Bilmediğimiz tarih!

Alp Er Tunga öldü mü?

Issız acun kaldı mı?

Felek öcün aldı mı?

Şimdi yürek yırtılır

 

Tarih deyince...

Nedense hep bu destan aklıma gelir...

Lisede aklımda yer etmiş...

 

‘Kubilay Olayı’ da öyle...

Aklımda yer eden nadir olaylardan biridir...

 

***

 

Tarih müfredatında keşke şu tanımlar da yer alsaydı... 

 

“Tarih değil, hatalar tekerrür eder.”

Bu güzel söz, Sultan II. Abdülhamid’e ait...

Sultan, tarihi güzel tanımlamış...

 

Bernard Shaw’ın da buna benzer özlü bir sözü var...

“Tarihten hiçbir şey öğrenilemeyeceğini tarihten öğreniriz.”

 

Voltaire’in de sözü çok anlamlı: “Tarih, cinayetlerin ve felaketlerin bir tutanağıdır.”

 

***

 

Tarih dersi nasıl işlenmeli?

Bu konuda nacizane iki örnek...

 

Ortaklar Köy Enstitüsü mezunu Halil Vural, tarih öğretmenini şöyle tanımlıyor:

“Resimler getirip tahtaya asıyordu, harita üzerinde tatbikat yaptırıyordu. Önce kendisi anlatır, sonra bizi konuştururdu. Çok canlı, hareketli bir tiyatro sanatçısı gibiydi adeta...”

 

İvriz Köy Enstitüsü’nden Ayşe Baysal, İkinci Dünya Savaşı sonrası olayları kitaplardan değil, gazetelerden öğrendiğini, gazete okuma alışkanlığını da bu şekilde edindiğini belirtiyor...

 

 ***

 

Bunca yıl tarih okuduk...

Müfredatlar değişti...

Öğretmenler değişti...

Ancak hiçbir kitap, hiçbir öğretmen aşağıdaki olayı bize aktarmadı...

 

***

 

1941

Atina Pire Limanı...

‘Yorkshire’ adlı gemi, ağır ağır sulara gömülüyor...

Yarım saat içine 50’lik ve 100’lük banknotlar denizi kaplıyor...

Türk paraları...

 

Hava saldırısı şokunu atlatmaya çalışan Pire sakinleri...

Yeni bir şok dalgasıyla karşı karşıya kalıyor...

İlk başta ne yapacaklarını şaşırıyorlar...

Türk paralarını görünce...

Hepten şaşırıyorlar... 

 

Haber kısa sürede yayılıyor...

Binlerce Yunanlı sahile akın ediyor...

Yanlarında getirdikleri çantalarla denize atlıyorlar...

Yetkililer gelmeden, yağma bitmeli...

 

Yağma saatlerce sürer...

Yetkililer müdahale edemez!

Bombardımandan sonra asayişi sağlamak öncelikli görev...

Limanda yaşanan olay küçük bir teferruat...

Sırasını beklemeli!

 

Kaderin cilvesi...

Türk parası için Yunanlılar birbirini kırıyor...

Yağmadan birkaç saat sonra...

Pire caddelerinde yüzlerce milyoner dolaşıyor... 

Türk parası milyonerleri...

 

O tarihte Türk parası çok değerli...

Avrupa hiper enflasyonla boğuşuyor...

Yaşlı kıtanın parası ‘pul’ değerinde...

Oysa savaşa katılmayan Türklerin parası prestij sembolü...

 

***

 

Çankaya Köşkü...

Başbakan Refik Saydam, bu tatsız durumu Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye açıklar...

“Acilen bir karar vermemiz gerekiyor. Banknotların büyük bir kısmı Yunanlılar’ın eline geçmiş durumda. Ne emir buyurursanız onu uygulayacağız.”

 

Cumhurbaşkanı İsmet İnönü...

“Yapılacak şey belli, bu banknotların tedavüle çıkışını iptal edeceğiz. Halk burada sefaletten kıvranırken, bir gemi dolusu parayla başka milleti zengin edemeyiz. Karar, Yunanistan makamlarına da acil bir telgrafla bildirilsin. O gemideki tek bir banknot bile tedavüle çıkmayacak! Çok yazık oldu...”

 

Türkiye, bu olaydan sonra ‘her banknotun farklı bir ülkede basılması’ gibi yeni bir uygulamaya geçti...

Böylelikle nakliyeden kaynaklanan risklerin önüne geçildi...

 

Bitmedi...

İletişim olanaklarının kısıtlı olduğu o yıllarda...

Anadolu’da yaşayan birçok insan Ankara’da alınan önemli kararlardan haberdar olamıyordu...

Ardarda tedavüle çıkan banknotlar arasında, özellikle hangisinin ‘geçerli’, hangisinin ‘geçersiz’ olduğunu bilmiyordu!

 

Birçok uyanık Yunanlı tüccar, tedavülden kalkan bankontları özellikle doğu illerinde yaptıkları alışverişlerde Türk esnafına yutturmayı başardı...

Hatırı sayılır miktarda geçersiz banknot Anadolu’yu yıllar boyunca arşınladı...

 

1945’de İkinci Dünya Savaşı sona erdi...

Almanya teslim bayrağını çekti...

Ankara piyasada dolaşan sahte banknotların kökünü kazımaya çalışıyordu...

ETİKETLER