NTV

'Ne Gül kaldı ne gol'

Dünya

NTV Haber Müdürü Mete Çubukçu, Ermenistan'ın protokolleri durdurma kararının Erivan'da nasıl değerlendirildiğini yazdı.

Adı ne konursa konsun, nasıl algılanırsa algılansın; tarihi tartışmanın ötesinde 24 Nisan Ermeniler için aynı anlama geliyor.

Erivan’a hakim bir tepede bulunan Soykırım Anıtı'na çiçek bırakmak için binlerce kişi kuyrukta beklerken, bir gece önce Türkiye karşıtlığı ile bilinen radikal görüşlü Taşnak Partisi'nin şehir merkezindeki yürüyüşünden eser yok. Taşnaklar bayrak yakıp, poster çiğnerken; binlerce ziyaretçinin sessizlik içindeki yürüyüşüne bu kez sadece derinden duyulan ilahiler eşlik ediyor.

Birkaç Taşnak’ın bayrak yakması ertesi gün Türk gazetelerinde manşet oluyor. Bu durum hala “iyi” iş yapabiliyor. Bir yetkili "iki tarafın aşırı milliyetçilerinin birbirinden farksız olduğunu” vurguluyor. Biz de ona “bu tür gereksiz ve kışkırtıcı tavırların iki ülke arasında zor yürüyen süreçteki olumlu adımları gölgede bıraktığını” söylüyoruz.

EN ÖNDE NALBANDYAN VE SARKİSYAN
Protokollerin mecliste onaylanması sürecini askıya aldıklarını açıklayan Devlet Başkanı Sarkisyan ile “Türkiye’nin sürekli oyalama taktiği ile yapay gerekçeler yarattığını” söyleyen Dışişleri Bakanı Nalbandyan en öndeler.

MALTEPE CAMİİ'NDE DUA BİLE OKUNABİLİR
Türkiye Ermenistan ilişkilerinin gizli kahramanlarından Karadeniz Ekonomik İşbirliği Ermenistan Temsilcisi Samson Özararat, “din ya da ulusal kimlik önemli değil. Önemli olan herkesin sadece acıları paylaşması, siyasi tartışmaların ötesinde insani bir duruş göstermesi” şeklinde tarif ediyor 24 Nisan anlaşmalarını. Anıt çevresindeki sohbetlerin bir diğer konusu ise Taksim’de bir grup aydının 1915'te hayatını kaybedenler anısına düzenledikleri etkinlik. Özararat “Adı konmadan, karşılıklı ölenler anısına Ankara Maltepe Camii'nde dua bile okunabilir” diyor

Ancak, bir grup aydının Taksim’de gerçekleştirdiği etkinliğin Erivan’da büyük destek bulduğu, heyecan yarattığı ve “Türkiye’de bir şeyler değişiyor” yorumlarına yol açtığı da söylenebilir.

24 NİSAN SÜRPRİZLERİ
24 Nisan tarihi kadar artık öncesi de çok önemli son iki senedir, hatta sürprizlere açık. Geçen yıl 22 Nisan’da Türkiye ile Ermenistan arasında ilişkilerin normalleştirilmesi kararlaştırılmış, yeni bir dönem başlamıştı.

Tam bir yıl sonra Ermenistan yönetimi yine aynı gün sürecin olmasa bile protokollerin onaylanmasına ara verildiğini duyurdu. Bu durum iki ülke ilişkilerinin ne kadar nazik dengeler üzerinde olduğunu gösteriyor.

SOYKIRIMI BİLE ÖN KOŞUL OLARAK KOYMADIK
Aralarında NTV’nin de bulunduğu 5 gazeteciyi kabul eden Dışişleri Bakanı Nalbandyan “Biz soykırımı bile ön koşul olarak koymadık. Hatta bunu yaparak çok büyük risk aldık. Ama Türkiye bu konu ile ilgili olmayan Karabağ’ı sürekli önümüze getirdi. Biz imzaya sadık kalmak istiyoruz. Ama partnerimizin de samimi olması lazım” diyerek sürecin uzun bir süre işlemeyeceğini ima ediyordu.

Hatta bazı kaynaklar Ermenistan Ulusal Konsey toplantısında süreci tamamen rafa kaldırılmasının bile düşünüldüğünü, Devlet Başkanı Sarkisyan’ın bunu engellediğini söylüyor.

NE GÜL KALDI NE GOL
Alınan karar, süreci destekleyen ya da karşı çıkan herkes tarafından onaylanıyor. Gazetelerin manşetleri de buna uygun atılıyor. “Ne Gül kaldı, ne de gol” diyerek iki ülkenin futbol diplomasisi ile başlattığı sürecin sona erdiğini ilan edenler kadar, “sabrımız taştı” diyerek daha sert yaklaşanlara da rastlamak mümkün.

HERKES KARARI DESTEKLİYOR
24 Nisan öncesi Erivan yönetiminin bu tavrını haklı bulanlar kadar yetersiz görenler de var. Hükümeti oluşturan koalisyonun büyük ortağı Cumhuriyetçi Parti’nin sözcüsü milletvekili Edvard Sarmazanov’la yaptığımız görüşmede “Milli çıkarlarımızı koruduk. Süreç tek taraflı bizim zorlamamızla yürümez” diyor.

PROTOKOLLER TAMAMEN ORTADAN KALDIRILMALI
Sürece başından beri tümüyle karşı çıkan, gösterilerde Türk bayrağı yakarak gündemi kendilerine yontan Taşnak Partisi’nin Uluslararası Sekreterya şefi Giro Manoyan ise varılan noktadan tatmin olmamış gibi. Manoyan “Bu yetmez. Protokoller tamamen ortadan kaldırılmalı” şeklinde konuşuyor.

Süreç siyaseten bir süreliğine durmuş gibi görünse de bu durum her iki ülkenin iç politik dengelerine de bağlanıyor. Türkiye’de 2011’deki seçimler öncesi AKP hükümetinin oy kaybetmekten çekindiğini söyleyenlerle, Ermeni yönetiminin geçen yıl 24 Nisan öncesi protokollere evet diyerek aldığı riski taşıyamaz hale geldiğini düşününler de var.

ARTIK SÜREÇTEN GERİ DÖNÜŞ OLAMAZ
Ermenistan Ulusal ve Uluslararası Çalışma Merkezinden Richard Giragosyan bir zamanların Taşnak Partisi üyesi ve iflah olmaz Türkiye karşıtı isimlerden. Bugün ise “birbirimizi anlamalıyız” noktasına gelen bir araştırmacı. Giragosyan bir yıllık süreç sonunda artık geriye dönüşün mümkün olmadığını anlatıyor. “Siyasi olarak bunlar yaşanacaktır. Ama geçen kısa süre içinde o kadar fazla ilişki gerçekleşti ki, sivil inisiyatifler politik gelişmeleri aştı. Açılan bu kanal hepsinden önemli” diyor.

Kafkasya Enstitüsü Başkanı Aleksandr İskenderyan ise uluslararası açıdan Türkiye’nin Karabağ sorununu önceleyerek Ermenistan ile ilişki kuramayacağını düşünüyor. Artık Türkiye ile Ermenistan dışında, denklemde Amerika ve Rusya’nın da bulunduğunu söylüyor.

Erivan’da kısa vadede protokollerin meclise getirileceğini düşünen neredeyse yok gibi. Dışişleri bakanı Nalbandyan dâhil herkes bu konuda çok net: Türkiye adım atmadıkça biz harekete geçmeyeceğiz.

Ermenistan Türkiye ilişkileri bir 24 Nisan’da daha Erivan’ın en önemli gündem maddesini oluşturuyor. Bir yıl önceki sürpriz başlangıç, bir yıl sonra aynı tarihte tıkanmayla devam ediyor. Bakalım önümüzdeki 24 Nisan, iki ülke ilişkileri açısından nasıl bir sürprize sahne olacak.