NTV

Emre Belözoğlu: Transfer olduğumda gözlerimi oydular

Ntvspor

Spor

Lider Medipol Başakşehir'in tecrübeli oyuncusu Emre Belözoğlu, Galatasaray döneminden Fenerbahçe'ye transferine kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu.

Medipol Başakşehir'in 36 yaşındaki tecrübeli ismi Emre Belözoğlu, Galatasaray'da geçirdiği günleri ve Türkiye'ye dönüş sürecini anlattı. FourFour Two dergisine röportaj veren Belözoğlu, Fenerbahçe'ye transfer olduğunda Yedikule'deki heykelinin başına gelenleri anlattı.

İşte röportajdan öne çıkan bölümler; 

"BU KONUDA EN İYİSİ ABDULLAH AVCI"

Kariyerin boyunca oynadığın kulüplerde liderliğe alışık bir oyuncusun. Başakşehir’e gelirken bunu yaşamayı bekliyor muydun? Bu sezonki performansınız senin için sürpriz oldu mu?

Futbolcu profilime uygun olduğunu düşündüğüm için, bugüne kadar hep önde oynamayı tercih eden takımlarda oynadım. Başakşehir’e geldiğimde Abdullah Avcı’nın ve oyuncuların reaksiyonu da bu yöndeydi. Benim de dahil olmamla birlikte daha çok önde oynamaya çalışan bir takım ortaya çıktı. Sezon başında oynadığımız çok zorlu dört maçın tamamından hakkını vererek ayrıldık ve o maçlar şu an ligdeki konumumuza gelmemizi sağladı. Yola lider olmak için çıkmadık ama takımdaki oyun gücünü gördükten sonra buna inanmaya başladım. İki sene önce imza atarken şampiyonluğa oynamak; Beşiktaş’la, Galatasaray’la kafa kafaya mücadele etmek gibi hedeflerden ziyade ligi ilk dörtte bitirmek, Avrupa Ligi’ne gitmek gibi daha gerçekçi hedefler koymuştuk.

Abdullah Avcı’yla nasıl bir ilişkin var? Onlarca farklı hocayla çalıştıktan sonra onun öne çıkan özelliğinin ne olduğunu söyleyebilirsin? 

Her şeyden önce çok samimi. Konuşurken yüzü kızarır, söyledikleriyle karşısındakini etkiler çünkü yapmacık değildir; içinden geldiği gibi hareket eder ama aynı zamanda da oyuncusuyla mesafelidir. Benim gözümde oyuncusundan geri bildirimi en iyi alan teknik direktör o çünkü oyuncusuna yaklaşırken birçok parametreyi göz önünde bulundurur: Psikolojik durumunu, aile yaşantısını, bir önceki antrenmanını, sakatlık durumunu… 

"EMOŞ ÇAY GETİR DEDİKLERİNDE..."

11 yaşında, Zeytinburnuspor’da sırf seni izlemek için tribüne gelenlerin hissettirdiği “özel futbolcu” sıfatını kazandıktan sonra Galatasaray’a gelip takım arkadaşlarından tekme yemeye başladığında kendini nasıl hissettin? 

Biraz anneme benziyorum ve insanları koşulsuz seviyorum. O takımda da öyle bir abi-kardeş ilişkisi vardı. Mesela babam bana evde “Oğlum, bi’ çay getir!” dese, “Yaa baba, bi’ dur yaa!” diyebilirim ama Galatasaray’da “Emoş, bi’ çay getir!” dediklerinde, koşmaya başlamadan önce “Başka isteyen var mı?” diye bakardım! O takımdaki herkesi çok sevdim. Onların getir-götür işlerini yapmak bile beni mutlu ederdi. İşte öyle bir sevgi ve saygı!

"Galatasaray’daki abilerimin yaklaşımları beni çok törpüledi. O havalı, afralı tafralı oyuncudan disiplinli bir oyuncuya dönüştüm"
"Galatasaray’daki abilerimin yaklaşımları beni çok törpüledi. O havalı, afralı tafralı oyuncudan disiplinli bir oyuncuya dönüştüm"

"BACAK ARASI ATTIĞIMDA ÇOK SİNİRLENİRLERDİ"

Abi saydığın Hakan Ünsal, Gheorghe Hagi, Bülent Korkmaz gibi isimler sana saha içinde de sert davrandıklarını anlatıyor. Hatta bilerek düşürdükleri bile olurmuş! Neye sinirleniyorlardı?

Bacak arası attığımda, çalım attığımda çok sinirlenirlerdi. Sonra enseye bir tokat, bacağa bir tekme, düşürürlerdi beni! Alışkındım ama. 14 yaşımda Zeytinburnuspor’da A takıma çıktığımda da başıma aynı şeyler geliyordu. Hatta o zaman terlik yok, takunya fırlatırlardı! Ben de o dönemin son temsilcilerinden olduğum için burada gençler benden biraz çekinir çünkü zamanında bu yüzden ben de hatalar yaptım. Şöhret, futbolcular için zeminin kaygan olduğu bir ortam hazırlıyor. Galatasaray’daki abilerimin yaklaşımları beni çok törpüledi. O havalı, afralı tafralı oyuncudan disiplinli bir oyuncuya dönüştüm.

"GALATASARAY'A SÖZ VERMİŞTİM AMA..."

2008’de futbol hayatını Avrupa’da bitirmek isterken Fenerbahçe’nin teklifinde sana cazip gelen neydi? Neyi düşünerek ani bir dönüş kararı almıştın?

Eşim Tuğba, o dönem nişanlımdı. Bu yüzden kulüpten ayrılmak istiyordum ama göndermiyorlardı. Zaten Fenerbahçe dışında her yerden kendi isteğimle ayrıldım, sadece Fenerbahçe beni gönderdi. Yurt dışında sekizinci yılımdı ve artık zor gelmeye başlamıştı. Tuğba’nın yurt dışında yaşamakla ilgili endişeleri vardı, annem dönmemi çok istiyordu, Aziz başkan çok istiyordu... Ben de dönemin Galatasaray Başkanı Adnan Polat’la görüştüm çünkü onlara bir söz vermiştim, “Türkiye’ye dönmek istediğimde ilk size söyleyeceğim” demiştim. Onlar beni düşünmediklerini söylemişlerdi ve ben de Fenerbahçe’ye gitmiştim. Hâlâ çok doğru bir karar verdiğimi düşünüyorum. Fenerbahçe’de oynamak çok büyük bir ayrıcalıkmış, bunu çok net bir şekilde hissettim. Özellikle de sokakta. Fenerbahçe taraftarının samimiyetini başka hiçbir takımın oyuncusu hissetmemiştir. Kimse yanlış anlamasın, Galatasaray’da da çok güzel günlerim geçti. Bugünlere gelmemi sağlayan Galatasaray’da almış olduğum eğitimdir ama Fenerbahçe’de oynamak ayrıcalıktı.

"FENERBAHÇE'YE TRANSFER OLDUĞUMDA GÖZLERİMİ OYDULAR"

Kariyerinde yaşadığın en büyük onurlardan biri, heykelinin dikilmesi miydi?

Bunu pek kimse bilmiyor. Yedikule’de ilk kez top oynamaya başladığım parka adım verildi ve bir de heykelimi yaptılar. O zaman Inter’de oynuyordum. Birçok futbolcu artık PR şirketleriyle çalışıyor, bir tweet bile atacak olsalar onaydan geçiyor. Ben o zaman da olduğum gibi davrandığımdan gazeteci falan çağırmamıştım. Açılışını belediye çalışanları ve ailemle yaptık. Fenerbahçe’ye transfer olduğumda gözlerimi oydular. Mermer heykelin gözlerini! Canları sağ olsun. Sonra belediye restore etti.

ETİKETLER