Endüstrileşen tıp sorgulanmalıdır!

Bu kez yazı… Farklı bir alandan… Sağlık alanından… Ama yine de eğitimden pek uzak değil! Sağlık eğitiminden söz edeceğiz…

ntv.com.tr 29.12.2019 - 19:56 |

Endüstrileşen tıp… 

Son günlerde ülkemizde en çok tartışılan konuların başında geliyor…

Aslında bu konunun ilk kıvılcımını…

Prof. Dr. Canan Karatay yaktı… 

Soner Yalçın’ın son yazdığı kitap…

‘Kara Kutu’ da…

Bu alevi körükledi…

Ben bu konuyu…

25 yıllık hekim…

Diş hekimi…

Aynı zamanda sağlık kurumları işletmecisi…

Bünyamin Dal’a danıştım…

Bünyamin Bey…

Bu konulara kafa yoran…

Derinlemesine bilgisi olan bir uzman…

MODERN TIBBIN YARARLARI

Bir hekim olarak…

Modern tıbbın cerrahideki tedavi başarılarını… 

Yakinen gözlemleme şansı elde etmiş… 

Bilen ve destekleyen biriyim… 

Ülkemizdeki doktor başarısı ve kalitesinin… 

Uluslararası alanda takdire şayan seviyede olduğunu… 

Herkes gibi…

Ben de kabul ediyorum… 

Türkiye’nin…

Dünyanın 18. büyük ekonomisi olmasına rağmen… 

Sağlık turizminde 5. olması…

Bu durumu…

Hekimlerin başarısını kanıtlar nitelikte... 

Modern tıbbın yılmaz savunucularından biriyim... 

Ancak…

Yaşadığım şok edici deneyimler… 

Beni modern tıp eğitimimin ötesine bakmaya…

Modern tıp eğitimini sorgulamaya itti!

MİDE KANAMASI

Her şey… 

16 yaşında lise öğrencisi iken… 

Mide kanaması ile sonlanacak… 

Gastrit denilen illete yakalanmam ile başladı! 

Yıllarca birçok uzman doktora gittim… 

Cebimde çeşit çeşit haplarla dolaşmak zorunda kaldım… 

Mandalina kokuları burnumda tütse de… 

Bir dilim bile yiyemedim… 

Yıllarım doktor doktor gezerek…

Poşetler dolusu mide haplarını yutarak geçti… 

Ne yazık ki…

Kalıcı iyileşme bir türlü sağlanamadı… 

1998 yılında… 

Bir sabah kliniğe gitmek üzere kalktığımda… 

Kendimi halsiz hissettim…

Suratımı bembeyazdı…

İlaçlarıma, diyetime dikkat etmeme rağmen…

Belli ki… 

Bir şeyler ters gidiyor…

Mide kanaması geçiriyordum! 

Soluğu… 

Şu an bir üniversitede rektör olan… 

O zaman… 

Gastroloji uzmanı olan doktor arkadaşımın yanında aldım… 

Endoskopi, biyopsi, tahliller derken… 

Sonuç… 

Mide ülserine bağlı kanama çıktı... 

Üçlü dörtlü antibiyotik kombinasyonları…

Kutu kutu mide ilaçları tekrar başladı! 

Halbuki verilen ilaçları yıllarca çok düzenli almış…

Tüm diyet tavsiyelerine uymuştum… 

Ama kaçınılmaz son… 

Gelip yine beni buldu!

Neden böyle oldu? 

2003 yılının sonbaharına kadar… 

Bazı sabahlar mide kramplarından…

Ağıza gelen acı sulardan…

Gün içinde zaman zaman nükseden mide yanmalarından… 

Tüm ilaçlarımı harfiyen kullanmama rağmen… 

Diyetlere uymama rağmen kurtulamadım!

GASTRİTTEN KURTULUŞUM

2003’ün bir sonbahar günüydü… 

O gün dostlarıma çiğ köfte partisi vermiştim…

Elazığlı dostum… 

Tüm malzemeleri Mardin, Hatay ve Elazığ’dan getirmişti... 

Özenle yoğurduğu çiğ köfteyi… 

Bana da ikram etti… 

Mide hastası olduğum için kibarca reddettim… 

İçinde birçok baharat olan…

Bu çiğ köfteyi yeme ihtimalim yoktu... 

Dostuma nedenini anlatınca… 

Bu illetten nasıl kurtulacağımın… 

Alternatif yollarını tek tek anlattı... 

‘Bunları 15 gün uygula, sonra tüm ilaçlara bir ay içinde veda edeceksin’ dedi… 

Modern tıbbın tek çözüm olduğuna inanan…

Tüm zamanını doktorlarla geçiren ben…

Tam olarak inanmasam da… 

Denemekten ne çıkar deyip… 

Dostumun tavsiyelerine uydum… 

Sonuçta…

O günden bugüne…

Bana hiçbir sıkıntı yaşatmayan mideye kavuşmuş oldum… 

Bir hekim olarak… 

Modern tıp ile çözüm bulamadığım…

Son problem bu olmadı! 

KUŞ GRİBİ, DOMUZ GRİBİ, EKLEM AĞRISI

2004-2005 yılları… 

Kuş gribinin, domuz gribinin gündemde olduğu yıllardı… 

Sağlık Bakanlığı’nın ve doktorların tavsiyesine uyarak…

Ben de grip aşısı oldum… 

Aradan 6-7 ay geçti…

Bende eklem ağrıları başladı! 

Gitmediğim uzman kalmadı… 

Onlarca tahlil, tetkik sonucunda… 

Bir türü teşhis konulamadı…

Eklem şikâyeti bâki kaldı... 

Öyle ki… 

Sabahları yataktan kalkmak…

Tam bir ızdıraptı… 

Eşimin yardımı olmadan…

Yataktan kalkmam imkansızdı… 

Eklem ağrıları yüzünden… 

Kalem dahi tutamıyordum… 

İmza atamaz hale gelmiştim… 

Çareyi imza kaşesi yaptırmakta buldum! 

Çileli günler birbirini kovalıyordu… 

Bir endokrinoloji doktoruna gittiğimde…

Onlarca test olmama rağmen… 

Yine teşhis konulamadıı… 

Steroid reçetesiyle uğurlandım… 

Steroidin korkunç yan etkilerini bildiğim halde…

Kullanmak zorunda kaldım!

FTR uzmanı bir arkadaşımla sohbet ederken… 

Şikayetlerimi anlatınca… 

Yabani bir meyvenin ekstratını önerdi… 

“Benden duymuş gibi olma, ama bu şikayetlere grip aşısının neden olduğunu düşünüyorum. Eklem ağrısı gibi seyrediyor, ama hiçbir bulgu vermiyor. Bu durumu birçok hastamda gördüm. Takip ettim, ama tıbbi makale ya da bildiri yazmaya ne vaktim, ne de cesaretim var” dedi!

O gün bugündür… 

Ağrılarımdan kurtuldum…

Yabani meyvenin marmelatını…

Ailece kahvaltı soframızdan eksik etmez olduk…. 

Çevremde benzer şikâyeti olan birçok kişiye de…

Aynı tavsiyede bulunduğumda… 

Onların da iyileştiğine bizzat şahit oldum!

Endüstriyel tıbbın çaresiz kaldığı hastalık serüvenim… 

Böylelikle bitmiş oldu!

İLAÇLAR, YAN ETKİLERİ VE UNUTKANLIK

2009-2010 yıllarında…

İşlerim bir hayli yoğundu...

Toplantılar, görüşmeler, inşaatlar derken… 

Düzensiz beslenme ile sonuçlanan bir sürece girmiş bulundum…. 

Bu süreç… 

Bana 28 kilo artı olarak geri döndü… 

Kan değerlerim kötüleşti… 

Üç ayda bir tahlil yaptırır oldum… 

Trigliserid değerlerim çok yüksekti… 

Açlık kan şekerim normal olmasına rağmen… 

İnsülin direncim ve hemoglobin değerim çok yüksekti...

Artık…

Kalp damar hastalıklarına karşı koruyucu (!) olduğu iddia edilen… 

Statin ve şeker için verilen Medformin ile tanışma vakti çoktan gelmişti… 

İlaçları düzenli şekilde almaya başladım… 

Tahliller, doktor kontrolleri derken…

Artık doktor ve ilaç bağımlısı bir kişiye dönmüştüm… 

İlaç kutuları…

Adeta bir parçam gibi olmuştu... 

İki üç ay sonra… 

Bende unutkanlık başladı… 

Otuz yıl önce tanıştığım kişileri unutmayan ben…

Bir hafta önce tanıştığım insanların ismini hatırlayamaz olmuştum! 

Her türlü imkânım olmasına rağmen… 

Hiçbir şeyden keyif alamaz hale gelmiştim… 

Büyük başarılar bile…

Artık beni mutlu etmiyordu… 

Statin kullanan kişilere…

Bu durum… 

Eminim tanıdık geliyordur! 

Ama olsun… 

Kalp krizinden uzak… 

Sağlıklı ve uzun yaşayacağım hayaliyle… 

Hapları yutmaya devam ettim… 

Peki… 

Sonuç gerçekte böyle mi oldu?

ANJİYO MASASI

2016 yılında kalp krizi geçirerek… 

Anjiyo oldum… 

İki koroner damarım tıkalı…. 

Son birkaç yıldır… 

Kötü ve düzensiz beslenmem hariç… 

Hayatım boyunca risk faktörlerinden…

Şeker, sigara ve alkolden… 

Uzak bir hayat yaşadım… 

Genetik miras vb. bende yoktu… 

Annem 93 yaşında gayet sağlıklı bir durumda… 

Babam 80 küsur yaşında rahmetli oldu… 

Anlayacağınız…

Uzun ve sağlıklı yaşayan bir aileye mensubum… 

Kardeşler arasında sağlığına en çok dikkat eden…

İlaçlarını düzenli alan ben… 

Şimdi anjiyo masasındaydım!

Anjiyo masasındayken düşündüm… 

Bu işte bir terslik vardı…. 

Hekimdim… 

Modern tıbbın her türlü olanağına sahiptim…

Onlarca uzman, profesör paydaşım vardı… 

Ama kabul etmeliyim ki… 

Her hekim gibi onlar da… 

Ben de… 

İlaç endüstrisinin müfredatını yazdırdığı fakültelerden mezunduk!

Ben ve meslektaşlarım…

Birkaç global ilaç şirketinin domine ettiği… 

Tıp endüstrinin yetiştirdiği doktorlardık… 

Artık iş başa düşmüştü… 

Konu insanın kendi canı olunca… 

Konuyu başka bir motivasyonla araştırıyor…

Sorguluyor!

MASUM TIP ENDÜSTRİSİ

Bu süreç içerisinde… 

Alternatif tıptan, iyileştirici tıbba, Çin tıbbından, 

Anadolu’nun kadim geleneksel tıbbına…

Detokstan, beslenme modellerine kadar uzanan… 

Geniş spektrumlu yüzlerce kitap okudum… 

Onlarca uzmanla görüştüm… 

Kanaatimi mi soruyorsunuz? 

Söyleyeyim…

Modern tıp… 

Birçok salgın hastalığın yok olmasını sağladı… 

Modern tıp… 

Birçok konuda insanlara şifa dağıttı... 

Ancak… 

Modern tıp sanıldığı kadar masum mu? 

Sorgulanamayacak kadar temiz mi?  

İlaçların yan etkilerinden…

Teşhis konulamayan hastalıklardan…

Dönem dönem gündeme gelen…

Sonra yok olup giden… 

Yaygın hastalıklardan hiç  söz etmeyelim mi?

Bu konuda çok net bir sonuca ulaştım! 

Küresel güçler…

Tarım gibi, silah gibi… 

Birçok alanı endüstrileştirdikleri gibi… 

Tıbbı da endüstrileştirmiş!

Âdeta bir kâr makinesi haline getirmişler! 

Sıkça tükettiğimiz gıdalar… 

Hastalanmamıza vesile olurken…

Sorgulamadan aldığımız her ilaç… 

Küresel şirketlerin kâr hanesine yazılıyor… 

Hastalığın temelindeki sorunu çözmek yerine…

Semptomları çözmenin daha kârlı olduğunun farkında olan ilaç şirketleri…

Semptomatik tedavi ile sorunu daha da derine iten…

İnsanların hayatının kararmasına yol açan bir yöntemle… 

Milyar dolarlık cirolar yaparak…

Sermayelerine sermaye katıyorlar! 

Bu demek değil ki…

Modern tıbbı reddedelim!

Modern tıbbı kökünden reddetmek…

Bilimi reddetmek olur!

Nasıl ki…

Herhangi bir sektörde…

Monopolün bulunması…

Toplum yararına olmayacağı gibi…

Tıbbın da… 

Global güçlerin tekeline bırakılması… 

Toplum yararına olmayacaktır!

Tüm insanlığın sağlığı…

Bir avuç insana…

Temel motivasyonları kâr yönetimi olan yönetim kurullarına… 

Kâr ettikçe ödüllendirilen yöneticilere bırakılması…

Kesinlikle doğru değil!

Halkın sağlığı…

Bir ülke için… 

Gıda ve eğitim kadar… 

Hatta bunlardan daha önemli… 

Stratejik bir olgudur!

UZMAN GÖRÜŞLERİ, SORGULAMA

Diş tedavisi için kliniğimize gelen… 

Emekli Amiral…

Rahmetli Süleyman Demirel’in de doktorluğunu yapmış olan… 

Girişimsel Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ertan Demirtaş’a… 

“Soner Yalçın’ın son kitabı Kara Kutu’daki iddialarla ilgili ne düşünüyorsunuz?” diye sordum… 

Bilim insanı nezaketi ile…

Polemikten uzak bir yanıt verdi…

“Benim 80’li yıllarda kolesterolüm 280’in üzerindeydi. Doktor arkadaşlarım ‘hemen Statin almalısın’ dedi, ama ben almadım. Eşimin de kolesterolü yüksekti, hâlâ da yüksek. Ona da bu ilaçları aldırmıyorum. Kalp, damar hastalıkları risk grubundakilere, doğru beslenme ve doğru yaşam biçimini öneriyorum. 40 yıl geçti, hâlâ sağlıklıyız” dedi… 

Alanında en yetkili uzmanlardan biri olarak gösterilen Ertan Hoca’nın… 

Birçok derde deva… 

Hatta uzun ve sağlıklı yaşam için… 

Alınması gereken ilaç diye sunulan… 

Statinler hakkındaki görüşü böyle!

Ertan Hoca, “Kalp stent endikasyonları vicdan ve cüzdan arasına sıkıştırılmamalı. Promosyonlu ve performansa dayalı tedaviler bilimsel olmaz. Sağlık haneleri, ticarethaneye çevrilmemeli. Böyle yapılırsa, küresel ilaç üreticilerin yararına olur” diyor.

Prof. Dr. Canan Karatay’ın şeker ilaçları (Medforminler) hakkındaki görüşleri de malum… 

Antidepresanları söylemiyorum bile… 

Kanaatim odur ki… 

Tıbbi bilimsel çalışmalar olarak sunulsa bile…  

Her şey tabulaştırılmadan sorgulanmalı… 

Uzun dönem fayda ve zararları topluma sunulmalı… 

Her ilaç reçetesi… 

Market alışveriş listesi gibi algılanmamalı… 

Peynir ekmek gibi ilaç tüketilmemeli... 

Danışanların…

Yaşam biçimleri ile beslenme alışkanlıkları düzeltilmeden… 

İyileşemeyecekleri anlaşılmalıdır!

YAZARA AİT DİĞER MAKALELER