Ramazan imsakiyesi banner
İFTARA KALAN SÜRE
Serkan Demirtaş
Serkan Demirtaş
16 Ocak 2026 09:22

Fidan: 2026 Türk dış politikası için yoğun geçecek

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, geçen sene başlattığı kapsamlı yıl sonu değerlendirme toplantısı geleneğinin ikincisini dün İstanbul’da gerçekleştirdi.

Çok sayıda yerli ve yabancı gazetecinin yanı sıra akademisyen ve uzmanın da katımının sağlandığı toplantı, güncel dış politika konularının yanı sıra daha genel uluslararası ilişkiler gündemimin ele alınması açısından ufuk açıcı bir nitelik kazandı.

 

İki saate yakın toplantıda sorulan kadar sorulamayan soruların çokluğu Türk dış politikasının giderek artan yoğunluğu ve kapsayıcılığını göstermesi açısından değerli bir gözlem oldu. Dışişleri Bakanı Fidan da sorulara verdiği kapsamlı yanıtlarla konuların hem Türk hem de yabancı gazeteciler tarafından daha iyi anlaşılmasını sağladı.

İran’da yaşanan gerilim, Suriye’de YPG ile Şam yönetimi arasında 10 Mart anlaşmasının uygulanması, Gazze’de barış anlaşmasının ikinci aşamasına geçiş konularda Bakan Fidan’ın yaptığı açıklamalar haberlerde geniş yer aldı.

 

Fidan, bu konulara geçmeden ise özellikle küresel sisteme ilişkin değerlendirmelerini kayda geçirdi.

 

ONARILMASI GÜÇ TAHRİBAT

 

Bakanın ilk altını çizdiği noktalardan biri uluslararası tıkanmışlığın 2025’te daha ileri boyuta taşındığı, belirsizliği giderek derinleştiği.

 

“Geçtiğimiz sene küresel düzenin temelini oluşturan kurallar manzumesi, onarılması güç bir tahribata uğradı,” ifadesiyle sistemin karşılaştığı sorunları anlatan Fidan, bu durumun devletleri mevcut ittifak ilişkilerini sorgulamaya ve yeni yapılar tesis etmeye zorladığına dikkat çekti.

 

ABD’nin 3 Ocak’ta Venezuela operasyonunu gerçekleştirmesi, Grönland ve İran’a askeri operasyon düzenleyebileceği sinyalini vermesi 2026 senesinin de bu kapsamda çok daha zorlu geçeceğinin bir göstergesi.

 

Gazze sürecinin uluslararası sistemin kapasitesinin test edildiği bir sınav haline dönüştüğünü ancak mevcut küresek yönetişim sisteminin bu sınavı geçemediğini kaydeden Fidan, bu zorluklara rağmen hala diplomasiyi önceleyen ülkeler olduğunu, Türkiye’nin de bu kapsamda elinden gelen çabayı 2026’da da göstereceğini kaydetti.

 

GAZZE, SURİYE ÖN PLANDA

 

2026 gündemini domine edecek iki önemli konu Suriye ve Gazze olacak.

 

2025’te Suriye’de yeni yönetimin oluşturulması ve uluslararası topluma entegrasyonu açısından olumlu gelişmeler yaşandığını kaydeden Fidan, “Suriye konusunda bölge ülkelerinin, Avrupalı devletlerin ve ABD'nin ortaya koyduğu yapıcı iradenin aynı kararlılıkla bu yolda devam etmesini temenni ediyoruz,” ifadeleriyle Ankara’nın beklentisini ortaya koydu.

 

2026’ın en önemli diplomatik faaliyetlerinden birinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Şam ziyareti olması bekleniyor. Suriye’de son dönemde SDG ile Şam yönetimi arasında devam eden gerilimin sonlanması Erdoğan’ın ziyareti açısından da önemli bir unsur olarak görülüyor.

 

Fidan da SDG meselesinin sorun olmaya devam ettiğini kaydederken, sorunun bu sene çözümünü umduğunu kaydetti. Ancak geçmişte birçok kez yaşandığı gibi SDG’nin ancak kendisine güç uygulandığı zaman aksiyon aldığını anımsatan Fidan, son bir haftada Halep’te yaşananların ardından SDG’nin artık kesin bir iyi niyetle somut sonuç için diyaloga girmesi gerektiği mesajını verdi.

 

UKRAYNA İÇİN İDEAL Mİ GERÇEKÇİ ÇÖZÜM MÜ?

 

Dışişleri Bakanı, son röportajlarından birinde Rusya-Ukrayna barışına en yakın noktaya gelindiğini kaydetmiş ve Türkiye’nin de aralarında olduğu birçok ülkenin savaş sonrası oluşturulacak güvenlik mekanizmalarına katkıda bulunma taahhüdü verdiğini söylemişti.

 

Bakan, bu toplantıda da aynı konuyu gündeme getirdi ve 2026’da savaşın sona erdirilmesi konusundaki gayretlerin “ideal ile gerçekçi çözüm arasındaki farkı” kapatmaya odaklanacağını vurguladı.

 

İdeal çözüm ağırlıklı olarak Ukrayna ve Avrupalı ülkelerin önerilerini içeriyor: Ukrayna’nın işgal edilen topraklarının iade edilmesi, Ukrayna’ya güçlü güvenlik garantileri sağlanması ve Rusya’nın bir daha saldırmayacağı garantisi vermesi.

 

Gerçekçi çözüm ise ABD’nin daha çok gündemde tuttuğu önerileri içeriyor: Rusya’nın ele geçirdiği toprakların resmileştirilmesi, Ukrayna’nın NATO’ya katılmayacağının açıklanması ama bunun karşılığında NATO’nun 5. Maddesi benzeri güvenlik garantisi sağlanması.

 

Türkiye’nin daha çok odaklandığı konu ise savaş sonrası Karadeniz’in güvenliği. Fidan, 6 Ocak’ta Paris’te yapılan Gönüllüler Koalisyonu’nda tescil edilen planlamalar kapsamında Türkiye’nin Karadeniz için oluşturulacak deniz gücüne liderlik edeceğini kaydetti.

 

MİÇOTAKİS GELECEK

 

Dışişleri Bakanı’nın uzun basın toplantısında verdiği bilgiler arasında önemli bir başlık Türkiye-Yunanistan ilişkileriyle ilgili oldu.

 

Geçen hafta Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Gerapetritis ile telefonda konuşan Fidan, bir soru üzerine Türkiye-Yunanistan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konsey toplantısının çok yakında, muhtemelen Ramazan öncesinde- gerçekleşeceğini ve Yunanistan Başbakanı Kyriakos Miçotakis'in de bu vesileyle Türkiye’ye geleceğini kaydetti.

 

Normalde bu komisyon geçen sene bahar aylarında toplanacaktı ancak taraflar arasında ilişkilerin az da olsa gerilmesi nedeniyle yapılamamıştı. Tarafların yeniden en üst düzeyde diyalogu başlatmaları bu açıdan önemli bir gelişme olarak görülüyor.

 

Bu temasın Ege sorunlarının çözümü ve Kıbrıs sorununa ilişkin yansımaları da yakında görülecek.