Sınavlar sadece öğrencileri ölçmüyor!

Adayların testlerde gösterdiği başarı, ölçme-değerlendirme kalitesi hakkında bilgi verdiği gibi, Türkiye’deki ortaöğretimin çıktıları hakkında da önemli bilgiler veriyor.

İstatistik kurallarına göre sınav sonuçlarının ‘çan eğrisi’ oluşturması beklenir. Bu durum, çok başarılı ve çok başarısız adayların sayısının az, orta düzeyde başarılı olan aday sayısının yüksek olmas anlamına gelir. Gerek üniversite sınavının ilk ayağı YGS’de, gerekse final sınavı LYS’lerde sözel test sonuçları, beklenen dağılıma uygun sonuçlar veriyor; ancak sayısal testlerdeki dağılım, istatistik kurallarıyla çelişiyor ve bu kurallara uymuyor.

Sayısal testlerdeki dağılıma baktığımızda, çok sayıda adayın başarısız, az sayıdaki adayın başarılı olduğunu görüyoruz. Matematik ve Fen Bilimleri testlerinde adayların çok düşük netler çıkarması ve çok düşük puan aralığında sıkışmaları, bu iki alanda büyük sorun yaşandığının bir göstergesi.

Son yıllarda YGS ve LYS sonuçlarının bu iki alanda örtüşen ve birbirine yakın sonuçlar vermesi, bu yaklaşımın bir iki yıllık verilerle sınırlı olmadığını gösteriyor.

Yıllara göre YGS sonuçlarını incelediğimizde, Matematik testinde yaklaşık 500 bin, Fen Bilimleri testinde de yaklaşık 1 milyon adayın doğru sayısının sıfır ve sıfırın altında olması, bu derslerdeki başarısızlığın ne büyük boyutlarda olduğunun bir göstergesi. Bu yıl, 1 milyona yakın adayın YGS’de Fen Bilimleri sorularına bakmaması, bu sorularla uğraşmaması olayın bir başka boyutunu gözler önüne seriyor. İşin ilginci, yıllar geçtikçe bu sonucun iyileşmediğini ve daha da vahim bir boyuta vardığını görüyoruz.

Sayısal alanlarda istatistik kurallarıyla uyuşmayan sonuçlar, ne yazık ki uluslararası sınav sonuçlarıyla uyumluluk gösteriyor. Dünyada kabul gören PISA ve TIMSS gibi uluslararası çapta ‘bilgi yoklama’ sınavların sonuçları, dolayısıyla OECD ülkelerinde uygulanan uluslararası değerlendirmelerdeki sonuçlar, bizim üniversite giriş sınavlarıyla neredeyse tam örtüşüyor.

14-15 yaşındaki Türk öğrencilerin başarısı, bu sınavlarda son sıralarda yer alıyor. 2012-PISA’da, Türk öğrencilerin yarıya yakının matematik performansı en düşük düzeyde veya onun da altında yer alıyor. Okuduğunu anlamada testinde de aynı başarısızlıkları görmek mümkün.

Öğrencilerimizin girdiği OKS, LYS, SBS, TEOG, ÖSS, YGS, LYS ve uluslararası alanda yapılan TIMSS ve PISA sınavlarından elde edilen sonuçların ve dağılımların anlamı şudur: Türk eğitim sistemi, ancak küçük bir azınlığa nitelikli bir eğitim veriyor, milyonları kapsayan çok geniş bir öğrenci kitlesine de ‘sepet koluna, herkes yoluna’ diyor...

ETİKETLER