Itzhak Perlman’ın ders alınacak hikayesi

Itzhak Perlman “Hayatlarında başarısızlıklara sebep olarak imkansızlıkları gösterenler benden ders almalılar” demiştir…İşte bu yazının konusunu Perlman’ın bu sözü oluşturuyor!

01.03.2020 - 10:03 | | Son Güncelleme : 01.03.2020 - 10:05

“Kemanı eliyle değil, kalbiyle çalan insan…”
“Bir kemanın, kendisini çalmasını en çok istediği insan…”
“Kemanı çalan değil, konuşturan insan…”
“20. ve 21. yüzyılın en üstün kemancılarından biri…”
“5 ayrı dalda Grammy Ödülü’ne sahip olan sanatçı…”
“Harvard ve Yale üniversitelerinden fahri doktorası olan kişi…”
“Üç telle konser bitiren efsane keman virtüözü…”
“Kemanı ağlatan adam…”
Tüm bu ifadeler…
Itzhak Perlman’ı tanımlıyor!

***

“Schindler’in Listesi” filminden de tanınan Perlman…
1945 yılında Tel Aviv’de dünyaya geldi…
Radyodan dinlediği klasik müzik ile kemana ilgisi başladı...
ABD’ye taşınmadan önce…
Tel-Aviv Müzik Akademisi’nde Rivka Goldgart ile çalıştı...

***
Dört yaşında çocuk felci oldu...
Koltuk değnekleri ile yürümeyi öğrendi...
Bugün…
Perlman’ın her iki bacağında da destekleyici ateller var…
Genellikle koltuk değneklerini kullanmakla beraber…
Hareket etmek ve otururken keman çalmak için…
Elektrikli scooter kullanıyor...

***
Bir konuşmasında…
“Hayatlarında başarısızlıklara sebep olarak…
İmkansızlıkları gösterenler…
Benden ders almalılar” demiştir…
İşte…
Bu yazının konusunu…
Perlman’ın bu sözü oluşturuyor!

***
Hayatta bazı anlar vardır…
Gücünün ölçüldüğü…
Sabrının sınandığı...
Kopma noktasına geldiğimiz anlar…
Şimdi…
İşte o anlardan birine şahit olacaksınız!

***

18 Kasım 1995 günü

Bir müzisyenin başına gelebilecek en kötü şey oldu…

Perlman…
New York’ta, Lincoln Center’da konser vermek üzere sahneye çıktı…
Sahnenin bir ucundan sandalyesine doğru yavaşça yürüdü…
Sandalyesine oturdu…
Yavaşça koltuk değneklerini yere koydu…
Bacaklarındaki atellerin klipslerini açtı…
Bir ayağını geriye, ötekini öne uzattı...
Daha sonra eğilerek kemanını aldı…
Çenesinin altına koyup…
Orkestra şefine başıyla işaret verdi ve çalmaya başladı...
***
Şu zamana değin…
Şaşırtıcı bir durum söz konusu değildi…
İzleyiciler bu ritüele alışmıştı...
Ancak o gün…
Konserde bir şeyler ters gitti!
Perlman, daha ilk birkaç satırı çalmıştı ki…
Kemanın tellerinden bir tanesi koptu…
Telin kopma sesi…
Tabancadan fırlayan kurşun gibi…
Salonda yankılandı...
***
O gece salonda bulunan izleyiciler…
Belki de şöyle düşündüler:
Orkestra durur…
Perlman ayağa kalkar, atelleri yeniden takar…
Koltuk değneklerini eğilerek yerden alır…
Yavaş yavaş sahne arkasına gider ve yeni bir kemanla tekrar geri döner…
***
Ancak öyle olmadı!
Bir dakika kadar bekledi…
Salonda bir sessizlik oldu…
Gözlerini kapadı ve şefe yeniden başlaması için işaret verdi…
Orkestra başladı ve o kaldığı yerden devam etti…
Daha önce hiç görülmemiş bir tutku ile çaldı…
***
Senfonik bir eseri 3 telle çalmak imkânsızdır!
Bunu herkes bilir…
Ama o gece Itzhak Perlman…
Bunu bilmeyi reddetti!
Parçayı kafasında yeniden şekillendirdi…
Değiştirdi ve yeniden besteledi...
Kemanın telleri…
Daha evvel hiç vermedikleri sesleri çıkartıyordu!
***
Bitirdiğinde salonu olağanüstü bir sessizlik kapladı...
Akabinde seyirciler ayağa kalktı ve tezahürata başladı...
Oditoryumun her yanından inanılmaz bir alkış patladı…
Herkes ayaktaydı...
Seyirciler bağırıyor, ıslık çalıyor, alkışlıyordu…
Ne kadar takdir ettiğini anlatacak her türlü hareketi yapıyordu...
***
Gülümsedi…
Yüzünden akan terleri sildi, yayını kaldırarak seyircileri susturdu…
Dingin bir tonla şöyle dedi:
“Bilirsiniz, bazen sanatçının görevidir, elinde kalanlarla ne kadar daha müzik yapabileceğini bulmak!”

YAZARA AİT DİĞER MAKALELER