Cevabını bulamadığım sorular: Türkiye'nin eğitimde yıldızı neden parlamıyor?

Yardımınıza ihtiyacım var, içinden çıkamadığım sorular ve sorunlar var… Sizden ricam, bu soruların yanıtlarını bulmamda bana yardımcı olmanız, bana yol göstermeniz...

- Termometre değiştirmekle ateş kontrol altına alınamıyorsa, sınav sistemini değiştirerek eğitim sistemi nasıl kontrol altına alınabilir?

- Her alanda yıldızının parladığı söylenen Türkiye’nin, eğitimde yıldızı neden parlamıyor, PİSA sınavlarında neden son sıraların müdavimiyiz?

- Atatürk ‘İlk ve ortaöğretim, mutlaka insanlığın ve medeniyetin gerektirdiği ilmi ve fenni versin, fakat o kadar pratik bir şekilde versin ki, çocuk okuldan çıktığı zaman aç kalmaya mahkum olmadığına emin olsun’ sözünü, bizim eğitimcilere mi söylemiş, yoksa Japon, Singapur veya Finlandiyalı eğitimcilere mi söylemiş? Ulu Önder’in bu söylediğini, biz mi başarmışız, yoksa onlar mı?

- Japon eğitim sistemini inceleyen bir eğitimci: "En ilginç şey, Japon okullarında müstahdem bulunmamasıydı. Dünyanın en gelişmiş ilk üç ülkesinden biri olan Japonya’da okullar ve sınıflar öğrenciler tarafından temizleniyor’ diyor. Japonya Başkonsolosluğu Kültür Elçisi Takeshi Isihara’ya bunun sebebi sorulduğunda; ‘Okullar, birer eğitim yuvasıdır. Bizler çocuklarımızı okula öğretimden ziyade iyi bir eğitim almaları için gönderiyoruz. Buralarda eğilmeyi öğrenirler. Bilgi, deneyim ve öğretiyi suya benzetmek gerekir ve kuşkusuz eğilmeden su içmek mümkün değildir. İyi bir eğitim almamış insan ne çevresine, ne ailesine ne de kendisine yararlı bir insan olamaz. Bizde slogan: ‘Önce eğilmek gerekir!’ şeklindedir." Acaba bizde slogan ne?

- Finliler’in okumaya duydukları derin aşkın, Finlandiya’daki eğitim sisteminin başarısına yaptığı katkı tartışılmaz. Kişi başına kitap okuma oranı yılda 57 kitap. Finlandiya’da doğan her çocuğa devlet tarafından verilen hediye paketinin içinde mutlaka resimli bir kitap yer alıyor. Pek çok kütüphane ise alışveriş merkezlerinin hemen yanında. Şehrin banliyölerine günlük seferler yapan ‘kütüphane otobüslerini’ de unutmamak gerek. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türk halkı günün 6 saatini televizyon karşısında, 3 saatini internet başında, 1 saatini telefonla konuşarak ve 1 dakikasını da kitap okuyarak geçiriyormuş. Verilerde bir husus gözden kaçmış: Çocuklarımız acaba günde kaç test çözüyor?

- Cumhuriyet döneminde öğretmen yetiştiren en başarılı eğitim kurumları, yüksek öğretmen okullarıydı. Yüksek öğretmen okulu mezunları, her daim eğitimin yüzakı oldular; çünkü bu okulların öğrencilerinin tamamı, önce fen ve edebiyat fakültelerini, sonra da yüksek öğretmen okulu giriş sınavını kazanmış öğrencilerden oluşuyordu. Bütün giderleri devlet tarafından karşılanan bu öğrenciler, dört yıl boyunca yatılı olarak okuyorlardı. Öğretmen olma ideali ile bu okulları seçen gençler, gündüz fen ve edebiyat fakültelerinde lisans eğitimini alırken, akşamları da yüksek öğretmen okulunda meslek dersleri ve pedagojik formasyon dersleri alıyordu. Bu okulların mezunları, en yetkin öğretmen adayı olarak özellikli okullara öğretmen olarak atanıyordu. Gelelim günümüze… Anadolu Öğretmen Liseleri kapandı, sebebini bilen var mı?

- Sosyo-ekonomik düzey, eğitim sistemlerinin çıktıları üzerinde en büyük etkisi olan değişkenlerden biri.

Özellikle anne-baba öğrenim düzeyinin öğrencinin akademik başarısı üzerindeki etkisi çok büyük. Eğitim sistemimizin sonuçlarını kıyasladığımız ülkelere göre yetişkin nüfusumuzun eğitim yılı ortalamasının düşük olduğu görülüyor. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (2013) İnsani Gelişmişlik Raporu’na göre yetişkin nüfusumuzun eğitim yılı ortalaması 6,5 yıl. Uluslararası sınavlarda yüksek puanlar alan ülkelerin (Finlandiya 10.3 yıl, Honkong 10 yıl, G. Kore 11.6 yıl, Singapur 10.1 yıl) yetişkin nüfusunun eğitim yılı ortalaması daha yüksek. Bir insanı eğitmeye büyükannesinden başlamak gerektiği düşünüldüğünde, yetişkin eğitimini öne çıkarmamız gerektiği görülüyor. Büyükannelerimize tablet mi dağıtsak acaba?

ETİKETLER