'Kıt düşünce' serüveni nasıl başladı?

Beynimizin yarısını kullanıyoruz!

Sağ beyin yaratıcılığa…

Sol beyin analitik düşünmeye yatkın çalışıyor.

İkisini birden kullanamayacağımızı anlayınca…

Oturup düşünmüşüz…

‘Acaba hangisini kullansak’ diye…

Sanatın içine tükürüp, ortanın solunu seçmişiz…

Mantıklı olanı, analitik düşüneni tercih etmişiz!

Hal böyle olunca…

Eğitim sistemi de buna uygun, yani ‘sol ağırlıklı’ inşaa edildi…

Sayı ve rakamlar, ölçme ve değerlendirme, sistematik düşünme…

Eğitim, ‘SAYISAL’ ağırlıklı oldu!

Yanına bir de ‘SÖZEL’ kondurduk…

İşte, ‘kıt’ düşünce serüveni böylece başlamış oldu…

Beyinlerinin bir yarısını diğerine göre daha iyi kullanan (!) kişiler yetiştirmeye başladık.

Fakat…

Dünya ‘tek boyutlu’ düşünmüyordu!

Bunu fark ettik...

Zorlanmaya başladık…

Diğer yarıkürenin yeteneklerine ihtiyaç duyulduğunda şaşırdık…

Başarısız olduk!

İşin içinden çıkamayınca, ‘başlatma sanatına’ dedik!

‘SAYISAL VE SÖZEL’ sınavlar hayatımızın vazgeçilmezi oldu…

Bu tezgahtan milyonlar geçti…

‘EŞİT AĞIRLIKLI’ puan türüyle eksiği kapatmaya çalıştık!

Olmadı…

Çareyi, sınav sistemlerini değiştirmekte aradık!

***

Bazı insanlar okuduğu, gördüğü ve duyduğu bilgileri kolayca ve hemen hatırlar.

Bunlar, fotoğrafik hafızaya sahip insanlardır.

Bunların en önemli özelliği, beynin her iki yarım küresini birlikte ve dengeli olarak kullanmalarıdır.

Bizim eğitim sistemi, beynin her iki yarım küresini aynı anda kullanmaya müsaade etmiyor…

… belki de ‘kullanılmasın!’ isteniyor!

Bilgiyi aktarmaya dayalı eğitim sistemimiz, beynin sol lobunun, yani beynin yarısının kullanıldığı bir eğitim tarzıdır.

Duygular ve yaratıcı düşünme gibi özelliklere sahip sağ lop fonksiyonları bizde eksik.

Ezberci ve tekrara dayalı ve sol beyin ağırlıklı bir eğitim sisteminin ne derece verimsiz kaldığı malumunuz…

Kadına şiddet, dayak, empati yoksunluğu, tecavüz vb. almış başını gidiyor…

John Dewey, bunun böyle olmayacağını daha önceden söylemiş…

“Eğitim bir vazoyu suyla doldurmak değil, bir çiçeğe kendi tarzında büyüyebilmesi için yardımcı olmaktır” diyor…

Biz, habire vazoya su boca ediyoruz!

Eğitimde geldiğimiz son nokta, verilen bilgilerin sadece belleğe kayıt edilmesi...

Serde bir de tembellik olunca…

Bu kayıtlar inanılmaz bir hızla bellekten siliniyor.

‘Geriye ne kalıyor’ derseniz…

Ömrü 4 yıl olan bir sürü bakan…

Sürekli değişen müfredatlar…

Birbirinin tekrarı olan sınav sistemleri…

‘Denek’ öğrenci güruhları...

ve

‘Yarım’ akıllar!

ETİKETLER