Bakalım el âlem neler yapıyor?

“En iyi psikoloji bölümü bizde!” demek yetmiyor. Şimdi yeni şeyler söylemek lazım...

10.03.2020 - 09:46 |

Prof. Dr. Aziz Sancar…
Buhara Devlet Üniversitesi tarafından…
Kendisine fahri doktora verildiği törende…
“Kırgızistan’daki bir konferansta, temel bilimlerin önemini vurguladım. Konuşmadan sonra sosyoloji doktorası yapan bir öğrenci yanıma geldi, ‘Ben size katılmıyorum. Temel bilimler kadar sosyal bilimler de önemli’ dedi. Ona hak veriyorum. Sosyal bilimler önemli. Devletin yönetilmesi ve milli değerlerin korunması, yükseltilmesi, temel bilimlere yön verme bakımından sosyal bilimler önemli. Ben de bunu kabul ediyorum, ama şu da bir gerçek ki, Türk dünyasından son 500 yıldır temel bilimlere, bilimsel gelişmelere katkı olmamıştır. Bu, bütün Türk dünyası için büyük bir sorun olmuştur. 2 ay önce Kanada’ya gittim. Orada Kanada televizyonunu izledim. Dünyadaki hava durumunu gösteriyordu. Kuzey Amerika, Avrupa, Rusya’yı gösterdi. Sonra Çin’e ve Avustralya’ya geçti. Güney Amerika, Ortadoğu ve Türk dünyası bu hava durumunda yer almadı! Ben, bundan şunu çıkardım; bu saydığım ülkeler, Kanadalılar ve Batılılar için adamdan sayılmıyor. Onlar için önemli değiliz. Onlar için önemli olmak, onlara kendimizi kabul ettirmek için bilim yapmamız lazım” dedi…
***
Yazılarımı okuyan bir dost…
“Vay be, adamlar nelerle uğraşıyor, biz nelerle?” dedi…
Aziz Hoca da aynı dertten muzdarip!
Adamların 500 yıl gerisindeyiz…
İşin ilginci…
Aziz Hoca, sorunu tespit etmiş…
Ancak çözüm yolunu bulamamış…
“Eğer bunun çözümünü bilseydim söylerdim. Bu sorunu, bu problemi nasıl çözerim, nasıl çözeriz bilmiyorum. Çözümü bilmiyorum, ama şunu biliyorum; temel bilim yapmamız lazım, temel bilimde dünya ile yarışmamız lazım. Temel bilime büyük yatırım yapmamız lazım” diyor…
***
Aziz Hoca’nın dedikleri doğru…
Ancak yetersiz!
Araştırma ruhu, araştırma arzusu…
İnsanın içinden gelecek…
Zorlamayla bu işler olmaz!
Bilim insanı…
Hep bilimsel açlık, bilimsel yetersizlik hissedecek…
Aynı durum…
Bilim kurumları için de geçerli…
Onlar da bilimsel açlık, yetersizlik duygusu yaşayacak…
Yaşayacak ki…
Bir şeyler üretebilsin!
Devlet üniversiteleri dükkanı…
Vakıf üniversiteleri kasayı doldurma derdinde olursa…
Temel bilimlere, sosyal bilimlere katkı olmaz!
***
Ülkemizde bulunan 207 üniversitenin…
105’inde psikoloji bölümü var…
Bunların 38’i devlet, 58’i vakıf, 9’u da KKTC üniversitelerinde…
Aralarında…
Ücretli olanı var, burslu olanı var…
Türkçe olanı var, İngilizce olanı var…
Gündüzü var, ikinci öğretimi var…
Yüksek lisans ve doktora programları da var…
Anlayacağınız…
Var oğlu var!
***
Bir tercih dönemimde bu bölümlere…
5 bine yakın öğrenci yerleştiriliyor…
‘Eee, sonrasında n’oluyor?’ derseniz…
Yüksek lise standartında ders anlatımı ile…
Sıradan bir sürü mezun oluyor!
Peki, el âlem ne yapıyor…
İsterseniz…
Bir de ona bakalım…
***
Hayatımızın çoğu…
Topluma uyum sağlamakla geçiyor...
Kimi zaman diğerleri tarafından dışlanmamak…
Kimi zaman ödüllendirilmek, beğenilmek ya da cezadan kaçınmak için…
Diğerlerine uyum sağlarız...
***
Literatüre ‘Sosyal Uyum’ olarak geçen bu konu...
Birçok sosyal psikolog tarafından araştırılmış…
Üzerinde bir hayli kafa yorulmuş…
Bu konu üzerine yapılan en ünlü deneylerden biri…
Solomon Asch tarafından…
1951 yılında yapılan ‘Uyum Deneyi’dir...
***
‘Uyum Deneyi’ ya da ‘Asch Deneyi’…
İnsanın karar verme sürecinde…
Çevresinin etkisinin…
Ne denli önemli olduğunu anlamaya çalışan bir deney...
Deneyin sonuçları…
1953 yılında yayınlandı…
***
Solomon Eliot Asch…
Polonya asıllı Amerikalı bir psikolog…
Sosyal psikolojide öncü...
Sosyal baskının kişi üzerindeki etkisini gözlemlemek için…
Swarthmore College’dan 50 erkek öğrenciyi…
Laboratuvar ortamında bir teste tabii tutuyor...
***
Deneye katılacak olan katılımcılara…
Bir görüş testine girecekleri söylenir...
Tüm katılımcılara bir çift kart gösterilir...
Bu kartların birinde…
Biri kısa, biri orta ve biri uzun olmak üzere 3 çizgi bulunur…
Diğer kartta ise…
Tek bir çizgi vardır…
***
Deneklere bu karttaki çizginin…
Diğer karttaki çizgilerden hangisine benzediği sorulur…
Deneydeki katılımcılardan biri hariç…
Diğerlerinin hepsi…
Asch’ın asistanlarıdır!
Deneyde…
Sadece önceden belirlenen davranışları yapacaklardır…
***
Katılımcıların hepsi aynı odada bulunur…
Kendilerine kart çiftleri gösterildikten sonra…
Sırayla cevap vermeleri istenir…
Gerçek denek…
En son sırada yer alır…
Sıra ona gelene kadar…
Diğer katılımcıların cevaplarını duyar…
***
İlk birkaç denemede…
Tüm denekler doğru cevap verir…
Fakat daha sonra…
Gerçek denek dışındaki katılımcılar…
Hep birlikte yanlış cevaplar vermeye başlar...
***
Denekler…
Herkesin yanlış cevabı verdiğini düşünse bile…
Gruba uyum sağlayarak…
Aynı şekilde yanlış cevap verir...
18 denemenin 12’sinde…
Denek haricindeki herkes…
Yanlış cevap verir…
Deneklerin yüzde 75’i…
Kritik evrede en az bir kez uyum sağlayıp…
Yanlış cevabı söylerken…
Yüzde 25’i gruba hiç uyum sağlamadı ve doğru cevabı söyler..
***
Uyum deneyi sonrasında katılımcılara…
Verdikleri cevapların doğru cevaplar olduğuna inanıp inanmadıkları…
Bireysel olarak sorulduğunda…
Katılımcıların çoğu…
Cevapların doğru olduğuna inanmadığını söylerken…
Çok az bir kısmı…
Verdikleri cevapların doğru olduğuna inandığını söyledi...
***
Deneklerin…
Grubun verdiği cevapların yanlış olduğunu düşünmesine rağmen…
Gruba uymasındaki temel iki neden…
- Grup tarafından dışlanmayı istememek…
- Grubun düşüncesinin daha iyi ve doğru olduğu düşünceleti ön plana çıktı…
***
“En iyi psikoloji bölümü bizde!” demek yetmiyor…
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım diyerek…
Yazıyı…
Hazreti Mevlana’nın güzel dizeleriyle noktalayalım…
“Her gün bir yerden göçmek ne iyi…
Her gün bir yere konmak ne güzel…
Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş…
Dünle beraber gitti cancağızım…
Ne kadar söz varsa düne ait…
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.”

YAZARA AİT DİĞER MAKALELER