NTV

Arapların boşluğunu Türkiye dolduruyor!

Dünya

Yemen'de yaşanan çatışmaları Arap dünyası izlemekle yetinirken, Türkiye bu konuda da rol oynamaya hazırlanıyor. Mısırlı yazar Fehmi Huveydi'ye göre hata Araplar'da.

Acaba Arap liderleri ve Arap Birliği Genel Sekreteri, ajansların geçen hafta geçtiği "Ankara Yemen’de yaşanan şiddet karşısında endişeli" haberini görünce neler hissetti?

Kendisini dünyanın jandarması gördüğü için Yemen ordusunu ve Husileri iki aydır aralarında yaşanan savaşı durdurmaya çağıran Amerikan açıklamaları, Arap liderlerinin pek dikkatini çekmemiştir. Bu liderler, Oxfam gibi insan hakları örgütlerinin Sana yönetiminden, bu uğursuz savaştan kurtulmak için köylerinden kaçan ve kendi vatanlarında mülteci konumuna dönüşen yaklaşık 250 bin kişiye gıda ve malzeme ulaştırmak için yolları açması talebiyle de ilgilenmemişlerdir.

Bu tutumlar anlaşılır ve alışıldık bir durum. Ancak Ankara’nın açıklaması alışıldık değil. Gerçi Türkiye’nin geçen yüzyılın yirmili yıllarında Osmanlı hilafetinin düşmesi sonrası göç ettiği ve sırtını döndüğü dünyanın bu bölgesinde önemli bir aktör haline gelme başarısı akabinde bu açıklama, artık anlaşılır bir durum.

Fakat sahne yeni yüzyılla birlikte tamamen değişti. Türkiye gözünü doğuya çevirmeye başladı. Adalet ve Kalkınma Partisinin 7 yıl önce iktidara gelmesine kadar Türkiye uzun yıllar gözünü Batıya sabitlemişti. Türkiye’nin bütün komşularıyla ilişkilerinde korkunç bir geçiş yaşandı. Doğu ile Batı arasında geçiş ve bağlantı köprüsünden iki cephede etkili ve önemli bir aktöre dönüştü Türkiye.

Türkiye’yi artık başta Filistin sorunu, Irak'taki şartlar, Bağdat ile Şam arasındaki son kriz, Körfez bölgesi ülkeleriyle stratejik işbirliği anlaşmalarına kadar Arap dünyasındaki bütün krizlerin ve dosyaların içinde buluyoruz. Bu siyasi varlık bütün Arap ülkelerinin kapısını çalan güçlü ekonomik varlık sonrası geldi. Türkiye’nin bu ülkelerde aktif çıkarları oldu. Dolayısıyla bu ülkelerin istikrara kavuşmasının bu çıkarlar üzerinde olumlu etkileri var.

YEMEN TÜRKİYE İÇİN NEDEN ÖNEMLİ?
Bu bağlamda Yemen, Türk siyasetinde dikkat çekici bir yer işgal etti. Bunun birinci sebebi Yemen’in Bab El Mendeb boğazını kontrol eden stratejik konumu, ikincisi Türkiye ile seçkin ekonomik ilişkileri koruyan Suudi Arabistan’a komşu oluşu, üçüncü sebep Yemen’in, Türkiye’nin istikrarının korunmasına önem verdiği Körfez bölgesinin bir ülkesi oluşu ve dördüncüsü Ankara’nın hesap ettiği İran nüfuzu ihtimalleriyle mücadele.

Türkiye Yemen’de gözle görülür sosyal ve kültürel faaliyetlerde bulunuyor. Orada iki okul kurmanın yanı sıra, Türk sivil toplum kuruluşlarının Yemen’in fakir bölgelerinde yaptığı çeşitli yardım faaliyetleri bulunuyor. Bu arka plan Ankara’yı, şu an beşinci yılına giren Yemen’in kuzeyindeki savaş dosyasına yaklaşmaya teşvik etti.

Bu konuda ortada bir Türk-Katar yaklaşımı var. Özellikle de Katar’ın geçmiş dönemde Husilerle Yemen hükümeti arasında uzlaşı anlaşması yapılmasında rolü olmuştu.

ARAP DÜNYASI HALA İZLEYİCİ KONUMUNDA
Bütün bu anlatılanlardaki şaşırtıcı gözlem, Arap Birliği de dahil Arap dünyasının düşman kardeşler çekişmesi sahnesinde hala izleyici olarak durması. Hatta Yemen devrimini destekleyen ve geçen yüzyılın altmışlı yıllarında kendi evlatlarından yüzlercesinin kanıyla Yemen topraklarını koruyan Mısır, oradaki gelişmelere sırt çevirdi ve Sa’da kentinde savaşın sürmesi karşısında ‘endişesini’ dahi ifade etmedi. Oysa Mısır Yemen’e istikrar ve uzlaşının yeniden gelmesine katkıda bulunması mümkün arabulucular arasında en fazla kabul gören Arap ülkesidir.

Bizler Türkiye’nin Sana’da yaşananlara önem göstermesini garipsersek yanlış yaparız. Çünkü komaya girerek ve kendi içimize kapanarak en büyük hatayı biz işledik. Bir boşluk yarattık ve başkaları o boşluğu doldurdu.

* Katar gazetesi El Şark, 1 Ekim 2009, Mısırlı yazar, Arapçadan çeviri: Halil ÇELİK