Devran döndü, devir değişti!

Sadık Gültekin yazdı, "Sakın emeğini bilmeyenlere sunma. Asla bilmeyenlerle tartışma.”

14.04.2020 - 11:52 |


‘Güzel Havalar’ şiirinde…
“Beni bu güzel havalar mahvetti,
Böyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada aşık oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti” demiş…
Orhan Veli Kanık
***
Camdan baktım…
Nefis bir bahar havası…
İçine çekiyor, ‘buyur gel’ diyor…
İçim akıyor, lakin ayaklarım duruyor!
Çağrıya kanarsam şayet…
Çıkarsam dışarıya…
Bu…
Ne tütüne alışmaya…
Ne aşık olmaya…
Ne de şiir yazmaya benzer!
Gittim giderim, işin şakası yok…
Devran döndü, devir değişti…
Kırdım dizi, oturdum masanın başına…
“Beni bu güzel havalar mahvetmesin” dedim…

Şimdi…
Sırada güzel ve anlamlı bir hikaye var…
Vakti zamanında…
Hindistan’da çok ünlü bir ressam varmış…
Herkes…
Bu ressamın yaptıklarını kusursuz bulup…
Çok beğenirmiş…
Ona…
'Renklerin Ustası' anlamına gelen…
‘Ranga Çeleri’ adını takmışlar...
***
Onun yetiştirdiği bir ressam olan Raciçi…
Eğitimini tamamlamış…
Son resmini yaparak…
Ranga Guru'ya götürmüş…
Ondan resmini değerlendirmesini istemiş...
Ranga Guru…
“Sen artık ressam sayılırsın...
Senin resmini ben değil…
Halk değerlendirecek” demiş…
***
Resmi…
Şehrin en kalabalık meydanına götürmesini…
En görünen yerine koymasını istemiş…
“Resmin yanına…
Kırmızı bir kalem bırak…
Halktan…
Beğenmedikleri yerlere…
Çarpı işareti koymasını rica eden…
Bir yazıyı da yanına iliştir” demiş…
***
Raciçi denileni yapmış…
Birkaç gün sonra bakmaya gittiğinde…
Görmüş ki…
Bütün resim çarpılar içinde…
Çok üzülmüş…
Emeğini ve yüreğini koyarak…
Meydana getirdiği tablo…
Kıpkırmızı çarpılarla doluymuş…
***
Tekrar…
Ranga Guru’yu ziyaret etmiş…
Ne kadar üzüldüğünü söylemiş...
Ranga Guru…
Üzülmemesini, resim yapmaya devam etmesini önermiş...
Raciçi…
Yeni bir resim yaparak…
Ranga Guru’ya götürmüş…
***
Rana Guru…
Resmi, tekrar şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş…
Ama bu defa yanına çeşitli renklerde yağlı boya ile birkaç fırça bırakmasını istemiş...
“İnsanlardan…
Beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden…
Bir yazıyı resmin yanına koy” demiş…
Raciçi, denileni yapmış…
***
Birkaç gün sonra gittiği meydanda…
Görmüş ki…
Resmine hiç dokunulmamış…
Fırçalar da, boyalar da kullanılmamış!
***
Raciçi, çok sevinmiş…
Koşarak Ranga Guru’ya gitmiş…
Ranga Guru olayı şöyle yorumlamış:
“Sevgili Raciçi…
Sen birinci durumda…
İnsanlara fırsat verildiğinde…
Ne kadar acımasız eleştirdiklerini gördün…
Hayatında resim yapmamış insanlar dahi…
Gelip senin resmini karaladı…
Oysa ikinci durumda…
Onlardan hatalarını düzeltmelerini istedin…
Yapıcı olmalarına fırsat verdin…
Yapıcı olmak, eğitim gerektirir…
Hiç kimse…
Bilmediği bir konuyu düzeltmeye kalkmadı…
Cesaret edemedi!
Sevgili Raciçi…
Mesleğinde usta olman yetmez…
Bilge de olmalısın!
Emeğinin karşılığını…
Ne yaptığını bilmeyen insanlardan alamazsın…
Onların nezdinde…
Senin emeğinin hiçbir değeri yoktur…
Sakın emeğini bilmeyenlere sunma…
Asla bilmeyenlerle tartışma!”

YAZARA AİT DİĞER MAKALELER