Muhterem Nur: Müslüm’ün değerini anlamamışım

Müslüm Gürses'in 4. ölüm yıl dönümünde Muhterem Nur “Onun değerini anlamamışım” dediği eşiyle nasıl tanıştıklarını anlattı. Nur ayrıca çocukluğunu, sinema ve sahne yılları hakkında “İz Bırakan Kadınlar” dizisi için NTVRadyo’ya konuştu.

  • 1

    "BİRBİRİMİZİ TUTUP ÇIKARDIK"

    “Keşke ilk olarak eşimle karşılaşmış olsaydım. Hayatıma giren ilk erkek o olsaydı. 36 sene evvel hayatıma girdi. O benden yaşca küçük, 13-14 sene küçük. Ama o benden çok büyükmüş gibi geliyordu bana. Çok olgundu. Onun ne parası, ne ismi!.. Şöhreti yoktu zaten, az bir şöhreti vardı. Battığım zaman onu çıkardım. Yani ben batıyordum, ona tutundum. O beni çıkardı, ben de onu çıkardım. Şimdi anlıyorum ki ben ne kaybetmişim dünyada. Ben onu hep kendim gibi görüyordum. Onun büyük bir değer olduğunu çok anlamamışım ben. Milyonlarca hayranıyla beraberim şu anda. Her pazar günü mezarına gidiyoruz. Sıcak, yağmur, ne olursa olsun yüzlerce insan geliyor.

  • 2

    “KİMSE BANA YARDIM ETMEDİ”

    Doğum yerim Belgrad. 2 yaşındayken Türkiye’ye gelmişim. Teyzelerimle yetiştim, büyüdüm. Çok yalnızdım. Beş yaşına kadar hiç konuşamıyordum. Kimse elimden tutmadı. Şimdi herkesin arkasında bir menajer, bir insan, bir erkek var. Zengin bir erkek parayla mesela bir albüm yaptırıyor. Klipler çekiliyor, parasını veriyor. Benim öyle bir şeyim olamadı. Yani ben kendi gücümle nereye kadar geldimse geldim. Kimse bana yardım etmedi. 12 yaşımdan beri mücadele ediyorum. Artık orasını anlayın. Çok kötü insanlarla karşılaştım. Bana hiç kimsenin kötülüğü dokunmadı. Çok iyi insanlarla karşılaştım, kimsenin fazla iyiliği olmadı.

  • 3

    "HALK BENİ SEVİNCE BIRAKAMADIM"

    Çok küçük yaşta bir kazaya uğradım. O zaman kadın oldum. Sinemaya geçtiğimde herkes beni okuyor. Okuluma bu yüzden devam edemedim. O tarihlerde gazeteler yazdı. Günaydın gazetesi çıkıyordu, ayrıca çıkıyordu, ek değil. O gazetelerde de yazılar yazıldı. Utancımdan okula gidemedim. Annem beni daha sonra Kadıköy Akşam Kız Sanat Okulu’na verdi. Hem filme figüran olarak gidiyordum, hem okuyordum. Onu bitirdim. Dikiş üzerine kendimi kurtaracaktım ama sanatçı oldum. 

  • 4

    "İSMİMİ DUYURDUM"

    Oyunculuğa 1951 yılında başladım. Figüranlık yapıyordum, sonra birden Boş Beşik. 15 yaşındaydım. Onunla ismimi duyurdum. Sonra Kara Sevda büyük yankı yaptı, Türkiye oyuncu olarak beni bağrına bastı. Kadın izleyicisini ilk yakalayan sanatçıyım. O yıllarda Fatma Girik ile beraber filmlerde oynuyorduk. İlk önce star ben oldum, arkadan fatma oldu. Halk beni sevince bırakamadım. Figüran olarak 169 filmde oynadım. Her filme bizi alıyorlardı figüran olarak. Beş lira yevmiye veriyorlardı, yol parası hariç. 20 senede 700’e yakın film yaptım. Figüranlık yaptıklarım dahil.

  • 5

    "BENİ KAALE ALMIYOR ŞİMDİKİ YAZANLAR"

    Kendi kendime diyorum ki, şimdi herkes estetik yaptırıyor, diş, dudak yaptırıyor. O zaman böyle bir şey yoktu. Dişimiz, dudağımız, burnumuz her tarafımız güzel olduğu için bizi oynatıyorlardı. Bir de kabiliyetli olduğumuz için. Şimdi öyle değil. Sinema okulu var. Biz iz bırakanlarız, yani insanların üzerinde. Beni kaale almıyor şimdiki yazanlar. Sadece akıllarında kalan, Fatma Girik o da az, efendim Türkan Şoray, Filiz Akın, Hülya Koçyiğit. Ben hiçbirine aldırmıyorum. Beni halk seviyor, diyorum, kim ne derse desin.

  • 6

    "MALATYA’DA TURNEDE MÜSLÜM’LE TANIŞTIM"

    Ben sahneye mecburiyetten çıktım. Belgin Doruk'u, Fatma Girik'i çıktı. Sinema kapandı çünkü. Seks filmleri yapıyorlardı. Şöhretimizi başka yollardan kullanıyorduk. İnsanlar çok üzüntü duyuyorlardı bizi sahnede görünce. Ama gene de bizi izlemek için birbirlerinin üstüne çıkıyorlardı. Sonra ben hayatımı dış ülkelerde kazanmaya başladım. Kenya, İsrail, Beyrut’a gittim. Türkiye'de Maksim'de Zeki Müren ile sahne aldım. Müziklerimi Beyrut’tan getirmiştim. Ondan sonra daha da kadınlaştım. Her şeyin bittiği bir zamanda, bir turnede Malatya'da Müslüm’le tanıştım.

  • 7

    MÜSLÜM’E “BENİMLE EVLENİR MİSİN” DEDİM

    Müslüm’le beraber oldum. İşte kısa bir flörtten sonra birbirimize çok yaklaştık. Dört yıl beraber olduk. Dördüncü yılda turneye çıkmıştık, Anadolu turnesine. Otelde odama geldi, konuşurken, aşağıdan adam dedi ki “Odanızdakini çıkarın!” Ne demek yani! Sonra istanbul'a döndük, o benim ağrıma gitti. Müslüm, benimle evlenir misin, dedim. Neden olmasın, dedi. Beykoz'da evlendik. Böyle sade, gezmeye gider gibi evlenip döndük. Yurtdışında devamlı konserler oluyordu. Gurbet konserleri. İbrahim Tatlıses, Bülent Ersoy, Gönül Akkor’la. Daha sonra Müslüm’ü de çalıştığım yerlere götürdüm. Londra'ya, Amerika'ya götürdüm. İsviçre, Almanya, oralarda çalıştık. Türkiye'ye döndük sinemamızı yaptık. Onunla da 5-6 filmde oynadım.

  • 8

    "HİÇ DOSTUM KALMADI, YÜRÜYEMİYORUM"

    Aldığım çok ödüller vardı. Sinemaya kızdığım için, verilen bazı ödülleri topladım çöpe attım. Sinemadan o denli nefret etmiştim. Şimdi sinemaya da özlem duyuyorum, ama iş işten geçti. Yürüyemiyorum. Hayatımda bir şey eksik değil ama gücümden çok şey eksildi. Hiç dostum kalmadı. Halktan dostlarım var. Yani bizim camiada insanlar dost olarak kalmıyor. Ya çok büyük şöhretin olacak, şöhretinden yararlanmak isteyecekler ya da çok zengin olacaksın parana sokulacaklar. Eşim hayattayken kapımı aşındırıyorlardı.

  • 9

    "ÖLMEDEN BİR ŞEYLER BIRAKMAK İSTİYORUM"

    Yeniden yaşamak istemiyorum geçirdiğim günleri. Mutluyu ya da mutsuzu hatırlamak istemiyorum. İleriye gidiyorum. Ne olacak bakalım. Daha yapılacak işlerim var. Ayakta durmam, ellerimle bir yere tutunmam lazım. Ölmeden evvel bir şeyler bırakmak istiyorum.

  • 10

  • 11

  • 12

  • 13

  • 14