesiniz. Bu süreç maskesiz kontrol altına alınamaz.

İYİ HABER
HİDROKSİKLOROKİNE GÜVEN ARTIYOR 

Marsilya (Fransa) Enfeksiyon Hastalıkları Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Didier Raoult, hidroksiklorokin ile tedavi ettikleri bin 61 hastanın yüzde 91.7’sinin hastalığı 10 gün içinde atlattığını açıkladı. Bu mükemmel rakamları duyan Fransa Cumhurbaşkanı Macron da Paris’ten Marsilya’ya giderek Dr. Didier ve ekibini kutladı.

BİR DERS
VİRÜS DEĞİL DE ÖĞRETMEN MÜBAREK 

Bu garip, bu ne olduğu hâlâ meçhul, bu cani, bu rahmetli Nejat Uygur’un tarifiyle “vurdu mu oturtan” virüs anlaşılan o ki sıradan bir virüs filan değil. Bana sorarsanız o virüsten çoook daha fazlası. O aslında bir mesajcı...

Vermek istediği mesajlar da özetlemeye çalıştıklarım olmalı... 

VİRÜS BİZE NE ANLATIYOR?
KORONAVİRÜSÜN 6 GİZLİ MESAJI VAR 

1. Durun hele, biraz yavaşlayın. Yavaşlayın da şu “hayatı ıskalama” yanlışını daha az yapın...

2. Ailenizi, eşinizi dostunuzu çoook ihmal ettiniz. Onlara daha sıkı sarılın...

3. Doğaya saygılı olmayı, yaban hayatını korumayı, ‘işgalci’ değil ‘şefkatli’ olmayı deneyin...

4. Evrende başka ortaklarınız, dünyada başka paydaşlar, başka yol arkadaşlarınız olduğunu aklınızdan çıkarmayın...

5. Yunus Emre’nin “Mal sahibi mülk sahibi/Hani bunun ilk sahibi/Mal da yalan mülk de yalan/ Var biraz da sen oyalan!” tavsiyesini her gece yastığa başınızı koyarken en az 3 defa tekrarlayın...

6. Paranın pulun, gücün kuvvetin, varlığın, servetin yalnızlık ve çaresizlikle baş başa kalınca hiçbir kıymet-i harbiyesinin kalmayacağını belleğinize iyice kazıyın...

OKUR SORULARI 

BAĞIŞIKLI TEPKİSİ NEDEN ÖNEMLİ?

Diyelimki virüsü bir şekilde kaptınız. Peki bundan sonrasını belirleyen, kaderinizin ne olacağına karar veren en önemli faktör nedir? Bu sorunun yanıtı iki sözcükten oluşan bir cümleden ibarettir: Bağışıklık gücünüz! Bu güç sizin virüsle savaşabilen askerlerinizin (lenfositler ve diğer hücreler) ve o askerlerin ürettiği bağışıklık silahlarının (antikorlar, sitokinler) toplamıdır. Bu yanıtlar ne kadar güçlüyse, enfeksiyona yakalanma ihtimaliniz o kadar düşük, iyileşme süratiniz o kadar fazla ve güçlü olacaktır.

BAĞIŞIKLIĞIMIZI NELER BELİRLİYOR? 

Sağlık durumunuz ve genetik yapınız bağışıklığınızın temel iki belirleyicisidir. Dengeli beslenen, iyi uyuyan, aktivitesini sürdüren, huzur seviyesini koruyabilen herkesin bağışıklık gücü iyidir ama bütün bunlara rağmen eğer o kişide kronik bir hastalık; mesela diyabet, hipertansiyon, kanser, obezite, organ yetmezliği gibi problemler varsa çok daha dikkatli davranmak gerekir. Genetik mirasın da bağışıklık gücünde rol oynayabileceği biliniyor. Ama yine de son kararı genetiğimiz değil, bedensel gücümüz, yani biz veriyoruz.

İYİLEŞENİN KANINDA ANTİKOR VAR MI? 

Hastalığı iyileşerek atlatan herkesin antikor üretme yeteneği aynı değil. Özellikle gençler yeteri miktarda antikor üretemeyebiliyor. Orta ve ileri yaşların antikor üretme gücü daha yüksek. Çin’de yapılan yeni bir çalışmada iyileşenlerin yüzde 8’inde kâfi düzeyde antikorun bulunmadığı gösterildi. Zaten bu nedenle plazma tedavisi için düşünülen iyileşmiş hastalarda antikor düzeyine bakılmadan, yeterli antikor varlığı garantiye alınmadan kan örneği/plazma alınması işlemi yapılmıyor.

YAZARA AİT DİĞER MAKALELER