Şahin Şenay
Prof. Dr. Şahin Şenay
30 Mayıs 2026 09:31

Doktoruma gitmeden önce yapay zekâya danışayım mı?

Google'da NTV'yi tercih et

Eskiden hastalar sağlık sorunlarını Google’da arıyordu. Bugün ise giderek daha fazla kişi tıbbi konuları yapay zekâ ile konuşuyor.

Baş ağrısı, çarpıntı, göğüs ağrısı, cilt döküntüsü, uyku problemleri, hatta laboratuvar sonuçları… Birçok hasta artık doktora gitmeden önce ChatGPT, Claude, Perplexity ve benzeri yapay zekâ sistemlerine danışıyor. Peki bu ne kadar doğru? Ve daha önemlisi; ne kadar güvenli?

 

Günümüzde artık yapay zekâ yalnızca teknoloji meraklılarının kullandığı bir araç değil, hastalar tarafından aktif olarak kullanılan yeni bir ‘dijital sağlık danışmanı’ haline gelmeye başladı. 

 

Bilimsel veriler, insanların şikayetlerinin değerlendirmesi, laboratuvar sonuçlarını yorumlama ve sağlık bilgisi edinme amacıyla yapay zekâ kullanımının hızla arttığını gösteriyor. Özellikle ChatGPT gibi, soru cevap şeklinde çalışan yapay zeka modelleri, klasik sağlık uygulamalarından farklı olarak insanlarla doğal bir diyalog kurabildiği için daha fazla tercih ediliyor.

 

Aslında yapay zekâ sadece hastalar tarafından kullanılmıyor. Modern tıbbın içinde zaten aktif olarak yer alıyor. Bugün birçok gelişmiş sağlık sisteminde yapay zekâ, acil servislerde hasta yönlendirilmesi süreçlerinde, radyolojide görüntü analizinde, onkolojide tanı ve tedavi planlamasında, kardiyolojide risk tahmininde ve yoğun bakımda erken uyarı sistemlerinde kullanılmaya başlandı. Yani hastaların dışarıdan kullandığı yapay zekâ ile hastane içindeki yapay zekâ, aynı dönüşümün iki farklı yüzünü temsil ediyor.

 

Bu noktada hastaların kullandığı yapay zekâ sistemlerindeki çalışma mantığının birbirinden oldukça farklı olduğunu belirtmekte fayda var. Örneğin; ChatGPT, kullanıcıyla doğal bir konuşma kurabilmesi sayesinde öne çıkıyor. İnsanlar belirtilerini detaylı anlatabiliyor, tekrar sorular sorabiliyor ve kendi durumlarını daha iyi anlayıp ifade edebiliyor. Yapay zeka konuşma geçmişini de analiz ederek yeni veriler üretebiliyor ve olasılık tahmini yanında genel bir yönlendirme de yapabiliyor. Toplumsal açıdan baktığımızda bu sağlık okuryazarlığını ve hastalık farkındalığını artırabilecek önemli bir avantaj. Ancak bu sistemlerin bazen oldukça akıcı ve kendinden emin cevaplar üretilmesine rağmen bu cevapların eksik veya hatalı olabileceğini de unutmamak gerekiyor.

 

Perplexity ise daha çok bir araştırma motoru gibi çalışıyor. Verdiği bilgilerin altında kaynak göstermesi önemli bir avantaj. Özellikle güncel tedavi kılavuzları, yeni çalışmalara veya ilaç bilgilerine hızlı ulaşmak isteyenler için gerçekten çok güçlü bir araç. Ancak burada da önemli bir detay var; gösterilen kaynakların doğru yorumlanması hâlâ kullanıcıya bağlı ve yapay zekâ, güvenilir görünen ama hatalı veya güncelliğini yitirmiş bilgileri de maalesef sunabiliyor bazen.

 

Claude ise daha çok uzun ve karmaşık içeriklerde öne çıkıyor. Laboratuvar sonuçlarının açıklanması, uzun epikrizlerin özetlenmesi ya da PDF raporların yorumlanması gibi konularda oldukça başarılı. Ayrıca genellikle yorumdan uzak, daha temkinli ve dengeli yanıtlar üretme eğiliminde, ki bu iyi birşey. Ancak bunda da klinik ilişki kurma özelliği çok zayıf.

 

Aslında yapay zeka kullanırken şuna dikkat etmek lazım; tek bir ‘en iyi’ yapay zekâ yok, her biri farklı amaçlar için daha uygun ve bu araçların değeri, doğru yerde kullanıldığında daha ön plana çıkıyor. Geçen hafta yaşadığım bir deneyim bu duruma çok iyi bir örnek aslında.

 

Aort anevrizma ameliyatı planladığımız bir hastamın yakını, görüşmeye oldukça sistematik hazırlanmış tam sayfa bir soru listesi ile geldi. Bana son bir yıl içinde bu ameliyatın aynısından kaç tane yaptığımı, klinik sonuçlarımı, komplikasyon oranlarımı ve ameliyatta kullanılacak malzemelerin detayları, bu malzemelerin alternatiflerini, uzun dönem sonuçlarını ameliyat dışında alternatif tedavi yöntemlerini ve daha bir çok detayı sordu. Hatta ameliyat olmazsa kendisini nasıl bir sürecin beklediğini bile ekledi. 

 

Aslında bunların hepsi bizim ameliyat planlamasından önce klinik karar verme sürecinde değerlendirdiğimiz hasta ile de konuşmak istediğimiz, sorulmasa da anlatmak istediğimiz detaylardı ve hasta yakınıyla sohbet ettiğimizde görüşmeye gelmeden ChatGPT’den destek aldığını, soruları onun önerisine göre hazırladığını söyledi.

 

Yapay zekâya girilen komut da çok basit idi; ‘ameliyat olmadan önce doktora hangi soruları sormalıyım?’. Açıkçası bu durumu hiç garipsemedim, tam aksine yapay zekanın kullanımına çok güzel bir örnek diyebilirim. Sağlık okur yazarlığının artmasına olanak sağlayan güzel bir süreç. Çünkü burada yapay zekâ hastayı direkt yönlendirmiyor; tam tersine hastayı daha bilinçli, daha hazırlıklı ve daha aktif bir katılımcı haline getiriyor. Modern tıbbın da zaten hedefi bu.

 

İşin hasta tarafına yansıyanlar bu şekilde ama yapay zekanın sağlıkta kullanımı sadece bunlarla sınırlı değil. Doktor ve hastane tarafı da yapay zekayı kullanıyor. Örnek vermek gerekirse şu an hastanemizde akciğer görüntülemesi, meme dokusu görüntülemesi, omurga sağlığı, prostat görüntülemesi ve felç tanısında yapay zeka destekli programlar aktif olarak kullanılmakta ve de geliştirilmekte. Bunun yanında kalp cerrahisi gibi farklı alanlarda da arge çalışmalarımız da var. 

 

Bu konunun ülkemizdeki öncülerinden ve radyolojik görüntülemede yapay zeka konularında uzman olan değerli meslektaşım sevgili Doç. Dr. Deniz Can Aliş ile kısa bir sohbet yapma fırsatımız oldu. Kendisinin geliştirdiği yapay zeka uygulamaları şu anda Sağlık Bakanlığı'mız dahil olmak üzere birçok farklı kurumda ve hatta farklı ülkelerde kullanılmakta. 

 

Kendi ifadelerinden çıkarım yaptığım en önemli izlenim, yapay zekanın sağlık alanında daha da yaygınlaşacağı ve tanı aşamasının da ötesine geçerek tedavi planlamalarında da aktif rol alacağıydı. Muhtemelen de bu alan önümüzdeki on yıl içerisinde gelişime çok açık olacak, ayrıca sağlık yatırımlarının odaklanacağı bir alan olarak öne çıkacak. Aslında buradaki amaç, doktorun rolünü azaltmak değil; sağlık çalışanlarının klinik kararlarını daha güçlü, daha hızlı ve daha güvenli hale getirmek. 

 

Önümüzdeki yıllarda yapay zekâ sağlık sistemlerinin merkezine daha fazla yerleşecek. Klinik karar destek sistemleri daha da gelişecek, kişiselleştirilmiş tıp daha görünür hale gelecek ve hastalar kendi sağlık verilerini daha aktif kullanacak. Ancak büyük olasılıkla değişmeyecek tek şey şu olacak: rolü değişebilmesine rağmen insan faktörü hala sağlık operasyonlarının merkezinde olacak. Neden mi? Çünkü sağlık yalnızca veri değildir, deneyimdir, muhakemedir ve sorumluluktur.

 

Gelelim başlıktaki sorumuzun cevabına. Evet bir sağlık sorununuz var ise doktorunuza gitmeden önce yapay zekaya danışabilirsiniz. Genel bir sağlık bilgisi edinmek, bir belirtiyi anlamaya çalışmak ya da doktora gitmeden önce düşüncelerinizi toparlamak istiyorsanız bu ChatGPT gibi konuşma tabanlı bir uygulama olabilir. Eğer amacınız daha çok güncel bilgiye ulaşmak, bir tedavi yönteminin son kılavuzlardaki yerini görmek ya da bir ilacın detaylarını araştırmaksa Perplexity gibi kaynak gösteren sistemler daha uygun olabilir. Elinizde uzun bir rapor, epikriz ya da laboratuvar sonucu varsa ve bunu daha anlaşılır hale getirmek istiyorsanız Claude gibi metin analizinde güçlü sistemleri tercih edebilirsiniz. Ancak her zaman en sağlıklısı hekiminiz ile birlikte bir tedavi planlamasına karar vermektir.