
2025’ten 2026’ye Ortadoğu: İsrail, yeni yılda da bölgesel gerilimin kaynağı
2025’in son günlerinde yaşanan gelişmeler, bütün bir senenin özeti gibi.
Uluslararası düzenin giderek daha kaotikleştiği, çatışmaları başlatmanın kolay, sonlandırmanın zor olduğunun iyice anlaşıldığı 2025, bu belirsizlik ortamında yerini 2026’ya bırakıyor.
Son bir haftada yaşananlar, bunu doğrular nitelikte.
Suriye’de Şam yönetimi ile YPG/SDG arasındaki 10 Mart anlaşmasının uygulanmasına ilişkin son gün 31 Aralık. Şam ile YPG/SDG arasında anlaşmanın uygulanmasına ilişkin görüşmelerin hız kazandığı haberleri geliyor ama sadece bir hafta önce Halep’te taraflar yaşanan çatışmalar sürecin ne kadar zor olduğunu gösteriyor.
Ayrıca konunun Türkiye’yi doğrudan ilgilendiriyor olması, bunun yanı sıra İsrail ve ABD’nin de bu sürecin bir parçası olması işi daha da karmaşıklaştırıyor. 31 Aralık’a kadar bir çözüm bulunmaması durumunda nasıl bir yol izleneceği, müzakereler için yeni bir tarih mi belirleneceği yoksa askeri çözüm yollarına mı başvurulacağı 2026’da takip edilecek en önemli konular arasında olacak.
İSRAİL’İN SOMALİLAND’I TANIMASI NE DERECE ETKİLİ OLACAK?
2025’in son günlerinde İsrail yönetiminin Somaliland’i tanıdığını açıklaması sürpriz bir gelişme oldu. 1991’de bağlı olduğu Somali’den koparak bağımsızlığını ilan eden Somaliland’i bugüne kadar hiçbir ülke tanımadı.
Afrika Boynuzu olarak bilinen bölge, son yarım yüzyılda yaşanan savaşlar ve iç savaşlar nedeniyle büyük bir istikrarsızlık ve derin bir geri kalmışlık içinde. Son dönemde hem iç savaşların hem de Somali-Etiyopya arasındaki sıcak çatışma riskinin sonlandırılmasına ilişkin başta Türkiye, ABD, Mısır ve Katar gibi ülkeler çaba gösteriyorlar.
Somali ve Etiyopya, Türkiye’nin arabuluculuğu sayesinde bir uzlaşma vardılar ve sorunların çözümü için teknik müzakereleri başlattılar.
İsrail’in Somaliland hamlesinin Kızıldeniz’e giriş noktası olan Aden Körfezi’ne stratejik bir konuşlanma arayışının bir yansıması olduğu, ayrıca Yemen’e coğrafi yakınlığı açısından da Husilere karşı yürütülen askeri planlamada işe yarayacağı değerlendirmeleri yapılıyor.
Bu adımın İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri’nin Sudan ve Somali politikalarındaki yakınlaşmayı somutlaştırdığı, bu iki ülkenin Türkiye, Katar, Mısır gibi bölge güçlerinin pozisyonlarına karşı olduğu da kaydediliyor.
GAZZE VE DOĞU AKDENİZ GERİLİMİ 2026’YA DAMGASINI VURABİLİR
2025’te Gazze’de yürüttüğü soykırıma ek olarak Lübnan’a, Suriye’ye, Yemen’e, Katar’a ve İran’a da saldırarak bölgesel istikrarsızlığın en büyük nedeni olan İsrail’in bu tehlikeli politikalarını yeni yıla taşıyacağı öngörülüyor.
Lübnan’da Hizbullah’ın silahsızlandırılmasına ilişkin verilen süre 31 Aralık’ta doluyor. Buna rağmen İsrail’in saldırılarını sürdürüyor olması sürecin devamına ilişkin ciddi soru işaretleri yaratıyor.
İsrail’in İran’ın nükleer tesislerine yönelik yeni bir askeri operasyon başlatabileceği de hem İsrail hem de Amerikan basınında yer alan haberler arasında. Suriye’de İsrail’in yayılmacılığının sürmesi, Golan’daki işgalini genişletmesi ve Şam yönetimini sürekli tehdit altında bırakması da 2026’da olasılıklar arasında.
Gazze’de Ekim ayında sağlanan ateşkesin sürmesi ve ikinci aşamaya geçilmesi de yeni yılda yakından gözlenecek uluslararası gelişmeler.
Bu nedenle İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun bugün ABD’de Başkan Donald Trump ile yapacağı görüşme önem kazanıyor. Bu zirveden çıkan sonuçların 2026’da Ortadoğu politikalarının şekillenmesi açısından kritik olacağı kaydediliyor.
TÜRKİYE-İSRAİL İLİŞKİLERİ AÇISINDAN KRİTİK DÖNEM
Ortadoğu’da gelişmelere paralel olarak Türkiye-İsrail ilişkileri de 2026’da dikkatle izlenecek konuların başında geliyor.
İsrail’in Türkiye’ye karşı hem söylem hem de eylem düzeyinde karşıtlığını artırması, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile derinleştirdiği askeri ittifakın Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de ve ötesinde artan etkisi ve savunma sanayinin güçlenmesine bir tepki olduğu yapılan değerlendirmeler arasında.
Netanyahu’nun Trump ile yapacağı görüşmede Türkiye’nin F-35 savaş uçağı programına dönmemesi veya F-35 satılmaması konusunu gündeme getireceği öngörülüyor.
Bu süreçte ABD’nin izleyeceği politikanın belirleyici olacağı değerlendiriliyor. Türkiye ve İsrail ile yakın müttefiklik ilişkisi sürdüren, Netanyahu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile iyi kişisel diyaloğu olan Trump’ın 2025’te bir görüşmede ifade ettiği gibi İsrail-Türkiye ilişkilerinin bozulmasından memnun olmayacağı düşüncesi birçok kesimde hakim.
Trump’ın Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın 2026’da bu konuda da yoğun bir diplomasi izleyeceği ortada. Ancak ABD yönetiminin Netanyahu’yu ne kadar dizginleyebileceği, bölgede yeni bir krizi engelleyip engellemeyeceği yen yılda izlenecek başlıklar arasında olacak.
- Suriye'de yeni dengeler sonrası Türk ABD ilişkileri: Gerilimden uyuma dönüş22 Ocak 2026 Perşembe
- Davos’un “Diyalog Ruhu” sorunları çözmeye yetecek mi?19 Ocak 2026 Pazartesi
- Fidan: 2026 Türk dış politikası için yoğun geçecek16 Ocak 2026 Cuma
- Halep operasyonundan hangi sonuçlar çıktı?12 Ocak 2026 Pazartesi
- Grönland kaç para eder?09 Ocak 2026 Cuma
- ABD’nin Venezuela saldırısının politik arka planında ne var?05 Ocak 2026 Pazartesi
