İnsanoğlu ölümsüzlüğü fethettiğinde... (Replicas'ın ne kadarı bilim ne kadarı kurgu?)

Bilim ve kurgunun iç içe geçtiği Replicas konusu ve kadrosunda bulundurduğu Keanu Reeves ve Alice Eve gibi oyuncular ile son dönemin en çok merak edilen yapımlarından birisiydi. 

Bekleyiş sona erdi ve Replicas ülkemizde seyirciyle buluştu. Amerikalıların 'soap opera' diye tabir ettiği dilimize sabun köpüğü diye çevirebileceğimiz bu tabir filme son derece uyuyor. 

Zira film gelecek ile ilgili çok yerinde soruların zihninizde canlanmasını sağlasa da senaryo ve kurgu tam anlamıyla klasik bir Holywood aksiyonu. 

Henüz filmi izlemeyenler için ufak bir özet vermekte fayda var. Nörobilimci William Foster (Keanu Reeves) kariyerini insan zihnini bir cihaz sayesinde yedekleyip bir robota aktarmaya adamış bir bilim insanıdır. 

Bir gün trajik bir kazada karısı ve üç çocuğunu kaybeden Foster çareyi yıllardır üzerinde çalıştığı projeyi onlar üzerinde denemekte ve insan klonlayarak ailesine yeniden kavuşmak için riske girmekte bulur 

İNSAN SADECE MADDENİN BİLİNCİNE VARMIŞ HALİ Mİ?

Peki insanoğlu günün birinde ölümü yendiğinde ne olacak? Biz sadece maddenin bilince ulaşmış hali miyiz? Yoksa bu sadece bilim ile açıklayamayacağımız bir olgu mu? Filmin izleyiciye sorduğu en dikkat çeken sorular bunlar. 

Sahi filmdeki gibi bir gün insan zihnini bir makinaya yedekleyip iflas eden beden yerine yenisi yapıp, bilinci yeni bedene transfer edebildiğimiz gün ne olacak? 

Bu özel şirketlerin tekelinde belli bir ücret karşılığında sadece parası yetenlerin yararlanabileceği bir lüks mü olacak? Yoksa devletler yeni kanunlar çerçevesince bunu tabana yayabilecek mi? 

Peki ölme hakkı? Ötenazinin pek çok ülkede yasak olduğun gezegenimizde yeni bir hayatı reddetmek nasıl değerlendirilecek? 

GOOGLE’IN BAŞ FÜTÜRİSTİ: ÖLÜMSÜZLÜK 2029’DA GERÇEK OLACAK 

Teknoloji devi Google’ın baş fütüristi Ray Kurzweil’a göre, 2029 yılından itibaren insanların sonsuza kadar yaşama hayali gerçek olacak. 

Rus milyarder Dimitri Itskov’un gerçeğe dönüştürmek için 100 bilim insanından oluşan bir araştırma ekibi kurduğu ‘dijital ölümsüzlük’, Google tarafından da destek geçtiğimiz yıllarda destek almıştı. 

“ÖLÜMSÜZLÜK HAYALİ EVRİM DUVARINA ÇARPACAK” 

Tabi bu tezin bir de antitezi var! Dünyanın en eski bilim ve teknoloji şirketlerinden birisi olan Merck'in geçtiğimiz yıl 350’nci yaşı kapsamında Darmstadt’ta organize ettiği ‘Curious 2018’de konuşma imkanı bulduğum dünyanın en iyi araştırma enstitüleri listesinde ABD dışında ilk ona giren tek enstütüt olan Weizmann Institute’un başındaki isim Profesör Daniel Zajfman bunun imkansız olduğunu iddia etmişti. 

Zajfman'a göre, belki günün birinde insan vücudunda aksayan her şeyin yerini yenileri ile değiştirecek teknolojiye sahip olacağız ama sonra adına evrim dediğimiz bir duvara çarpmamız kaçınılmaz olacak. 

GILGAMIŞ’TAN BERİ HEDEFTE 

Ölümsüzlük kuşkusuz insanoğlunun varoluşundan beri peşinde olduğu bir hedef. Yaklaşık 6 bin yıl önce yıl önce yazılmış ve bilinen en eski yazılı metin olan Gılgamış Destanı ölümsüzlük, bilgelik, kardeşlik ve kahramanlık üstüne bir hikayeye ev sahipliği yapıyor. 

İnsanoğlunun inşa ettiği ve günümüzde bile dimdik ayakta kalan yapılara baktığımızda çoğunun bir insanın ölümsüzlük özlemi için yapıldığını görüyoruz. 

Modern zamanlara dönersek Intel’in kurucularından Gordon Moore’un 1965’te sunduğu ‘Moore kanunu’, ‘mikro işlemcilerdeki transistör sayısının her yıl iki katına çıkacağını’ öne sürmüştü. 

Kurzweil, buradan yola çıkarak, “insan beyninin simülasyonunu oluşturabilmek için yeterli seviyeye ulaşacağımızı ve zeka kapasitemizi milyarlarca kat artırabileceğimizi’ öne sürmüştü. 

Eğer günün birinde bilincimizi yedekleyip sürekli yeni bendenler ile kendi istediğimiz süre boyunca yaşamaya devam edeceksek evrim sürecini de dondurmuş olacağız. 

Bilim dünyasının çoğunluğu tarafından kabul görmüş evrim teorisine göre, canlıların gelişmesi için yeni nesillerin hayat bulması olmazsa olmaz. 

Biz ölmeyerek bunun önüne geçtiğimizde kuşkusuz karşımıza daha önce hayalini bile kuramadığımız yeni sorunlar çıkacak. 

Gelelim ilk başta sorduğumuz soruya: Replicas'ın ne kadarı bilim ne kadarı kurgu? Dediğim gibi film fütürizm ve bilim kurgu meraklılarını tatmin edecek sorular soruyor. 

Ancak filmin ana konusunun bilimden ziyade her şeyini kaybeden bir adamın ailesi için göze aldıkları üzerine kurulu bir aksiyon olduğunu belirtmekte fayda var. 

ETİKETLER