Köy Enstitüleri’nin kuruluşunun 80. yılı kutlu olsun

Köy Enstitüleri 77 yıl önce 17 Nisan 1940’ta kuruldu.

17.04.2020 - 17:16 |

Köy Enstitüleri 77 yıl önce 17 Nisan 1940’ta kuruldu…
Bugün kuruluşunun 80. yılı…
Kutlu ve mutlu olsun…
Bu vesile ile…
Türkiye Cumhuriyeti’nin yetiştirdiği iki değerli eğitimci…
Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç’u…
Saygı, rahmet ve özlemle analım…
***
Köy Enstitüleri anlayışının temeli…
Ulu Önder’in ‘Bilgi, söz olmaktan çıkmalı, işe yaramalıdır!’ sözüne dayanıyor…
Bu okullara ‘enstitü’ denildi…
Çünkü bu okullarda…
Bilgiyi iş haline getirerek uygulayan bir eğitim sistemi öngörülüyordu…
Yani öğrenerek üreten…
Üreterek öğrenen bir anlayış vardı...
***
Binlerce öğretmenin yetiştiği…
Onlarca köyde binlerce çocuğun, gencin, yaşlının, kadının, erkeğin…
Okuma yazma ile tanıştığı…
Bilimden sanata, tarımdan sağlığa pek çok konuda…
Aydınlanma düşünün gerçekleştiği Köy Enstitüleri…
Bireydeki bağımsız, eleştirel, yaratıcı düşünce becerisini öne çıkardı!
***
1940 yılında…
Nüfusunun yalnızca yüzde 5’inin okuma yazma bildiği…
Yüzde 75’inin köylerde yaşadığı bir coğrafyanın…
21 bölgesinde Köy Enstitüleri kuruldu…
Hasan Ali Yücel…
Dönemin Milli Eğitim Bakanı’ydı…
Yücel, İsmail Hakkı Tonguç’u…
İlköğretim Genel Müdürü olarak atadı...
***
Sistem…
Köylülerin yine köylüler tarafından eğitildiği bir yapıyı öngörüyordu….
Eğitmenler, köylüye hem okuma yazma öğretiyor…
Hem de yurttaşlık bilgisi öğretiyordu….
Onların yetiştirdiği eğitmenler de diğerlerine…
Bu şekilde…
7 yılda tam 8 bin eğitmen yetişti!
***
Köy Enstitülerinden mezun olanlar…
Pozitif bilimlerden, sağlık hizmetlerine…
Tarımcılıktan, inşaat işçiliğine kadar…
Pek çok konuda yetkin olmayı sağlayan eğitim alıyordu...
***
İlk kez okuma yazma ile tanışan köylerden…
Büyük yazarlar, ressamlar, müzisyenler çıkmaya başladı...
Köy Enstitüleri’nde zamanın yüzde 50’si kültür derslerine…
Yüzde 25’i ziraat derslerine…
Yüzde 25’i teknik derslere ayrılmıştı...
Her öğrenci…
Yıl içinde 25 klasik eseri okumak zorundaydı!
***
Köylerde eğitim verenler ile öğrenciler…
Kendi binalarını inşa etti, kendi arazilerini ekti…
Bu sayede 15 bin dönüm tarla…
Tarıma elverişli hale getirildi...
750 bin fidan dikildi…
1200 dönüm arazi üzüm bağına çevrildi…
150 büyük inşaat işi yapıldı…
100 kilometre asfalt yol döşendi…
60 atölye, 210 öğretmen evi, 20 uygulama okulu, 12 elektrik santrali…
Ambarlar, depolar, balıkhaneler, yollar inşaa edildi...
***
Köy Enstitüleri…
Eğitim hizmetine ulaşamayan yoksul çocuklar için…
Hem aydınlanmanın bir yolu oldu…
Hem de köylerde çeşitli meslek alanlarında iş olanağı yarattı...
İsmail Hakkı Tonguç, Köy Enstitüleri için…
“Köy meselesi sadece köy kalkınması değil, manalı ve şuurlu bir şekilde köyün içten canlandırılmasıdır. Köy insanı öylesine canlandırılmalı ve şuurlandırılmalı ki, onu hiçbir kuvvet yalnız kendi hesabına ve insafsızca istismar etmesin. Ona esir ve uşak muamelesi yapamasın. Onlar da her vatandaş gibi, her zaman haklarına kavuşabilsinler. Köy meselesi, köyde eğitim problemleri de içinde olmak üzere bu demektir” der...
***
O dönemde okullar…
Gelişme çağında olan çocuklara doyurucu yemek sunamıyordu…
Savaş yıllarıydı…
Ekmek gramla tartılarak veriliyordu….
Sabahları un çorbası veya bulgur çorbası…
Öğleyin az etli fasulye ve yanında bulgur pilavı…
Hepsi bu kadar!
***
Öğrencilerin bunları yedikleri bir gün…
Enstitüye gelen İnönü’ye…
Özel yemek çıkartılınca…
Okul karışır!
Cumhurbaşkanı için özel yemek çıkartılması…
Adalet ve eşitlik duygusu ile yetiştirilmiş olan…
Enstitü öğrencilerinin itirazına yol açar...
Bu tür itirazların dillendirildiği yer…
‘Cumartesi Toplantıları’ydı…
O gün…
Bütün okul öğrenciler, öğretmenler ve müdürleri…
Haftanın bir değerlendirmesini yapar…
Yanlış uygulamaları eleştirirlerdi...
***
Eleştirilen…
Kimi zaman temizliği iyi yapmayan görevli öğrenci olurdu…
Kimi zaman da yemeği beğenilmeyen aşçı olurdu...
Savunma…
Okul alanının ortasında ve herkesin gözü önünde yapılırdı…
İnönü’nün gelişinden sonra yapılan Cumartesi toplantısında…
Eleştirilerin hedefinde…
Cumhurbaşkanı için özel yemek çıkartan…
Okulun müdürü Rauf İnan vardı…
***
Rauf İnan…
Yapılan eleştirilere şöyle yanıt verir:
“Ben, Cumhurbaşkanı olduğu için değil, perhiz yaptığı için özel yemek çıkarttım. Siz hasta olduğunuzda, size de durumunuza göre özel yemek çıkartmıyor muyuz?” der...
Bunun üzerine konu kapanır...
Köy Enstitülerinde…
Kim olursa olsun
Prensiplerden asla taviz verilmiyordu!

YAZARA AİT DİĞER MAKALELER