Diploma yetmez!

Stajyerlere bakıyorum da, sanki bir şeyler eksik gibi… 

Şu sıralarda üniversiteler, öğrencilerini bize (gazete ve televizyona) staja gönderiyorlar. Bu süreç, genellikle nisan ayının ilk günleriyle başlar ağustosun sonuna kadar devam eder….

Öğrencilerin yaklaşık 4 haftalık staj süreleri olur.

Böylesi büyük kurumlara stajyer olarak girmek oldukça zor bir süreçtir. Başvuracaksınız, değerlendirilecek, sıraya koyulacak, mülakata çağrılacaksınız vb.

Çoğunlukla gittiğim yerlerde elime CV tutuşturulur, stajyerlik belgesi…

İşin ilginci, bu belgeyi çocuklar vermiyor, anne babaları veriyor, çocuklar ortada yok!

Sanki anne babalar staj yapacak, çocuklar sonradan ortaya çıkıyor!
Biraz hazıra alışmışlar galiba. Her işleri hallediliyor nasıl olsa, hep ‘aman’ denmiş... 

Bu kurumlarda staj yapmak, iş yaşamına 3-0 önde başlamak anlamına geliyor. NTV’de staj yapmak, iş yaşamına sağlam bir referansla başlamak anlamına geliyor. Stajyer olarak girdiğin yerde kendini gösterirsen, belki de iş aramana gerek kalmaz!

Bundan daha güzel ne olabilir ki?

Ancak gel gör ki...
Sanki bazı şeyler yerine oturmuyor, bir şeyler eksik!
Ne mi?

‘Ruh’ eksik...

Bazılarına ‘böh’ desen, yığılıp kalacak. Ürkek, korkak, özgüven eksik. Kendilerine güvenleri yok, iş dünyasına yabancılar. Sadece ders çalışmışlar, sadece okula gitmişler, sadece öğrencilik yapmışlar. Birileri onları staja göndermiş, onlar da gelmiş. “

‘Daha da gelmem’ misali...

Kimileri bilgisayarın başına oturuyor, sürekli mesajlaşıyor, sitelerarası seyahat yapıyor.

Dakka bir, gol bir….

Bir eli klavyede, öteki eli cep telefonunda…

‘Staj biter, Behlül gider’ misali...

Kimileri kendini göstermeye gelmiş, ‘süs püs’ yerinde, ‘şıkıdım şıkıdım’ dolanıyorlar etrafta…

Sanırsınız, defileye gelmişler. Böylelerinin ortak bir özelliği vardır, işleri ellerinin ucuyla tutarlar.

‘Bitse de kurtulsak’ misali…

Kimileri küme oluşturmuş, birlikten güç doğar misali; kafa kafaya vermiş aldıkları dersleri, hocaları, notları vb. çekiştiriyor. İyi de bunların konuşulacağı yer, burası değil ki, okulun kantini!

Kimileri burunlarından ‘kıl’ aldırmaz!

Büyük küçük bütün dağları bunlar yaratmıştır. Stajyer o mu, siz mi anlayamazsınız! Kendine güven, tavan yapmıştır, özgüven patlaması yaşarlar. 

Bazıları da var ki ‘farklı’, diğerlerinden farklı...

Peki, bunların neyi farklı?

Oturuşu, yürüyüşü, bakışı, gözlerindeki ışık, bilgisi, görgüsü, kültürü, davranışı, havası vb. farklı işte...

‘Fark’ kelimesi, dört harfli bir kelime, ama içinde çok şey var, içi deniz derya...

İşte, bizim aradığımız bu!

ETİKETLER