Yorgunluk sanıyordu, hastaneye gidince gerçek ortaya çıktı
11.07.2026 11:13
39 yaşındaki Serhat Yıldırım, yaklaşık 5 ay önce çalıştığı sırada aniden bayıldı. İlk başta yaşadıklarını yorgunluğa bağlayan Yıldırım, beyninde arteriovenöz malformasyon (AVM) olarak bilinen damar yumağı bulunduğunu öğrendi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yaşayan ve şoförlük yapan 39 yaşındaki Serhat Yıldırım, yaklaşık 5 ay önce çalışırken aniden bayıldı.
Gözlerini hastanede açan Yıldırım, yaşadıklarını iş yoğunluğu ve düzensiz çalışma saatlerine bağlayarak üzerinde durmadı. Yaklaşık bir ay önce ikinci kez bayılması üzerine yapılan incelemelerde beynindeki damarlarda anormal bir yapı tespit edildi.

"İLK BAŞTA YORGUNLUĞA BAĞLADIM"
Bunun üzerine İstanbul'da bir hastaneye giden Yıldırım'a beyinde damar yumağı olarak bilinen arteriovenöz malformasyon (AVM) tanısı konuldu.
Yıldırım, iki aşamalı tedavi sonucu sağlığına kavuştu. Serhat Yıldırım, hastalık sürecini şöyle anlattı:
"Hastalığımın ilk belirtisi yaklaşık beş ay önce, bir işte çalışırken ortaya çıktı. Hiç beklemediğim bir anda aniden bayıldım. Gözlerimi açtığımda ise Kıbrıs'ta bir hastanedeydim. Ancak hastaneye gittiğimde hiçbir şey hatırlamıyordum. Nasıl bayıldığımı, neler yaşandığını bilmiyordum. Oradaki insanlar ambulans çağırmışlar ve hastaneye kaldırılmışım.
Kendime geldim ama yaşananlara dair hiçbir anım yoktu. İlk başta bunu iş yoğunluğuna ve yorgunluğa bağladım. Çok üzerinde durmadım ve geçici bir durum olduğunu düşündüm. Ancak yaklaşık bir ay önce aynı durumu tekrar yaşadım. Bir arkadaşımla birlikte bir yere gitmiştik ve onun arabasındaydık. Bir anda yine bayıldım. Gözlerimi açtığımda bu kez hastanede, MR cihazının içindeydim."
Yine hiçbir şey hatırlamıyordum. Arkadaşıma ne olduğunu sorduğumda bana, aniden gözlerimin kapandığını, ağzımdan köpük gibi sıvı geldiğini ve titremeye başladığımı söyledi. Buna rağmen ben yine yaşadıklarımı yoğun tempoya ve yorgunluğa bağladım. Çünkü işlerimiz oldukça yoğun ve çalışma saatlerimiz de düzenli değil” diye konuştu.

Yapılan değerlendirmelerin ardından beynindeki damarlarla ilgili ciddi bir problem tespit edildiğini söyleyen Yıldırım, şöyle devam etti:
“Daha sonra Kıbrıs'ta yaşayan ve belediyede çalışan manevi ablama bu durumu anlattım. Ona aniden bayıldığımı söyledim. Sağ olsun, beni hemen hastaneye götürdü ve oradaki doktorlarla görüştük. Doktorumuz, beynimde damarlarla ilgili bir problem olduğunu ancak bunun tedavisinin Kıbrıs'ta yapılamayacağını söyledi.
Ameliyatın ve tedavinin burada gerçekleştirilemeyeceğini ifade etti. Çekilen MR görüntülerini aldık ve manevi ablam, bir aracı vasıtasıyla bunları Türkiye'deki hastaneye, Zafer Hoca'ya gönderdi. Zafer Hoca görüntüleri inceledikten sonra, bu MR sonuçlarıyla kesin bir değerlendirme yapamayacağını ve benim İstanbul'a gelmem gerektiğini söylemiş. Kendi tetkiklerini yaparak teşhisi bizzat koyması gerektiğini belirtmiş.
Sağ olsunlar, iki gün içinde hemen biletim alındı ve İstanbul'a geldim. Zafer Hoca beni gelir gelmez karşıladı. Burada üç kez MR, iki kez de tomografi çekildi. Yapılan tetkiklerin ardından Zafer Hoca beni yanına çağırdı ve beynimdeki damarlardan birinde genişleme olduğunu söyledi. Bu genişlemenin diğer damarları etkilediğini ve damarların yumak şeklinde bir yapı oluşturmasına neden olduğunu anlattı.
"BÜYÜK BİR ŞOK YAŞADIM"
Hocamız, bu damarın mutlaka alınması gerektiğini söyledi. Aksi halde patlama riski bulunduğunu, bunun sonucunda görme kaybı yaşayabileceğimi hatta hayatımı kaybedebileceğimi ifade etti. Bunları duyduğumda büyük bir şok yaşadım. Bu nedenle Zafer Hoca'dan düşünmek için üç dört gün süre istedim. Çünkü gerçekten çok zor bir karardı. Bu süreçte hocalarım her gün yanıma gelip benimle konuştular ve moral verdiler.
Bana bunun yapılması gereken bir ameliyat olduğunu, korkmamam gerektiğini söylediler. Ameliyat sonrasında bu sorundan tamamen kurtulacağımı ve artık böyle sıkıntılar yaşamayacağımı anlattılar. Onların desteği ve motivasyonuyla sonunda ameliyat olmaya karar verdim. Bugün geriye dönüp baktığımda, iyi ki bu kararı vermişim diyorum. Çünkü şu an, ilk yaşadığım dönemlere göre çok daha iyiyim. O zamanlar kendimi son derece yorgun, bitkin ve hiçbir şey yapmak istemeyecek kadar halsiz hissediyordum. Şimdi ise belki de o günlere göre yüz kat daha iyiyim."