Milli Eğitim Bakanı: Biraz insaf istiyoruz!

Milli Eğitim Bakanı, yeni müfredata ilişkin eğitim editörleriyle bir toplantı yaptı.

Bakan Yılmaz, değerli bir bürokrat, tecrübesi oldukça fazla…

Sami itiraflarda bulundu, bugüne kadar yaptıklarını ve bundan sonra yapacaklarını sıraladı. Toplantının konusu ‘yeni müfredat’ olmasına rağmen, konuşmalar eğitim genel değerlendirmesine dönüştü…

Her şeyden önce şunu belirtmekte yarar var; toplantı son derece yararlı oldu, bu tür toplantıların sıklıkla yapılmasında yarar var.

Bakan dertli, yanlış anlaşılmaktan ve iyi niyetle yapılanların farklı noktalara çekilmesinden yana dertli...

SINIF MEVCUTLARI 23’E İNDİ

Bakan, Haydarpaşa Lisesi’nde okuduğunu ve o dönemde sınıf mevcutlarının 70 olduğunu belirtti. 50 dakikalık bir derste, öğretmen 70 kişiye bir dakika bile ayıramıyordu dedi. Biz görevi devraldığımızda, sınıf mevcutlarının ortalama 36 olduğunu, bugün bu sayının 23 seviyelerine indiğini belirtti. Eğitimde kaliteye çok önem verdiklerini, iyi bir eğitimin de ancak az mevcutlu sınıflarlarla mümkün olduğunu vurguladı.

Bakan, “Öğretmen başına düşen öğrenci sayısının düşürülmesi ve sınıf sayısının artırılması, eğitim kalitesinin yükseltilmesinde önem verdiğimiz konuların başında geliyor” dedi ve bu konuda büyük mesafe aldıklarını belirtti.

MİLLİ EĞİTİMİN PAYI 11 KAT ARTTI

Bütçeden Milli Eğitime ayrılan payın 2002’de 11 milyar TL olduğunu, şimdi ise bu payın 122 milyar TL’ye yükseltildiğini ve bütçeden en fazla payın Milli Eğitim’e ayrıldığının önemine dikkat çeken Yılmaz, ‘eğitime bütçeden ayrılan payın 11 kat artması bile, bizim eğitime ne derece önem verdiğimizin bir göstergesidir’ dedi.

Türkiye’nin yer altı zenginlikleri olmadığını, en büyük zenginliğinin genç nüfusu olduğunu ve bu beşeri sermayesinin çok iyi yetiştirilmesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, bu yılki büyüme hedefinin yüzde 5 olduğunu ve bu hedefe de ancak bir eğitim sayesinde ulaşılacağını vurguladı. Herkesin şu kaygıyı, ‘eğitimde daha nasıl iyi olabiliriz’ kaygısını yaşamasını istedi.

HAKSIZ ELEŞTİRİLER VAR

Bakan, TEOG ve üniversite sınavlarının, eğitimin ‘harman dönemi’ olduğunu belirtti. Bu iki sınavın çıktılarının, yaptıklarının göstergesi olduğunu belirtti. “Biz, bu harman döneminde verimli ürünler aldık, sonuçlardan son derece memnunuz” dedi. Ancak bu noktada çok eleştirildiklerini ve bu haksız eleştirilere son derece üzüldüklerini de vurguladı.

Yılmaz, gündemde olan üniversite sonuçlarına ve boş kalan kontenjanlara da değindi…

Üniversite yerleştirme tarihinde ilk defa lisans (4 yıllık) bazında 457 bin 178 adayın üniversiteli olduğunu, hiçbir tarihte bu kadar öğrencinin üniversiteli olamadığını, kontenjan konusunda tüm zamanların rekorunun kırıldığını vurguladı. “Biz, hem üniversite sayısını, hem de kontenjan sayısını artırdık; iyi yaptığımız şeyden dolayı eleştirilir duruma geldik, aslında iyi bir şey yaptık, kontenjanları çoğalttık, ancak yapılan bu haksız eleştirileri anlayamıyoruz” dedi.

Sınavsız geçişi, kalite gelsin diye kaldırdıklarını; bu konuda daha önce çok yakınmanın olduğu belirten Bakan Yılmaz, sınavsız geçişte meslek liselerinin yerleşme oranının yüzde 70 olduğunu, şimdi sınavla alınan bölümlere meslek liselilerin yerleşme oranının yüzde 50 olduğunu ve bu boşluğun ek yerleştirmeyle dolacağını söyledi.

İMAM HATİPLER BAŞARILI

Bakan, ‘İmam Hatip Liseleri’nin üniversite sınavında başarısız olduğuna inanmadığını, bilakis bu lise türünün başarısının arttığını, yerleşme oranının yüzde 18’lere yükseldiğini söyledi ve hiçbir okulu bir diğerine üstün tutmadıklarını, her okul türünün ve her bir öğrencinin kendileri için değerli olduğunu belirtti.

PİSA’DA DEĞİŞİKLİĞE GİDİYORUZ

 PİSA sınavlarına da değinen Yılmaz, önümüzdeki sınav döneminde meslek liselerini bu sınavdan çıkaracaklarını, böyle bir haklarının olduğunu belirtti. “Japonya ve Finlandiya, bu sınavlara mesleki ve teknik okullarını sokmuyor, Çin de belirli bölgelerini bu sınava sokuyor. Önümüzdeki dönem, biz de aynısını yapacağız, bölge belirteceğiz, böyle bir hakkımız var. OECD yetkilileri, İstanbul veya Ankara’daki bir fen lisesini sınava sokmuyor, gidiyor Elbistan’daki bir fen lisesini sınava alıyor. Ama sonuçlara bakın, bizim oradaki fen lisemiz, Japonya’daki veya bir başka ülkedeki fen lisesinden daha iyi bir sonuç alıyor. PİSA sonuçlarını iyi okumak gerekiyor” dedi.

TEOG FIRSAT EŞİTLİĞİ SAĞLADI

TEOG, yüzümüzü güldüren ve sonuçlarından son derece memnun olduğumuz bir sınav. TEOG, özgüveni yükselten bir uygulama, her şeyden önce fırsat eşitliği getirdi. Ağrı’daki bir çocuğumuz Robert’e gidebiliyor, Van’daki bir yavrumuz Kadıköy Anadolu’yu kazanabiliyor; bunlar çok güzel gelişmeler. Geçen hafta Van’daydım, Van’dan 26 çocuğumuz Türkiye derecesi çıkardı. Aynı durum Mersin için de söz konusu, bunlar eğitimde çok ümit verici gelişmeler.

Bu noktada değerli öğretmenlerimize teşekkür etmek istiyorum. 905 bin öğretmenimiz var, onların bu çalışmalarda çok büyük emekleri var. Teknoloji gerekli, dijital destek önemli, ama onlar olmasa da öğretmen bu işi yine de yapar; bu işin esas unsuru öğretmenlerdir, teşekkürü fazlasıyla hak ediyorlar…

Bakan Yılmaz, mesleki eğitime çok büyük önem verdiklerini, hatta ilk kez kendi dönemlerinde çıraklık eğitiminin zorunlu eğitim kapsamına aldığını dile getirdi.

YÖK’E TEŞEKKÜR

YÖK’ün duyarlığına ve doğru politikalarına da değinen Yılmaz, YÖK’ün ziraat, su ürünleri, yerbilimleri, temel bilimler konusundaki hassasiyetine, özendirici ve yönlendirici tutumuna teşekkür etti. Bu bölümleri ilk 3 tercihinde gösterip kazananlara burs verilmesinin çok yerinde bir davranış olduğunu belirtti. Bu sayede biyoloji bölümlerinde yüzde 99,61’lik, fizik bölümlerinde yüzde 97,33’lük, kimya bölümlerinde yüzde 99,71’lik ve matematik bölümlerinde de yüzde 98,72’lik doluluk oranına ulaşıldığını belirtti.

Bundan sonra yükseköğretimde ihtisaslaşmaya gidileceğini, bu konuda bazı adımların atıldığını belirten Yılmaz, ‘Yükseköğretimde Kalite Kurulu’ kurulduğunu, bu kurulun, ihtisaslaşma ve kalite koordinasyonu sağlayacağını belirtti. Üniversitelerin birbirinin aynısı olmaması gerektiğinin altını çizen Yılmaz, ihtisas üniversiteleri konusunda adım atıldığını, şimdilik 5 üniversitenin bu doğrultuda çalışmalara başladığını söyledi.

100 BİN MADDE DEĞİŞTİ

Yeni müfredat konusuna gelince… Böyle bir çalışmanın, böyle bir iyileştirmenin kaçınılmaz olduğunu belirten Bakan Yılmaz, “müfredat çağdışı kalamaz, müfredatta iyileştirme yapmazsanız, tekrara düşersiniz” dedi.

Bunun için tam 1,5 yıl çalışıldığını, demokratik bir çalışma, katılım olduğunu, tüm paydaşlardan görüş alındığını ve 100 binlerce maddenin değiştiğini vurguladı. “Bu maddelerin bir kısmı yer değiştirdi, sınıf veya kademe değiştirdi, kimi maddeler çıkarıldı, kimi birleştirildi, kimi eklendi. Bunun için birçok ülkenin müfredatı incelendi, bunlar bizim müfredatımıza uyarlanmaya çalışıldı. Şunu belirteyim ki, burada çok büyük özveri gösterildi. Tek amaç vardı, çağdaş müfredatın gerisinde kalmamak. Daha önce maddenin üç hali vardı, şimdi 4 oldu, maddenin plazma halini ekledik. Müfredata nanoteknoloji eklendi. İnanın, çok büyük emek verdik.

BİZ, BİLİME KARŞI DEĞİLİZ

Hep ‘evrim’ ve ‘Atatürkçülük’ konuları ön plana çıktı veya çıkarıldı; biz, buna çok üzüldük. Biz, bilime, evrime karşı değiliz. Bilim neyi söylüyorsa biz onu kabul ediyoruz. Yaptığımız tek şey, ‘evrim’ konusunu, ortaokul seviyesinden lise seviyesine çekmekti, ortaokul seviyesinde yeterince anlaşılmayacağı, ortaokulun üstündeki kademede verilmesinin daha doğru olacağını düşündük. Başka bir örnek: İlkokul 1’nci sınıf öğrencisi ‘tam’ ve ‘yarım’ kavramlarını anlayabilir, ama ‘çeyrek’ kavramı onun için uygun değil, onu 2’nci sınıfa çektik. Yaptığımız sadece bu, bunun altında başka şeyler aramak doğru değil! Farklı bir düşüncede olsaydık, felsefe dersini kaldırırdık, oysa felsefe dersinin sayısını artırdık.

ATATÜRK BİZİM EN BÜYÜK DEĞERİMİZ

Atatürkçülük konusuna gelince: Milli Eğitim Temel Kanunu’nda ‘Bütün eğitim, Atatürk İlkelerine uygun yapılır’ diye bir madde var. Bu maddeden asla taviz yok, asla taviz vermeyiz! Biz, manevi değerlerimize ve varlıklarımıza önem veriyoruz. Atatürk bizim en büyük değerimiz. Atatürkçülük, daha önceki müfredatlarda olmadığı kadar, bu yeni müfredatta var. Açın bakın, inceleyin; beden dersinde de, geometri kitabında da, laboratuar çalışmalarında da, sosyal etkinliklerde de, kol çalışmalarında da Atatürkçülüğün anlam ve önemi hep vurgulandı, etkinliklerle pekiştirildi. Biraz ‘insaf’ istiyoruz…

ÖSYM KEŞKE HATA YAPMASAYDI

Bakan, ÖSYM’nin yanlış puan hesaplama konusunda da şunları söyledi: Böylesi kurumlara güven, esastır. Güvenin sarsılmamsı gerekir. Bu hataların olmaması gerekirdi, ama ne yazık ki oldu. ÖSYM özür diledi, özür dilemek de bir erdem. Biz, değerler eğitimine önem veriyoruz, bunu da bu kapsamda değerlendirmek gerekir. Olayın takipçisiyiz, soruşturma sürüyor. Önbilgi kapsamında şunu söyleyeyim: Kadrolar büyük ölçüde değişti, bu konuda henüz yetkinliğe ulaşamamış, bu görevde ilk kez yer alan kadrodan kaynaklanan bir hata, olmamalıydı; inşallah bundan sonra çok daha dikkatli olacaklar.

SINAV SAATİ 10.15 OLSUN DEDİM

ÖSYM’ye sınavda geç kalanlarla ilgili bir tavsiyede bulunduğunu belirten Yılmaz, sınavın 10.15’de başlamasını, 10.15’e kadar gelenlerin, işlemler yapılırken bile sessizce sınav salonuna alınmasını ve o saatten sonra da artık kimsenin alınmaması gerektiğini belirtti.

OKUL ÖNCESİNDE HEDEF YÜZDE 92

Eğitimdeki en büyük başarılarının okulöncesi eğitime yaptıkları katkı olduğunu belirten Yılmaz, 100 bin dolayında yavrumuzun okulöncesi eğitim almasını sağladık. Bu bile, başlı başına bir olay. Şu anda okulöncesi eğitimdeki okullaşma oranımız yüzde 70, 2019’da yüzde 92’yi yakalamayı hedefliyoruz. Okulöncesinde taşımalı eğitim yapmayacağız, yani çocukları bir yerden bir yere taşımayacağız; gerekirse öğretmeni taşıyabiliriz. Erzincan’da okulöncesi okullaşma oranı, Türkiye ortalamasının üzerinde, yüzde 80 dolaylarında. Bunlar çok güzel gelişmeler…

ÖZEL OKULLAŞMA ŞART

Özel okullaşma, üzerinde hassasiyetle durduğumuz bir konu. Yüzde 2’lerden, yüzde 7,8’lere geldik. Yeter mi, yetmez! Özel okullarda okuyan öğrenci sayımız 200 bin dolayındaydı, şu anda bu sayı tam 1 milyon 200 bin dolaylarında. OECD ortalaması yüzde 15, hedefimiz öncelikle bunu yakalamak…

Son söz: Bakanı samimi gördüm, iyi niyetli; eleştiri istiyor, ama yol gösterici olmak koşuluyla, asla kırıcı değil, yapıcı ve olumlu…

ETİKETLER